1. Haberler
  2. Genel
  3. Toplumsal Travma, Umutsuzluk ve İşsizlik: Hükümetin Görmezden Geldiği Gerçekler

Toplumsal Travma, Umutsuzluk ve İşsizlik: Hükümetin Görmezden Geldiği Gerçekler

featured

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde gençler arasında giderek artan madde kullanımı, ekonomik zorluklar, işsizlik, stres ve gelecek endişeleri gibi faktörlerle derinleşen bir kamu sağlığı sorununa dönüşmüş durumda. Bu bölgedeki gençler, yaşadıkları sosyal ve ekonomik baskılar karşısında madde kullanımını bir çıkış yolu olarak görmekte ve bu yolla bunalım ve umutsuzluklarını hafifletmeye çalışıyorlar.

Ancak, bu artan madde kullanımının altında sadece bireysel tercihler değil, aynı zamanda devletin yetersiz politikaları ve gençlerin ihtiyaçlarına duyarsızlığı da yatmaktadır. Mevcut hükümetin gençlerin karşı karşıya kaldığı sorunları görmezden gelmesi ve çözüm üretmek yerine inkâr etmesi, sorunun daha da derinleşmesine neden oluyor.

Doğu ve Güneydoğu’daki gençlerin yaşadığı bu sıkıntılar, siyasi bir boyut da kazanırken bölgedeki siyasi istikrarsızlık, çatışma ve güvenlik sorunları, gençlerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilemekte ve madde bağımlılığının artmasına zemin hazırlamaktadır. Ayrıca, bölgedeki devlet politikalarının gençlerin ihtiyaçlarına yanıt vermede yetersiz kalması ve gençlerin temel haklarına saygı göstermemesi, toplumsal huzurun ve güvenin zayıflamasına neden oluyor.

Madde kullanımının gençler üzerindeki etkilerini ve bu konudaki sosyal sorunları, konuyla ilgili uzman ve deneyimli katılımcılarla ele aldık.

            Gençler hakkında soru sorduğumuzda sözümüz kesiliyor

Mevcut politikaların gençleri göz ardı ettiğini, gençlerin ihtiyaçlarının sadece evlilikle sınırlı olmadığını ve hükümetin gençlerin gerçek ihtiyaçlarından haberdar olmadığını ifade eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş, “Gençlerin sağlığını ve güvenliğini tehdit eden en ciddi tehlike mevcut iktidardır. Mevcut iktidarın genç düşmanı politikalarıdır. Biz parlamentoda Gençlik Bakanlığı görüşmeleri esnasında komisyonda gençler adına sorular sormaya çalıştığımızda, komisyonun en genç milletvekili olarak defalarca sözümüzün kesildiğini söylemek isterim. Fakat biz sözümüzü söylemekten asla vazgeçmiyoruz. Biz gençlerin problemi var dediğimizde, gençler iş bulamıyor dediğimizde, barınacak yeri yok dediğimizde bize çözüm olarak bir paket açıklıyorlar ve gençlerin evlenmesine destek olacaklarını söylüyorlar. Bu süreci gerçek anlamıyla yanlış okuyorlar. Gençlerin neye ihtiyacı olduğundan iktidar haberdar değil” dedi.

               Madde bağımlılığının arkasında devlet politikaları var

İşsizlik ve geleceğe olan kaygı nedeniyle Kürt gençler arasında da madde bağımlılığının arttığını ve bu durumun devlet politikaları gereği Kürt gençleri için ciddi tehlikeler barındırdığını belirten Güneş, “Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki gençler üzerinde özellikle bölgedeki gençler üzerinde işsizlik, stres, kaygı, siyasi baskılar ve göç oldukça artmış durumda. Fakat buna bağlı olarak madde bağımlılığının artışının sebeplerini siyaset olarak farklı değerlendiriyoruz. Gençler arasında artmış olan madde bağımlılığının sebebi bizim yapmış olduğumuz çalışmalarda, gözlemlerimizde ve kişisel görüşmelerimizde kendi gözlemlerimizde doğrudan bir devlet politikası olarak uygulandığını belirtmek isterim. Bu politikayı, bölgedeki Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) sayılarının azlığında da açıkça görmek mümkün. Bütün bunlar hem gençler hem de insanlar üzerinde çok ciddi etkileri oluyor. Bu etkilerin tabi ki strese ve gelecek kaygısına sebep olduğunu,  artan işsizlik durumunun mutsuzluğa gelecek kaygısına sebep olduğunu görüyoruz’’ diye konuştu.

