1. Haberler
  2. Kültür Sanat
  3. Kürt Amazon Kadını Perîzade: Kürt Müziği Geleneksel Hattın Ötesine Geçmeli

Kürt Amazon Kadını Perîzade: Kürt Müziği Geleneksel Hattın Ötesine Geçmeli

Kürt Amazon Kadını Perîzade: Kürt Müziği Geleneksel Hattın Ötesine Geçmeli

Kürt Amazon Kadını Perîzade: Kürt Müziği Geleneksel Hattın Ötesine Geçmeli

‘Kürt Amazon kadını’ olarak bilinen sanatçı Semyanî Perîzade’nin, üçüncü single çalışması çıktı.

Farklı tarzı ve yorumuyla Kürtçe pop müziği yapan Perizade, ‘Xewna Beravajî’ ve ‘Alo’ singillerinin ardından yeni bir Kürtçe single olan ‘ Biryarekî’  ile bir kez daha dinleyicilerinin karşısına çıktı. İlk teklisi 2020’de yayınlanan R&B, Hip-Hop, Rap ve yer yer arabesk esintiler barındıran şarkısı “Xewna Berevajî”nin sözleri kendisine ait, altyapısı ise Japon asıllı Amerikan vatandaşı Eljapo’ya ait idi. İkinci teklisini de 2021’de yayınladı. İkinci teklisi olan “ALO” Ritmik bir güç olan groove-funk tarzıyla seslendirdiği eserin söz ve bestesi sanatçının kendisine ait idi.

Üçüncü singlesini de yine aynı tarzla yapan sanatçı SemyaniPerizade, yeni singlesi hakkında bilgiler paylaşırken bunun yanında;Kürt müziğinin üretim sorunları ve bununlar beraber Kürtçe müziğin yaygınlaşması ve yeni nesil arasında ilgiyle karışlanması noktasına kadar bir çok konu hakkında bizlere konuştu. Perîzade, Kürt müziğinin geleneksel bir hatta tutularak asimile edilmesinin daha kolay olduğu şeklinde çarpıcı belirlemelerde bulundu. Kürt Amazon kadını sanatçı SemyanîPerîzade son singlesi ve Kürt müziğinin geldiği duruma ilişkin konuştu.

Semyanî Perîzade
Semyanî Perîzade

‘Müzik merakım Şevbêrk gecelerinde dengbêj dinlemekle başladı’

Öncelikle müziğe olan merakınız yada bu denli tutkunuz nerden geliyor ? Koşullardan kaynaklı mı müzik alanına geç adım attınız yoksa doğru zamanı beklemek miydi tercihiniz ?

Daha küçük bir çocukken sanatın bir çok dalına meraklıydım. Okula başlamadan önce babamın dengbêj arkadaşları ile birlikte Şevbêrk için eve geldikleri gecelerde onların Dengbeji şarkılarını ve çirokbejliklerini dinlemeye başladım ve bu etkinliği çok seviyordum. Gece geç saatlere kadar süren bu Şevbêrk gecelerinde müziğe olan merakım başladı. Bu nedenle sabaha karşı uyuyup okula geç kalmışlığım çoktur. Sanırım o günlerden alışkanlık oldu ki bende hala gece zaman geçirmeyi daha çok seviyorum. Çocukluğum köyde geçtiği için şanslıydım. Çünkü doğa ile iç içe olma fırsatım oldu. Fazlasıyla oyun oynama fırsatım oldu. Annemin anlattığı içeresinde korku öğelerini de barındıran hem çocuklara anlatılan ama yetişkinlerin de dinleyebileceği türden masalların o esrarengiz sesiyle anlatması hala kulaklarımda. Pîrekleri, GurêMancoları ondan dinledim. Yazları en sevdiğim oyunlardan biri çamurdan kap kacak yapmak ve hatta çatal, kaşık, bıçak yapıp, ev yapımıyla da zirveye geldiğim el sanatları serüvenim de var ablamla. Güneşte bekletirdik ama işte onların çatlamamaları için fırınlamamız gerektiğini bilmediğimiz için bazıları çatlar ve çabuk deforme olurdu. Ben de yama yapardım çatlaklarına.

