escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Mehmet Bidav
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Ortadoğu’da ‘Sınırlı Sorumlu’ Savaş Oyunları

Ortadoğu’da ‘Sınırlı Sorumlu’ Savaş Oyunları

Ortadoğu’da ‘Sınırlı Sorumlu’ Savaş Oyunları

24 Haziran 2025. Günün ilk saatlerinde İran ile İsrail/ABD arasında beklenmedik bir ateşkes ilan ediliyor. Trump, bir gün önce B2 Bombardıman uçaklarıyla nükleer tesislerini vurduğu İran’a teşekkür ediyor.

Sınırlı sorumlu” bir savaş yürütülüyor. İran, dualar eşliğinde füzelerini Katar’daki ABD üstlerine göndermeden önce Katar ve ABD’ye haber veriyor. Sonra, ‘İsrail falan kentine füze göndereceğim’ diyor. Sanki savaşmak istemiyorlar da birileri onları zoraki savaşa sokmuş gibi (Binyamin Netanyahu hariç). O da ABD’ye teşekkür ediyor. Savaş sanki gerçekten istenmiyor, sadece herkes rolünü oynuyor.

Bugün itibarıyla ateş durdu. Ancak geriye yıkılmış kentler, ölüler, yaralılar ve bir o kadar da cevapsız soru kaldı. Bir de o kadar yoksulların omuzlarına yüklenmiş ekonomik maliyet…
Sorunlar çözüldü mü?
İsrail’le İran, 1979 öncesine dönebilir mi?
Ortadoğu’da gerçek bir barış mümkün mü?

Bu soruların yanıtı hâlâ belirsiz. ABD ve Batı, İran’ın nükleer programını öne çıkarıyor ama gerçek mesele, İran’ın enerji kaynakları ve jeopolitik konumu. Trump yarın çıkıp attığı bombaların karşılığında “gaz ve petrol istiyorum” derse kimse şaşırmaz.
Kısacası, sorunlar duruyor. Bölge hâlâ bir barut fıçısı.

İsrail’in saldırılarıyla Gazze yıkıntılar haline geldi ve adeta kan gölüne döndü.
İsrail’in saldırılarıyla Gazze yıkıntılar haline geldi ve adeta kan gölüne döndü.

Bölgesel Aktörler: Ateşin Gölgesinde

Hizbullah: İran’ın Kılıcı

İran’ın Lübnan’daki vekili Hizbullah, 2024’te İsrail’in başlattığı “Kuzey Okları Operasyonu”nda büyük darbe aldı. 3.800 savaşçısı öldürüldü, 155.000 silah imha edildi.
27 Eylül 2024’te, lider Hasan Nasrallah bir hava saldırısıyla öldürüldü.
27 Kasım’da başlayan ateşkes, Hizbullah’ı Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmeye zorladı. Bu durum, örgütün büyük çaplı saldırı kapasitesini zayıflattı. Haziran 2025 itibarıyla ciddi anlamda gerilemiş durumda. Bundan sonra İran’ın desteğini alması da sorunlu, sıkıntılı. Eski gücünü koruyacağına şüphe var.

HAMAS: Gazze’nin Direnişi

İran’ın diğer kolu olan HAMAS, 7 Ekim 2023’teki saldırısıyla İsrail’i sarstı. İran’dan aldığı lojistik ve mühimmat desteğiyle, 2025 boyunca roket saldırılarını sürdürdü. İsrail’in saldırılarıyla Gazze yıkıntılar haline geldi ve adeta kan gölüne döndü.

Gazze’de yönetimi elinde tutan HAMAS, sürekli bombardıman ve kuşatma altında olsa da siyasi meşruiyetini sürdürüyor. Ateşkes girişimleri geçici etkiler yarattı ama yıkım devam ediyor.
İran’ın bu son saldırılardan sonra Hizbullah veya HAMAS’a destek olması oldukça zorlaştı. İsrail, bir anlamda kendi ‘güvenliğini tehdit eden’ İran’ın ‘koçbaşı’ Hizbullah ve HAMAS gibi yapılarını etkisizleştirdi, zayıflattı ve yalnız bıraktı.

Suudi Arabistan: Sessiz İttifak

İran’ın bölgesel rakibi Suudi Arabistan, 2020’deki İbrahim Anlaşmaları sonrası İsrail’le yakınlaştı.
2025’teki ABD saldırılarını açıkça desteklemese de sessiz kaldı.
Ancak Filistin meselesi, halk baskısını artırıyor. İran’ı Ortadoğu’da kendi rakibi olarak görüyor. İran’ın zayıflaması, kontrol altına alınması işine geliyor.

Türkiye: Diplomasinin Merkezi

Tarafsız ama Filistin yanlısı bir politika izleyen Türkiye, diplomatik çözüm arayışında aktif rol oynuyor.
22 Haziran’daki İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’i “devlet terörü” yapmakla suçladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Bu savaş bölgeyi felakete sürüklüyor,” diyerek gerilimi düşürme çağrısı yaptı.

Türkiye, NATO üyesi olması nedeniyle doğrudan taraf değil. Bir anlamda komşuda başlayan ateşin kendi evine de sıçramasından korkuyor. Bu nedenle de barış köprüsü kurmaya çalışıyor.