Psikolog Yasemin Mert Saydam
Psikolog Yasemin Mert Saydam

                      Araştırma yapmakla hükümlü olan devlettir

Son yıllarda madde bağımlılığının ve anti-depresan talebinin arttığı bu dönemde, konuyla ilgili araştırma yapacak kurumun hükümet olması gerektiğini belirten Psikolog Yasemin Mert Saydam, bu konuda henüz bir önlem alınmadığını ve araştırmalara rastlamadığını ifade etti. Bu durumun sadece psikologlar tarafından değil, aynı zamanda diğer alanlardaki uzmanlar tarafından da incelenmesi ve önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Saydam,‘’2022 yılında CHP Milletvekili Burhanettin Bulut’un konuya dikkat çekmesinden beri Türkiye’de antidepresan kullanımının artması konusu daha fazla gündem kaplıyor. Bununla birlikte ben medyada hükümet tarafından bu konuya özel bir çalışma yapıldığı gibi bir habere rastlamadım. Bunu dikkat çekici buluyorum, hızla artan bir kamu sağlığı problemi konusunda farklı kurumlarındaki verileri inceleyerek, konu özelinde çalışan uzmanlarıyla birlikte kapsamlı bir araştırma yapmakla yükümlü olan kurumun hükümet olduğunu düşünüyorum. Zira bizim erişebildiğimiz verilerden çok daha fazlasına sahip olarak, ruh sağlığı uzmanları, sosyologlar, ekonomistler, politikacılar birlikte bu sorunu inceleyip gerekli düzenlemelerin sağlanması için harekete geçmeliler’’  şeklinde konuştu.

                  Ekonomik ve sosyal krizin bağımlılığa olan etkisi

Pandemi ve sonrasında gelişen ekonomik krizin, toplumun genelinde ve özellikle genç kesimde kişisel ihtiyaçların karşılanamamasıyla ortaya çıkan bunalım ve umutsuzluğun, birçok kişi tarafından anti-depresan ve madde kullanımının artmasına neden olduğunu dile getiren Saydam, ”Pandemi döneminde antidepresan kullanımı sosyal destek mekanizmalarının kullanılamaması nedeniyle gittikçe arttı. Sonrasında ekonomik problemlerin gittikçe artması, konut krizinin oluşması, gelecek kaygılarının yönetilemez hale gelmesi, yetersiz beslenme, spor yapabilme imkanı, dışarı çıkıp sosyalleşebilmeye bütçe ayıramama, kişilerin kendi duygu durumlarını düzenleyebilecekleri kendi hobilerine bütçe ayırmanın mümkün olmaması gibi birçok sebeple zihinsel sağlığın korunması gittikçe daha da zorlaştırdı. Bununla birlikte, ruh sağlığına yönelik profesyonel destek alma ihtiyacı duyulduğunda antidepresan ve madde kullanımı en ucuz ve ulaşılabilir yöntem’’ diye ifade etti.

Prof. Aytekin Sır

        Gençlerde ilk başlarda inkar sonra kabullenme dönemi oluyor

Son yıllarda gençler arasında yaşanan bunalım ve başarısızlık nedeniyle madde kullanımının yaygınlaşması, gençlerin bağımlılıklarını kabul etmeleri ve gerçekle yüzleşmeleri sonrasında tedavi sürecine gittiklerini ifade eden Prof. Aytekin Sır, ‘’Madde kullanımı son yıllarda giderek artış göstermekte ve yaygınlaşmaktadır. Gençler arasında madde kullanımının yaygınlaşmasının sebepleri arasında umutsuzluk, merak, kuşak çatışması, gelecekten beklentinin olmaması, olumsuz arkadaş çevresi, aile içerisindeki çatışmalar, parçalanmış aileler, okulda başarısızlık nedeniyle geleceğinin olmadığını düşünme, aile baskısı ve aile içinde sorunların şiddetle çözülmeye çalışılması önemli nedenler arasında sayılabilir. Madde kullanan gençler önce kendileri böyle bir sorunun olduğunu kabullenmekte zorlanıyorlar. Başlangıçta inkar dönemi oluyor. Bağımlı olmadıklarını söylüyorlar. Daha sonra bu gerçekle yüzleşiyor ve çoğu zaman aileleriyle birlikte yardım arama ihtiyacı hissediyorlar’’ diye konuştu.