Okuldan, oyundan, evin kalabalığından uzak yalnız kalma fırsatım olduğunda televizyondaki şarkılı filmleri izler, aynısını yapmak hoşuma giderdi. Bazen de annem veya babamı taklit etmeyi severdim. Onların elbiselerini giyinir onlarmışım gibi konuşurdum. Hatta bu oyunu bir üst seviyeye taşıyıp köydeki kuzenlerimiz ve komşu çocuklarıyla oynamaya başlamıştık. BukaBarane dediğimiz bir ritüelimiz vardı her yıl. O da oyunlu ve kollektif yapılan bir rütüeldi. Düğünlerimizde kadınlar ve erkeklerin omuz omuza halaya durduklarında; govendî (halaylı) tarzında kilamlar okurlardı. Sözü söyleyenin bir yanındakine sıra geldiğinde yeni sözler eklemlenerek söylenen govendî şarkıları dinleyip deneyimledim…

Kürtçe single Biryarekî yayınlandı
Kürtçe single Biryarekî yayınlandı

‘ Zorunlu göç ile yerimizden yurdumuzdan olduk ‘

Zorunlu göç ile Mersin’e göç etiğimizde travma sonrası stres bozuklu ve çok geç öğreneceğim disleksi sorunumdan ötürü okula uyum sağlamakta güçlük çekiyordum. Renkli çocukluğumun armağanı olan yeteneklerim sanat dallarına eğilmeme ve orda kendime var olabileceğim bir dünya yaratmama olanak verdi. Orda kendimi ve hayallerimi özgürce yaşayabiliyordum. Ve umut etmeyi, direnmeyi öğrendim. Sanatla çözüm üretmeyi öğrendim. Sanatla iyileşmeyi öğrendim.

‘ Kolektif sanat üretimlerini seviyorum bu alışkanlık köyden geçmişti ‘

Müzik diğer sanat dallarıyla eş zamanlı ilgilendiğim bir sanat dalıydı. Ben daha çok kolektif sanat üretimlerini seviyordum. Zira çocukluğum imece usulüyle yaşayan bir köyde geçmişti.Hayallerimi geç de olsa zor da olsa kısmen gerçekleştirdim. Okullu değil ama alaylı Tiyatro oyunculuğu yaptım. Okulunu okumadım ama yapımcılık, editörlük, dramaturgluk, yönetmenlik yaptım. İşlerimi gayet severek yaptım. Ve fakat dönemin geliştirdiği nepotist ağlar tüm olanakları muhalif sanatçıların elinden aldı. Hal böyle olunca ben de babamın, annemin ve aile dostlarının Şevbêrklerinde öğrendiğim hikâye anlatıcılığını seçtim. Fakat bu defa bu dönemin sözlerine ihtiyaç vardı. Dönemin ruhuna uygun yeni işlere ihtiyaç vardı ana dilimde. Ben de ana dilimde Kürtçe şarkılar yazıp hikâye anlatıcılığımı, şarkılar aracılığıyla anlatmayı seçtim. Tabii bir zamanlar aldığım şan eğitimi de cesaret vermedi değil. Hala ses eğitimimi mümkün oldukça alıyorum.Dilinizin bir statüsü yoksa ve para etmiyorsa kimsenin bu uğurda adım atacak motivasyonunun olması pek mümkün olan bir şey değil. Ve fakat az da olsak üretmekten vazgeçmeyip iğneyle kuyu kazar gibi ilerliyoruz. Kimimizin öz kaynakları vizyonu ile aynı oranda yetiyor, kimimizin yetmiyor. Risk alıp elimizdeki avucumuzdakini üretimimize harcıyoruz.

‘Kürt dili ve müziği baskılanarak bu uğurda üretmeye çalışan her sanatçıya her türlü mobing uygulanıyor ‘

İlk olarak dengbejlik tarzında başlayan Kürt müziği daha sonrasında çeşitli tarzlarda kendini geliştirerek bu güne kadar geldi. Şuanki durumda Kürt müziğinde bir tıkanmışlık yada bir duraksama, üretememe gibi bir durumun olduğu gelen başlıca eleştiri konularından bu konuda siz neler düşünüyorsunuz ?

