İzmir’de 13 Şubat günü gerçekleştirilen ev baskınlarında, yaptıkları haberlerden dolayı gözaltına alınan ve haklarında ev hapsi kararı verilen Gazetecilerin ev hapsi devam ediyor. Ev hapsindeki gazeteciler, “Yıllar önce hiçbir gerçek karanlıkta kalmayacak şiarıyla yola çıktık” diyerek, hangi koşullarda olursa olsun gazetecilik faaliyetlerine devam edeceklerini belirtti.
Emrah BAKIR- Son dönemde Kürt basınına yönelik baskılar artarak devam ediyor. Gazeteciler, özgürce haber yapma haklarını kullanmaya çalışırken gözaltılar, tutuklamalar, ev hapsi ve adli kontrol gibi ağır uygulamalarla karşı karşıya kalıyor. Kürt gazeteciler ve basın çalışanlarının bir kısmı yaklaşık beş aydır ev hapsindeler. Bu durum, Türkiye’de basın özgürlüğünün geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Ekoloji haberlerinden Kürt halkının taleplerine, kadın ve çevre meselelerinden tecrit politikalarına kadar geniş bir yelpazede haber yapan gazeteciler, yaptıkları haberler nedeniyle yargılanıyorlar.
Yaptıkları haberlerden dolayı gözaltına alınan ve 4 gün sonra çıkarıldıkları Sulh Ceza Mahkemesinde hakkında ev hapsi kararı verilen gazetecilerle Gazetecilere yönelik baskıları ve ev hapsi kararını konuştuk.
“TOPLUMUN SESİ OLDUĞUMUZ İÇİN HEDEFTEYİZ”

Meslektaşlarıyla beraber gözaltına alınan ve ardından yapmış olduğu ekoloji haberleri başta olmak üzere birçok haberinin suç olarak kendisine yöneltildiğini söyleyen gazeteci Tolga Güney, “Gözaltından sonra ev hapsiyle cezalandırıldık. Emniyet ifadesinde yapmış olduğum yirmi dört haberin başlıkları ve içerikleri soruldu. Sorulan haberlerimin yaklaşık on dokuzu ekoloji haberlerine dairdi. Akbelen’deki maden ocağına karşı yaptığım haber, Ovacık altın madeni, Karadeniz ve Koza altın madenleriyle ilgili haberlerim sorgulandı. Haberlerimin yönlendirilme ile yapıldığını iddia ediyorlar. Yıllar önce hiçbir gerçek karanlıkta kalmayacak şiarıyla yola çıktık. 1990’lı yıllarda öldürülen ve cezaevine atılan, sesi halka ulaşması engellenmeye çalışılan basının sesiyiz ve bu yüzden hedefteyiz” diye ifade etti.
“HERKESİN SES ÇIKARMASI LAZIM”

Gazetecilik faaliyetinden ve kamuoyuna açık alanlarda yapılan basın açıklamalarını ve eylemleri haberleştirdiğinden dolayı suçlanan ve uzun süredir ev hapsinde tutulan Melike Aydın, “Önüme yetmişe yakın haberim konuldu. Haberlerimin çoğunluğu İmralı tecridine ilişkin yapılan eylemleri içeriyordu. Kürt halkının taleplerini dillendirdiğim, Kürt halkının kamuya açık yaptığı eylemlerini haberleştirdiğim, Agrobay ve Akbelen direnişinin haberleri önüme sürüldü. Bu ne demektir? Kürtler eylem yapmasın, yapsa da duyulmasın; amaç bu. Dolayısıyla bizim maruz kaldığımız hak ihlaline karşı herkesin ses çıkarması ve sahiplenmesi gerekir” dedi.
“ÇÖP ATMAYA BİLE ÇIKAMIYORUM”
Kürt basınına yönelik baskıların Türkiye’nin siyasi ortamından bağımsız olmadığını ve birçok gazetecinin insan hakları ihlalleri haberleri yayınladıktan sonra baskıya maruz kaldığını belirten Fatma Funda Akbulut, “Kürt basınına, gazetecilerine ve yayın organlarına yapılan saldırı, tehdit ve gözaltı baskılarını Türkiye’nin siyasi durumu ile beraber değerlendirmek gerekiyor. Başta İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ve arkadaşlarına uygulanan tecrit politikası ve Kürt sorununun demokratik çözümü, savaş politikaları, kadın ve ekolojik kırıma yönelik yaptığı haberler nedeniyle arkadaşlarımız yargılanıyor. Ev hapsinde beşinci ayımıza girdik. Avukatlarımızın arada verdiği dilekçeler olumsuz sonuçlanıyor. Elektronik kelepçeyle yetmiş ve doksan metrekare arasında tecrit altında tutuluyoruz. Çöp atmaya bile çıkamıyorum” diye konuştu.
“GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Ev hapsinde olduğundan dolayı diğer meslektaşları gibi sahada olamayan ve haberleri yakından takip edemediği için gazetecilik faaliyetinin engellenmeye çalışıldığını belirten Delal Akyüz, “Bu süreçte belli sorunlar yaşadık. Bir gazeteci olarak sahada olamama ve gündemi yakından takip edememe gibi sorunlarla karşılaştım. İktidar maalesef toplumda yaşanan hak ihlallerinin görülmesini istemiyor. Medyanın büyük bir bölümünü elinde bulundurmasına rağmen yaptığımız hak ihlali haberlerinin gizlenmesi için cezaevi, ev hapsi ve adli kontrol gibi gerekçelerle çalışmamız engellenmek isteniyor. Bizler de bu duruma karşı gazetecilik faaliyetimizi sürdürüyoruz. Hangi koşulda olursa olsun gazetecilik yapmaya devam edeceğiz” dedi.
