Bu çağın en büyük yalanı, kötülüğün gürültüyle; vicdansızlığın bağırarak geldiği sanrısıdır.
Hayır.
Kötülük, çoğu zaman sessizlikle gelir.
Sinsidir.
Bacanızdan evinize girmeyene kadar göremezsiniz, görmek istemezsiniz…
Bazen insanlık, bir coğrafyada göz göre göre yalnız bırakılır.
Ve dünya buna seyirci kalır.
Bugün Rojava’da olan tam olarak budur.
Rojava’da yalnızca bir askeri denge bozulmuyor; insanlığın kendisine verdiği söz paramparça ediliyor.
Bir halk değil, bir vicdan hattı çöküyor. Kadınların, gençlerin, yoksulların kanlarıyla ördüğü o savunma hattı… IŞİD barbarlığına karşı örülmüş, insanlığı ayakta tutan son setlerden biriydi. Şimdi o set, organize karanlığın insafına terk ediliyor.
Ve dünya bunu izliyor.
Orada tereddüt yok, gri alan yok. Bugün Rojava’da olan şey insanlığın vicdanına vurulmuş açık bir darbedir. Yaradır. Kanayan bir yara. Üstü kolaylıkla örtülemez.
Rojava’daki Kürtler kimseye saldırmadı.
Kimsenin toprağına göz dikmedi.
Kimseyi sürmedi, kimseyi yok saymadı.
Yaptıkları tek şey şuydu: Ortadoğu’yu IŞİD barbarlığından korumak.
Bu kadar.
O karanlığın karşısına çıktılar.
Dünya seyirciyken, onlar siper oldular.
Kadınlar, gençler, yoksullar…
Ölümle burun buruna gelerek, insanlığı savundular.
On binlercesi, gözünü kırpmadan canını verdi.
Büyüdüler, evet.
Ama büyüdükleri yerde iktidarı kendilerine saklamadılar.
Yerel halklara söz verdiler.
Onları eğittiler, örgütlediler, öz savunma yapabilsinler diye donattılar.
Ne bir etnik üstünlük kurdular,
Ne bir inanç dayattılar,
Ne bir bayrak dayatması yaptılar.
Şiddeti kutsamadılar.
Şiddeti araç haline getirmediler.
Şiddeti yalnızca kendilerine saldırıldığında, hayatta kalmak için kullandılar.
Bu bir savaş ahlâkı değil, bu bir yaşam ahlâkıdır.
Paylaşımcıydılar.
Kadınla erkeği ayırmadılar.
Komünal yaşamı esas aldılar.
İktidarı değil, dayanışmayı büyüttüler.
Devlet fetişizmi değil, toplum iradesi kurdular.
Yıllarca ne oldu peki?
Batı’da salonlarda alkışlandılar.
Belgeselleri çekildi.
Filmleri yapıldı; ‘Cesur kadınlar’, ‘kahraman gençler’, ‘Ortadoğu’nun umudu’ diye manşetler atıldı.
Şimdi ne oluyor?
Aynı insanlar,
Aynı kadınlar,
Aynı gençler,
Aynı topluluklar
—silahlanmış, örgütlenmiş, vahşeti meslek edinmiş barbarların insafına bırakılıyor.
Ve dünya bakıyor.
Sessiz.
Soğukkanlı.
Hesapçı.
Bu sessizlik tarafsızlık değil.
Bu, suça ortaklıktır.
Bugün Rojava’da olan şey bir askeri geri çekilme değildir.
Bir taktik manevra hiç değildir.
Bu, insanlığa verilen sözün geri alınmasıdır.
Rojava bir “dosya” değildir.
Bir “denge unsuru” değildir.
Bir “jeopolitik başlık” hiç değildir.
Rojava, insanlığın turnusol kâğıdıdır.
Rojava, insanlığın kendisine aynada bakabildiği nadir yerlerden biriydi.
O ayna bugün kırılıyor.
Ve evet:
Bu bir yenilgi değil belki.
Ama çok ağır bir yaradır.
İyileşmesi zaman alacak bir yara.
Şunu not düşelim:
Rojava düştüğü için insanlık kirlenmedi.
İnsanlık sessiz kaldığı için kirleniyor.
Bugün mesele Kürtler değil.
Bugün mesele bir halk değil.
Bugün mesele şu sorudur:
İnsanlık, kendi vicdanını savunabilecek mi?
Cevabı olmayan her sessizlik, barbarlığın cephanesidir.