Dediğiniz gibi ilk olarak dengbejlik tarzında başlayan Kürt müziği daha sonrasında çeşitli tarzlarda kendini geliştirerek bugüne kadar geldi. Bir dönem Kürtçe müzik o dönemin ruhuna göre çok daha devrimci, destansı ve bazen de marş havasında coşku verici tarzda üretiliyordu. Bu iyi miydi değil miydi tartışılır. Tabii hepimizin aşırı duygulandığı dönemlerdi. Hala o şarkıları dinlediğimizde duygulanırız. Ama bu defaki duygulanma o coşkulu ruhu kaybettiğimizden ötürü.20-30 yıldır dünyada (ve bizim de etkilendiğimiz) birçok gelişme oldu. Bu gelişmeler sanata da yansıdı. Fakat Kürtçe sanat üretimleri siyasi stratejiler, politik blokajlar yani devlet politikası ile eş zamanlı gelişimi durdurulup daha geleneksel bir hatta tutuldu. Bu da sanatın her dalında ve dolayısıyla dilin dönemle birlikte gelişmesine engel oldu. Tabii ana dilde eğitim olmayınca ve tüm hayatımızı başka dillerde idame edip, yahut sosyalleşip veya duygularımızı, aşklarımızı başka dillerde yaşayınca Kürtler de Kürtçe dili terk ettiler. Fatih Tan’ın dediği gibi “Kürt dili artık yaşlanıyor”Kapitalizmin hayatlarımıza bu kadar sirayet etmiş olduğu bir dönemde (hatta köylerimize kadar) dil statü kazanmazsa ve üretimler olmazsa artık evde de konuşulmuyor. Evlerde TV dili konuşuluyor. En nihayetin de TV de bir okul.

İşin dili Kürtçe olunca kurumsal her türlü ırkçılığa maruz kalıyorsunuz ‘

Yani burda esasen bireysel olarak sorumluluk alıp zamanımı, emeğimi ve enerjimi bu iş için harcamaya karar verdim. Keşke değerlendirmek için karar verdim diyebilecek kazanımlarımız olsaydı… Bu bir riskti paranın bu kadar önemli olduğu bir dönemde. Kaldı ki yaptığınız işin dilinin Kürtçe olması bile kurumsal ırkçılığa maruz kalmanıza yetiyor.Maalesef Kürtçe üreten Kürt sanatçılara ne Türk iş insanları ne de Kürt iş insanları sponsor olmuyorlar. Gerekçeleri de “iş Kürtçe ve biz bu ülkede risk alıp sponsor olup fişlenmeyi istemiyoruz” bu durumda ben de ‘tamam gizli sponsor olun’ diyorum. Yanıtları da çok narsistçe “E ben bu işe ve bu sanatçıya sponsor oldum diye övünüp hava atamayacaksam ne anlamı var?” diyebiliyorlar.