Ancak Türkiye ile İran arasında derinleşen bölgesel rekabet var.  Özellikle Suriye sahasında yaşanan güven krizleri diplomasi zemininde gerilimi artırmıştı.
Türkiye de İran gibi bölgede ideolojik ve jeopolitik hüküm kurmaya çalışıyor; her ikisi de bunu yaparken “güvenlik kaygılarını” öne çıkarıyor. Kısacası iki ülkenin Ortadoğu politikası neredeyse aynı; Türkiye daha sınırlı bölgede (Suriye, Irak) etkili olurken, İran bir anlamda tüm bölgede (Hizbullah, HAMAS, Husiler vb.) yayılmış konumda.

Türkiye de İran gibi bölgede ideolojik ve jeopolitik hüküm kurmaya çalışıyor; her ikisi de bunu yaparken “güvenlik kaygılarını” öne çıkarıyor.
Türkiye de İran gibi bölgede ideolojik ve jeopolitik hüküm kurmaya çalışıyor; her ikisi de bunu yaparken “güvenlik kaygılarını” öne çıkarıyor.

Küresel Aktörler: Satranç Tahtasında

ABD: İsrail’in Kalkanı

ABD, İsrail’in en güçlü destekçisi.
22 Haziran’da, B2 uçaklarıyla İran’ın nükleer altyapısını hedef aldı. Trump, hemen ardından, barış mesajları vermeye başladı; “nükleer tehdit bitti,” dedi. İran, ‘zenginleştirilmiş uranyumu’ başka yerlere taşıdığını söyledi. Yani ABD “tehdit bitti” diyor, İran, “benden kork, ben hala nükleer silah yapabilirim” diyor.

Elbette ABD için ‘İsrail’in güvenliği’ önemli. Dolayısıyla derdinin “İran’ın nükleer programı” olmadığını herkes biliyor. Ancak İsrail, ABD’nin Ortadoğu politikalarını uygulamak için bir askeri karakol. 
Derdi, Ortadoğu’daki -İran dahil- gaz ve petrol sahalarına hükmetmektir. Bütün savaşların ana nedeni ekonomidir. İran’daki gaz ve petrol sahalarını kontrol etmeden ABD veya Batı’nın bu savaşı durmasını beklemek hayalci bir yaklaşım olur.

Rusya ve Çin: Gölgedeki Etkisiz Bekçiler

Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi toplantısında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını açıkça kınadı.
Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rusya, sahada etkili olmasa da diplomatik düzeyde İran’la stratejik dayanışmasını sürdürüyor.

Çin ise savaşı bölgesel istikrarsızlık olarak görüyor ve diplomasi vurgusunu ön plana çıkarıyor. Ancak arka planda, İran petrolünün en büyük müşterisi olarak enerji güvenliği ve ticari çıkarlarını koruma derdinde.
Her iki aktör de doğrudan sahaya inmeden, ABD’nin Ortadoğu’daki manevra alanını sınırlamak için süreci dikkatle izliyor.

Ekonomi ve Siyasi Artçı Sarsıntılar

Savaşın patlak vermesiyle birlikte petrol fiyatları yaklaşık %20 yükseldi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi, küresel enerji piyasalarında ciddi bir tedirginlik yarattı. Ateşkesin ardından fiyatlar kısmen gerilese de belirsizlik sürüyor.
İran içinde ise savaşın ve ambargoların ağır ekonomik etkileri kendini göstermeye başlayacaktır.
Enflasyon ve hayat pahalılığı, özellikle alt sınıflar üzerindeki baskıyı artırırken, ülke genelinde grevler ve protesto eylemleri bekleniyor.
Kürt bölgelerinde ise silahlı çatışmalardan ziyade, sivil örgütlenme ve özerklik talepleri öne çıkıyor. PJAK gibi gruplar, mevcut kaotik ortamda doğrudan çatışmaya girmeden, daha çok siyasi ve sosyal alanda etki yaratmaya çalışıyor.

İran içinde ise savaşın ve ambargoların ağır ekonomik etkileri kendini göstermeye başlayacaktır.
İran içinde ise savaşın ve ambargoların ağır ekonomik etkileri kendini göstermeye başlayacaktır.

Kırılgan Ateş, Büyük Risk

İran–İsrail–ABD üçgenindeki çatışma şimdilik durdu, ama ateş hâlâ sönmedi.
Hizbullah ve HAMAS, İran’ın sahadaki vekil güçleri olarak varlıklarını sürdürüyor.
Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’le perde arkasında uyumlu hareket ederken,
Türkiye, bölgesel savaşı önlemek için diplomasiyi sonuna kadar zorluyor.
Bu ateşkes, olası bir 3. Dünya Savaşı riskini azaltmış olabilir.
Ama bölgenin dokusu o kadar yanıcı ki, tek bir kıvılcım yeniden yangın çıkarabilir.
Bir sonraki bölümde, İran’daki Kürt hareketlerinin gelişen pozisyonunu ve
Öcalan çizgisinin bu kaotik denkleme nasıl etki edebileceğini ele alacağız.

Devam edecek…

Ortadoğu’da ‘Sınırlı Sorumlu’ Savaş Oyunları
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir