Kürtlerin de çekilmeye zorlandığı yer tam olarak bu kısırdöngüdür: üretken olmayan, verimsiz bir siyaset iklimi. Bu iklim, doğumla değil ölümle meşgul olma/edilme hâlidir. Sürekli savunma ve sakınma pozisyonuna itilen bir özne, zamanla yaratıcı “doğum” konumundan koparılır; inşa eden değil, hasar onaran bir yere sıkıştırılır. Böylece siyaset, hayat kuran bir alan olmaktan çıkar; hayatta kalma telaşına indirgenir.
Ancak bu tablonun bütün yükünü yalnızca karşı güçlerin hanesine yazmak kolaycılıktır. Kürtlerin değişim ve yenilenme süreçlerinde, öncesinde ya da sonrasında takındıkları tutumların da bu kısırdöngüde payı vardır. Hatalar, yanlışlar ve olumsuzluklar sadece karşı güç ya da yapıların şerrinden doğmaz; kimi zaman yapının kendi içinden kaynaklanır.
▪️ Politikada “doğum” – “ölüm” ilişkisi nedir?
▪️ Doğumun anlamı nasıl ifade edilebilir?
▪️ Sadece ayakta kalmak ve çözülme–çürümeye direnmek neye yol açar?
▪️ Sol demokratik güçler bugün bir “doğum” hali mi yaşıyor, yoksa bir “ölüm” hali mi?
▪️ Kürtlerin çekilmeye çalışıldığı kısırdöngü nedir?
▪️ Kürtlerin takındığı tutumun bu kısırdöngüde rolü var mıdır?
▪️ Neden kimseye kızmamalıyız?
▪️ Neden gerçekçi olmalıyız?
▪️ Kürtlere kazandıran nedir?