‘ Sanatın dili Kürtçe olunca Kürt iş insanı dahi sponsor olmaktan çekiniyor ‘

Acı olan Kürt iş insanlarının da aynı yanıtları vermesi. Bu da devlet politikasının ve hâkim kültürün ne denli belirleyici olduğunu gösteriyor. Öyle ki Kürt bile diline ve diliyle üretilene değer verip saygı duymuyor.Biz ne takdir etmeyi biliyoruz ne de sevip sevilmeyi. Bu nedenle para kadar mühim Kürt sanatçıları için hedef kitlenin takdiri. Evet internette uyaranlar çok biliyorum ama birlikte çözüm üretmemiz gerektiğinin de farkındayım.Dil statü kazanmadığı ve ırkçılık yapıldığı için emek sarf edecek bir üretim ve hedef kitleye ulaşma sürecine dahi giremiyoruz. Mevzu bu. Kişiler değil devlet politikasının neden olduğu bir sonuç bu yaşadığımız kurumsalırkçılık.Ayrıca biz sanatçıları acımasızca eleştirip “niye Kürtçe daha iyi işler çıkmıyor” gibi çıkışlar yapılıyor. Ortada hareketli bir sektör var ve dil statü kazanmış da biz “beceriksizliğimizden” üretemiyoruz yahut Türkçe de söyleyenler hainliğinden söylüyormuş vsvs zemininde hakaretler ve acımasız eleştiriler işitiyoruz.Hedef kitleye realitenin farkında olmalarını ve siyasi temsiliyet sorumluluğu üstlenenleri “ana dilde eğitim, kültür ve sanat” alanlarında kazanım sağlamaları için baskı yapmalarını öneriyorum. Çünkü asıl konudan ve ihtiyaçlardan çok uzaklaştık. Elbette siyaset yapmak bizim işimiz değil. İş bilenin kılıç kuşananın demişler. Lakin halk önceliklerinin ve ihtiyaçlarının farkında olup, talep etmeli. Artık mağdur edebiyatını bırakıp doğal olanı alma zamanı.

‘Dili yarına taşıyacak olanlar sanatçılardır ‘

Artık sırtımızda bir hedef tahtası varmış ve mayın tarlasında yürüyormuşuz gibi olmak istemiyoruz. Realite belli, Kürtçe üretenler para kazanmamayı ve siyasallaştırılmayı göze alarak risk alıyorlar. Siyasetçilerin bizim adımıza verdikleri yanlış kararlarda bile bulunduğumuz şartlar ve koşullar ile değerlendirip sabredip hoş görmeye çalıştık bunca zaman. Bunun zerresini sanatçılarımıza yapmadık. Yazık… Dili yarına taşıyacak olanlar siyasetçiler değil sanatçılarken üstelik.Mevcut durum gösteriyor ki hâkim kültüre Kürt sanatçıları, bilhassa müzisyenleri yakınlaşmak zorunda kalacaklar üretimlerinde. Yani iş bu. İdealizmle, iyi niyetle, salt hayallerle, insanın iç güzelliği ile üretilmiyor. Her şeyin bir bedeli var. Ya paran olacak ya yatırımcın olacak, ya da o parayı bulmaya odaklanıp toplumun tabularını umursamayacaksın ya da hakim kültüre bir miktar boyun büküp onların gönlünü de hoş edip, takdirlerini alıp (Türkçe üretmek gibi) öyle destekleneceksin. Ha bu arada Kürt haklarıyla ilgili mümkünse nötr kalacaksın. Hiçbir toplumsal hassasiyet emaresi göstermeyeceksin vsvs.Esasında yine başa dönüyoruz; bu yaşadığımız tüm sorunların kökeni ırkçılık!

‘Türkçe müzik yapanlara kapılar sonuna kadar açılırken Kürtçe müzik yapan sokak müzisyenleri herkesin gözü önünde öldürülüyor ‘

Türk sanatçılar gelişmek için tüm olanaklara sahipken biz konser verecek yer bulmakta dahi zorlanıyoruz. Yıl boyu Türkçe konserler festivaller oluyor! Yıl boyu sektör çok hareketli. Sanatçıları da o konserden bu konsere koşuyor, festivallere katılıyor, Kültür Bakanlığı’ndan fonlanıyor, TV ve çeşitli kurumlardan destekleniyor, reklam ve özel projelerden dudak uçuklatan rakamlar kazanıyorlar ve sponsor bulmak için debelenmelerine gerek yok çünkü hâkim kültürde onlar yasaklı değil. Fakat bugün Kürt sokak sanatçılarına bile tahammül yok. Ya saldırıya uğrarlar ya da kalbinden bıçaklanır Kadıköy iskelesinde bir genç, deniz kan kırmızı…Onca şarkılarımız ve hikayelerimiz çalınıp Türkçeleştirildi. Bir defa olsun Eurovision şarkı yarışmasına kültürleri üzerinden kendilerine kültür devşirdikleri Kürt, Arap, Ermeni yahut Rum bir sanatçının kendi ana dilinde bir şarkısıyla bu ülkenin vatandaşı olarak onurlandırılıp yarışmaya gönderildiler mi? A pardon tabii unuttum bir an; bizim dilimiz “bilinmeyen bir dil” öyle değil mi? Kim ne yapsın bilinmeyen dili!

