Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Düş: Kaf Dağı’ın ardındaki Aden’e yolculuk…

Düş: Kaf Dağı’ın ardındaki Aden’e yolculuk…

featured
Hayalleri vurulsa da, her sabah doğudan yükselen Şems gibi, düş kurmakla başlar yeniden her şey.

Yazımı, umudu kırılıp düş kurmaktan vazgeçen
ama yine de bir arayış içinde olan eski/yeni düşbazlara atfediyorum.

_______________________________________

“O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler” diye yazar Yaşar Kemal. Bu dramatik cümle sadece bir edebi betimleme mi gerçekten? Yoksa yokluğa ağıt mı? Gittilerse, neden gittiler? O iyi insanlar o güzel atlarla ne olur, nasıl olur da terki diyar ederler? Nasıl bir içli duygulu vurgudur bu. Kemal ne düşünür?

Gitmeden önce hayallerini vurdular çünkü. Yıkıverdiler baştan aşağı… Bir anda düştü gök kubbe.  Açmadı bir daha gözlerini Şems! (*) Her sabah Mezopotamya’nın doğusundaki dağlardan yola çıkan Şems! Gün boyunca canlılar için ışık saçan Şems! Saçtıktan sonra batıdan doğuya geri dönerken “Ölüler Diyarını” ziyaret eden Şems! Açmadı bir daha gözlerini…

Bundandır “demirin tuncu, insanın piçi…”
Bundandır ay karanlık gece…

Düştü göz kapaklarım; söndü gözlerimin feri. Yıkıldı kaldı. Tekmil tanrıların lanetlediği bir alemdeyim şimdi ve belki yarın! Sustu içimdeki “düşbaz.” Kud olmuş bir aklın tutsağım artık. Yaratı yetisi kalmayan aklın…

“Önce hayaller ölür…”

Uyarmıştı oysa Shakespeare: “Önce hayaller ölür, sonra insanlar…” Dinlemedim. Bu eril, avcı vandallar aleminde tek övgü, tek güzel söz almadım; duymadım çünkü hayallere dair.
Ama anladım: Düş kurmakla başlar hayatın evrimi. Doğa da öyle canlanır. Ve kırar kabuğunu, alıp götürür “pembe panjurlu evlerin” ötesine. Bırakır Kaf Dağı’nın ardındaki masalsı diyarlara…

Batı gezginlerinin alayı da bundandır. Hani yazar ya Seyahatnameler, bilmem neler/kimler: “Orada bir halk yaşar. Yediği arpa ve darı ekmeğinden ibarettir. Yaşadıkları dağın ardında ne olduğunu bilmezler.” diye. Sonra hakim olan, egemen olan kim varsa, tekmili birden; sağcısı solcusu ilericisi gericisi, aydını entelektüeli böyle anar ya, her birimizi. Düş ile gerçek arasındaki o cennet-i bahçeyi bilmediğimizdendir. Bilmediğimizdendir Kaf Dağı’ın ardındaki Aden’i… (**)

Düşler, görülemeyen güzelliklerin ve yeni dünyaların anahtarıdır; onlardan vazgeçmek, hayatı renksiz bırakmaktır.

“Bazı insanlar başarının hayalini kurarken, bazıları her sabah kalkar ve başarır.” dese de Wayne Huizenga; külliyen yalan, inanmam. Düş kurmakla başlar oysa her şey; her adım, her doğuş, her yürüyüş. Düşlerle değişir. Düş gücüdür “ütopya”yı yaratan, dünyayı değiştiren, hayal bile edilmeyene cüret ettiren…

Bundandır düşbazların, hayalperestlerin, umut edenlerin, güzel şeyler tasarlayanların alaya alınışı, hakir görülüşü bundan…

Boynumda ağır bir kement…

Boynumda ağır bir kement çeker durur, söylenceler. Ve kulaklarımda yıkık sözler: “Hayal kurmayı bırak”, “çık hayal aleminden”, “hayal karın doyurmaz”, “gerçekçi ol”, “yaşa…” Daha neler neler… Ama ben hayallere inanırım; ille de çocukluk hayallerine. Bir de “Umut, dünyayı ayakta tutan sütundur. Umut, uyanık bir adamın hayalidir.” diyen Yaşlı Plinius’a.

İnanırım ve düşler kurarım ben de. Çünkü S. Freud’un dediği gibi, “düş ile karanlık olgular arasında bir ya da birçok bağ vardır.” Düşler “çoğu zaman mistik dünyaya açılan kapıdır.” Bu kapıdan geçenler başlatır çağı… Gerçekten de “Hayal gücü olan insanlar, görülemeyen şeyleri görür.” Görülmeyeni söyler, anlatır, yaratır. Ve gizemini çözer evrenin…

Velhasıl düşler ki, ideallerdir. Ve İdeal denen şey, Carl Schutz’ın dediği gibi, “bir yıldıza benzer. Ona hiçbir zaman yetişemeyiz ama, tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize de yolumuzu gösteren odur.”

Doğrudur…

Peşinden gitmektir önemli olan…

İnsanın aklını hapseden zincirler, hayallerin peşinden gitmeyenlerin boynunda ağır bir yük olur.

Hani şöyle bir tekerleme vardır ya: “Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik, altı ay yol gittik dönüp arkamıza baktık, bir arpa boyu yol gitmişiz.” Düşler/idealler ki yol gösterir, kılavuzdur. Arpa boyu yol alışımız, yokluğundandır düşlerin…

Ama burada bir ayraç var. Belki de önemli bir Dip Not: Hayal kurmak, ideallere sahip olmak; hep umut etmek değildir, önemli olan. Hayallerinin peşinden koşmaktır. “Yapışıp sabanın sapına şol kardeş toprağını biz de bir yol sürelim dedik”le başlar Bedreddin’in öyküsüdür. Ve ardı sıra gelenlerin… Kaf Dağı’nın ardındakini düşlemekle yetinmemek, gidip görmek; görüp de yaşamak. Ki düş gücü aklın yetisidir. Ama gerçek akıl, düşlerin peşinden koşar.

Ve her sabah, kulaklarımızdaki yıkık sözleri kıran şu sesleniş: “ne duruyorsun be adam, yık her şeyi yeniden yap!”

————————-

(*) Güneş
(**) Aden: Kadın, “sevgili, güzellik, bir şeye verilen değer, anlam.

Düş: Kaf Dağı’ın ardındaki Aden’e yolculuk…
3

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

3 Yorum

  1. 27 Ekim 2024, 13:55

    Değerli dostum yine şiir gibi bir yazı yazmışsın. Kalemine sağlık. Hayallerimizin namusunu korumaya çalışıyoruz. Bütün namussuzlar inat….

  2. 28 Ekim 2024, 22:42

    Harika bir yazı olmuş ustat, tam Felsefi ve Edebi bir metin olmuş.

  3. 19 Kasım 2024, 03:24

    İmzamı atıyorum yoldaş
    Yüreğine sağlık