                    Depresyon kadınlarda daha yaygın

Madde kullanımı sonrası bireylerde yer yer intihar ve ciddi ruhsal sorunlara neden olduğunu dile getiren Sır,’’Hayattan tat alamama, karamsarlık, ümitsizlik, enerji de azalma, kendine güvende azalma, bedensel yakınmalar, uykusuzluk veya aşırı uyku uyuma, iştahsızlık veya çok yemek yeme gibi belirtilerle kendisini gösteren depresyon son dönemde giderek yaygınlaşan ciddi bir ruhsal sorundur. Kimi zaman ağır vakalarda yaşamak istememe ve intihar düşüncelerinin de tabloya eşlik ettiği olabiliyor. Depresyon kadınlar arasında daha yaygındır ve erkeklere göre yaygınlığı iki kat daha fazladır. Benzer biçimde intihar girişimi oranları da kadınlar arasında iki ila dört kat daha yüksektir’’ Dedi.

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Latif Meşe

                     Travma durumlarında madde kullanımı

Dünya genelinde ve Türkiye’de giderek artan madde kullanımının, sosyal ve ekonomik sebeplerin yanı sıra toplumsal travmaların da gençlerde hatırlamak istenmeyen durumlarda madde kullanımını tercih ettiğini ifade eden Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Latif Meşe, ‘’Yaklaşık beş yıldır madde bağımlılığı alanında çalışıyorum. Birleşmiş Milletler Suç Ofisi’nin verilerine göre dünya genelinde son on yılda madde bağımlılığında bir artış söz konusu. Türkiye’de de bir artış söz konusu. Türkiye genelinde hangi gerekçilerle maddeler kullanılıyorsa, Doğu ve Güneydoğu’da da işsizlik, stres ve kaygı aynı nedenlerden dolayı da kullanılıyor diyebilirim. Ama Doğu ve Güneydoğu’da bunlara ek olarak madde kullanımı için başka gerekçelerde var. Hendek savaşlarının yapıldığı ilçelerde madde kullanımı çok daha yüksekti. Bize en çok gelen yerler; Silopi, Cizre, Nusaybin ve Sur içleriydi. Bunların sebebi işsizlik, stres, yada kaygı değil travmaydı. Örneğin madde kullanan bir çocuk vardı. Nedenini öğrendiğimizde olaylar esnasında babasının ölmesinden dolayı madde kullandığını öğrendik. Bu tür durumlardan dolayı da kullanılıyor diyebilirim. Çünkü madde mutluluk hormonu sağladığından dolayı yaşadığı çatışmalı dönemleri ve acıları unutmak istediği için kullanmayı tercih ediyorlar’’  diye konuştu.

              Akranlarına karşı kendilerini kanıtlama arzusu  

Madde kullanımın aile içi çatışmalar ve iletişimsizliğin çocuğun madde kullanımını tercih etmesine neden olabilecekken bilinçli aile yapılarının az olduğunu işaret eden Meşe,‘’Aile içerindeki iletişimsizlik ve çatışmalar çocuklarda madde kullanımının etkisini arttırıyor. Genellikle parçalanmış ailelerin çocuklarında bu durumlara denk geldik. Parçalanmış aileden kastım babası cezaevinde olan, ayrılmış olan ya da hayatını kaybetmiş olan ailelerin çocukların madde kullanımı daha kolay. Çocuğun başıboşluğu, kontrolsüzlüğü ve dışarıda yaşama kendini var etme arzuları büyük neden. Bunun dışında mutlu bir aile olsa bile madde kullanımı da söz konusu. Bazen anneler babalar biz çocuğumuz için her şeyi yaptık ama çocuğum yine madde kullanıyor diyor. Evet iyi bir şey yaptılar ama yapmış oldukları yöntem doğru değil. Bilinçsiz aile bu konuda çok var. Son olarak işsizlik, stres ve kaygının dışında gençler ve çocuklar akranlarına karşı kendilerini kanıtlama gereği duyduğu için madde kullanıyor’’ şeklinde konuştu.

Toplumsal Travma, Umutsuzluk ve İşsizlik: Hükümetin Görmezden Geldiği Gerçekler
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Güzel kapsamlı bir haber olmuş hazırlayanların emeğine sağlık, tebrik ederim. Ülke olarak, elbirliği ile gençlerimizin sorunlarını anlamaya, onların bu sorunlarının üstesinden gelmelerinde onlara destek olmaya ve onları zayıf düşürecek her türlü antidepresan ve bağımlılık yapan maddelerden uzak tutmaya gayret etmeliyiz.