‘Kürt sanatını geleneksel hatta tutarak daha kolay asimile edilmesi planlandı ‘

Bu sorudan devamla, sizde artık mevcut Kürt müziği tarzının sıradanlaşmasına karşı mı yeni bir tarz ortaya koymak istediniz? Neden böyle bir tarzda müzik yapmayı öncelediniz?

Cüretkâr bir tavrı gerektiriyordu Kürtçe yeni nesil iş üretmek için. Zira bilerek Kürt sanatı geleneksel bir hatta tutuldu. Bu dil ile ilgili asimilasyon için en kolay yoldu ve hiç zorlanmadılar. Zira biz de kolay kabule geçtik. Çünkü geleneksel hatta kalmak konforluydu. Konforumuzu bozmak istemedik. Hedef kitlenin kafasına “eğer yenilikler olursa Kürt kültürü deforme olur” gibi saçma bir fikir yerleştirilmiş. E tamam da bu dönemi yaşıyoruz ve çağın değişkenlerine göre ihtiyaçlarımız da değişkenlik gösteriyor ve bunu kendi dilimizde sağaltamadığımızda hâkim kültürün dilinde veya dünyayı domine eden dillerden karşılıyoruz. Yani bu ihtiyacı kendi ana dilimizde yeni üretimlerde sağlamayınca asimile olmanın önünde mi durmuş oluyoruz yoksa esasen başka dillerden sağalttığımızda mı asimilasyona uğruyoruz? 21. Yüzyılın bireyleri olarak 21. Yüzyılı kendi dilimizle yaşayamazsak kendi dilimizle toplumumuzda özgür bireyler olamayız. Dolayısıyla toplumumuz da özgür olamaz. Başka dillerde özgür bireyler olmak gibi bir olanak varken de çok rahatlıkla dilimize arkamızı dönebiliriz. Bilhassa yeni nesil hedonist ve pragmatik. Yani gözünün yaşına bakmaz. Onları eleştirip suçlamanın bir kazanımı yok. Kaldı ki böyle bir hakkımız da yok. Çünkü biz onlara bu kazanımları sağlayamamışken onların bizi yargılamaya hakkı var. Bu hususta kendimi sorumlu hissediyorum. Çünkü dilimizle okullarda okuyup kendi çağdaşlarımızla eş zamanlı gelişmeleri ana dilimizde yaşayabilseydik her şeyin çok daha farklı olabileceğini biliyorum.

‘Benim tabii duygusal başka motivasyonlarım da var Kürtçe üretmekte’

Köken ailemle zorunlu göçün, radikal islamın ve kurumsal ırkçılığın yarattığı kopukluğu ve boşluğu kendi dilimde üretimde kalarak telafi ettiğimi hissediyorum. Dilin varlık ile ilişkisi düşünürlerin üzerinde tartıştıkları bir konuyken Kürtlerin en temel sorunsalı oldu. Bu nedenle Kürtler için dil öğrenmek ve dil üzerinden iletişimi güçlendirmek zorken şarkılarında ve danslarında (Govend) müthiş bir iletişim becerisi, duygu yoğunluğu ve varlık hali mevcut. Haliyle ben de sanatçı olarak varoluşumu burada temellendirmeyi tercih ediyorum. Şimdiye kadar hep deneysel çalıştığım şarkıları dinlediniz. Bir süre daha böyle devam edecek. Fakat asıl hedefim geleneksel müziğimizi evrensel formlara taşımak. Bunun için bazı olanaklara ihtiyacım var. Zira bu uzun soluklu bir proje.

Birçok şarkıdan oluşan bir albüm oluşturmaktansa neden tekli single yapmayı tercih ediyorsunuz?

Dijital müzik marketlerinin ve mooda göre oluşturulan playlistlerin ve her üretilenin etkisinin 1-2 ay sürmesi nedeniyle ağırlıklı olarak 2-3 ayda bir yeni bir tekli üretip güncel kalmayı tercih ediyorlar genel olarak. Lakin benim için bu stratejiden ziyade öz kaynaklarımla ürettiğim için komik olacak ama yılda bir tekli üretebiliyorum. Üzücü ama gerçeğimiz bu.

