Sanatçı Mikail Aslan, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasına ilişkin açıklama yaptı. Aslan’ın açıklaması şöyle;
Onurlu Bir Direnişin Çocuklarıyız
Sizden ve bizi birer direnç ışığı gibi yetiştiren toprağımızdan binlerce kilometre uzakta, derin bir keder içindeyim. İrademizle seçtiğimiz başkanlarımıza ve sizlere reva görülen bu aşağılayıcı, onur kırıcı muamele kalbimi sızlatıyor. Dirimize, ölümüze, akıllımıza, delimize, gencimize ve yaşlımıza yönelen bu zorbalığı tüm kalbimle protesto ediyorum.
Dünya âlem biliyor ki bizler, onurlu bir halkın ve onurlu bir direnişin çocuklarıyız. Tüm dünya halkları, asaletimizden, kültürümüzden ve sanatımızdan gıptayla söz ediyor.
Yerimizi ve göğümüzü dolduran bu zulüm düzeni, dünya tarihinin zalimlere ayrılmış kısmını miras almış. Seçilmiş başkanlarımızı, temsilcilerimizi ve toprağına hizmet için gecesini gündüzüne katan kardeşlerimizi aşağılayarak, yaka paça yerlerde sürükleyerek belediyelerimize ve kurumlarımıza el koydular. Bu kurumlar, birer kaleye, karakola ve zindana çevriliyor. Bu yaklaşım, Dersim özelinde en barbarca örneklerini sergilemiş soykırımcı geleneğin genlerinin dirilmesi değil de nedir?
Dersim’e Zulmedenler Ulu Divan’da Yargılanacak!
Jiyarlarımıza yemin olsun ki bize bunu yapanlar, bedenlerimizi çiğneyip geçenler, gençlerimizi geleceksiz ve hayatsız bırakanlar bir gün “Ulu Divan”da hak ettikleri cezayı bulacaklardır.
Halkımızın iradesini gasp edenler! Sizler artık “utanın, hicap edin.” Seyit Rıza’yı idama götürmeden önce başındaki puşiyi çıkarıp şapkanızı geçiren bir medeniyetin devamı olmaktan hiç mi utanmıyorsunuz? Medeniyetiniz bile aşağılamak, yok saymak ve var olana saygısızlık üzerine kurulu. Yüz yıldır yaptıklarınızdan ibret almadınız; yüz yıldır gelişen insanlık değerlerinden bir gram dahi öğrenmediniz.
Bir insanın ve bir toplumun en temel hak ve özgürlükleri için vermesi gereken bedelleri fazlasıyla ödedik. Neden hâlâ saygı duymuyorsunuz? Her evde kaybettiğimiz bir gencin fotoğrafı sararıyor. Her evde gömülmemiş bir ölünün yankısı duyuluyor. Her mezarlıkta hasretle ölmüş anaların, babaların, bacıların ve dayıların iç çekişleri duyuluyor. Her eşikte, uzak bir zindanda çürüyen bir çocuğun gölgesi duruyor. Ne zaman bize, sizden farklı olanlara, bütün insanlar gibi özgürce yaşamayı ve var olmayı hak ettiğimizi kabul edeceksiniz?
İrademize ve Onurumuza Sahip Çıkıyoruz!
İrademizle seçilmiş başkanlarımız, onurumuzdur; başımızın tacıdır. Ne zaman göstermelik demokrasiniz gereği bir sandık koyarsanız, biz yine gidip onları seçeceğiz. Onları yakından ve uzaktan asla yalnız bırakmayacağız. Onları her zaman belediye başkanlarımız olarak görmeye devam edeceğiz.
Yaşar Kemal’in sıkça tekrarladığı atasözünüzü bir kez daha hatırlatıyoruz: “Zulmün artsın ki tez zeval bulasın!”