Bu üçüncü singleınızın adı nedir?

“Biryarekî”

Şarkının teması neye dayanıyor?

Üçüncü ve son teklim olan ‘Biryarekî’ (Bir Karar) adlı şarkımı, sanatsal, kültürel, politik her anlamda kararsızlık yaşayanların bir karar vermesini isteyen bir single olarak ortaya çıktı. BIRYAREKÎ şarkımın teması kritik ve kaderci bir kararla ilgili. ‘Biryarekî dibe qederagelekî, Gelekîgelekrindî! Gelekîgelekrindî’ sözleri ile başlayan şarkı, bizim için en mühim olan konuya evrildi, Kürd dili konusuna. Ve bu şarkıda kimliğimiz olan dilimiz adına son dönemeçte olduğumuza dikkat çekmek istedim. Şayet daha demokratik ve özgür bir zemin yaratamazsak dilimizi de özgürlüğümüzü de yitireceğiz. Dolayısıyla kimliğimizi de yitirmiş olacağız. Biz direngen bir milletiz lakin dönemin dayattığı “haz hız tüketim çağında” henüz okullara bile girememiş bir dil nasıl yeniliğini koruyup işlevsel olabilir ki? Her bir Kürt ferdi olarak iktidardan ve bilhassa kendi partimizden isteyeceklerimiz olacak. Görmezden gelinmek istemiyoruz artık. Halkın ihtiyaçlarına açık olmalı ve çözüm odaklı olunmalı diye düşündüğüm için bu hassasiyetle ürettim.

‘Dönüşler olumlu ve oldukça samimi’

Üçüncü singleınız yayınlandı şu an için geri dönüşler nasıl?

Biryarekî – Bir Karar ismini verdiğimiz singlenin teması seçim değilken, seçim sürecine denk gelmesi ve karar veremeyen insanın ‘Karar’ vermesi noktasında bir iknaya yönlendirmesi hasebiyle bir kısmıyla seçime endekslenir duruma geldi. Gündem seçim olduğu için şarkı tabii ki seçime biraz hizmet etsin diye de alelacele çıkardık ve PR yapamadım. Yine de güzel dönüşler aldık. Hem müziğin tarzından hoşnutlardı hem de sözlerin ortak sorunumuz olan ‘ana dilimize’ vurgu yapmasını sevdiler.

‘Kürt sanatçılar kolektif bir dayanışmayla bir network oluşturabilmeli ‘

Kürt müziği sanatçılarına kendinizi de katarak bir eleştiriniz ya da öneriniz var mı?

Dayanışmayı, iletişimi geliştirmemiz gerektiğiniz düşünüyorum. Çünkü mevcut sorunlar ve engeller hepimizi bağlıyor. Kolektif bir dayanışma anlayışı ile network oluşturmalıyız ki sektörü istediğimiz standartlara taşıyabilelim. Ve en mühimi daha cesur ve cüretkâr olmalıyız. Kürt sorunu ile ilgili halkın temsiliyetini üstlenmiş olanlardan ve iktidardan daha talepkar olmalıyız. Sorunlarımıza gerçek çözümler üretmeliyiz. Belki de Kültür bakanlığına hep birlikte imza toplayarak ana dilimizde üretimde kalmak için bize fon sağlamalarını talep edebiliriz. Madem bu ülkenin asli unsurlarından olduğumuzu söylüyorlar sürekli o halde Kültür Bakanlığının bize de bütçe ayırması gerekiyor. Biraz daha cüretkâr olup bunu gerekirse avukatlarımız aracılığıyla toplu dilekçelerle mahkeme yoluyla talep etmeliyiz. Sonuç ne olur bilmiyorum ama ne gerekiyorsa yapmalıyız! Yeterince dilimizin yok sayılması (ki bu da bir yerde varlığımızın yok sayılması) sorunumuz üzerinden sosyalistler ip atladı. Şimdi onları da göreve çağırmaya hakkımız var. Ve samimiyetlerini sorgulama hakkımız var. Bu hususta duyarlı olmayan hiçbir oluşumla da ittifak içine girmememiz gerektiğini de beyan etme hakkımız var. Çünkü biz halkın dili olan sanatçılarız sosyal medya fenomenleri değiliz!

‘Kürtçe üretmekte ısrarlı olacağım ‘

Bundan sonraki müzik hayatınıza Kürtçe ’de ısrar ederek mi devam edeceksiniz?

Evet Kürtçe mutlaka üreteceğim. Lakin sektörümüz dilin statü yoksunluğundan gelişmediği ve kaynak sorunumuzu da bu temelde yaşadığımız için hâkim kültürlerin dillerinde de üretmek durumunda kalabilirim. Zira başka bir formül geliştiremezsem.

Kürt gençleri ve Z Kuşağının Kürtçe müziğe olan ilgisini nasıl buluyorsunuz ? Kürt sanatçıları, bu kesimleri öncelikle kendi dilinde müzik dinlemesine teşvik etmeleri konusunda neler yapmalı ?

Hedef kitleye ulaşabildiğimiz sürece keyifle dinlediklerini biliyoruz. Fakat bunun için yatırım gerekiyor. Sadece kaliteli müzik yapmak yeterli değil bu dönemde. İmaj çalışmaları ve görsel dili de dahil etmeliyiz. Görüntüyle eş zamanlı dinlemek istiyorlar.

‘Gençler Kürtçe üretimler noktasında talepkar olmalı ‘

Röportajımızın sonuna neler eklemek istersiniz ? Müziksever Kürt gençlerine bir çağrınız var mı ? Bölge illerinde bir konser vb. planlamanız var mı ?

Kürt gençlerine de biz sanatçılara bulunduğum çağrının aynısından bulunacağım; dilinizdeki yeni üretimler konusunda talepkar olun ki 21. Yüzyıla göre sosyal yapımız revize olsun. Ancak bu yolla Kürt kimliğinizle özgür Kürt kadınları ve erkekleri olabilirsiniz.Dediğim gibi konserler için çok hevesliyim. Lakin Kürt sanatçı olarak Kürt dinleyicilere kendi çağdaşları olanlarla aynı kalitede ve standartlarda bir deneyim yaşatamayacaksam, geleneksel ve mahalli sanatçılar gibi düşük standartlarda bir ortamda konser vermek istemem. Sahne Showları ve dans koreografileri ile olmalı. Bunlar için de kaynak gerekli. Haliyle konu yine dilin statü kazanmasıyla ilintili bir noktaya gelip dayanıyor. Umarım yakın gelecekte bunları değil de yeni albümleri, festivalleri, turneleri ve müzik ödüllerini konuşabiliriz.

SEMYANÎ PERÎZADE KİMDİR ?

1981 yılında 11 çocuklu Kürt bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen ve kendi deyişiyle “Bakur doğumluyum” diyen Semyani Perizade, 1992-93 yıllarında ailesinin bulundukları bölgeden zorunlu göç etmesi nedeniyle Mersin’e yerleşti. Maddi olanaklarından dolayı eğitimini sürdüremeyen Perizade, liseyi açıköğretimde tamamladı. 2009 yılında İstanbul’a taşınarak Semiha Berksoy Opera Vakfı’nda oyunculuk ve şan eğitimini aldı. Beykent Üniversite Sinema ve Televizyon (İngilizce) bölümünü %60 burs ile kazandı. Yoga eğitmeni olan Perizade, Yaratıcı Drama Liderliği eğitimi de aldı. Volkan Uludağ’ın yönettiği Dramaturgluğunu ve Sanat Yönetmenliğini üstlendiği “Peşk” adlı kısa filmde başrolde oynadı. Semyani Perizade, Süleymaniyeli şarkıcı Sandra ile çektiği “I AM FIRE” düet klibi ile büyük ilgi gördü.

Kürt Amazon Kadını Perîzade: Kürt Müziği Geleneksel Hattın Ötesine Geçmeli
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.