Dersim, 4 Ocak 2026 – Yarın, Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kayboluşunun 6. yıl dönümü. 21 yaşındaki genç kadın, 5 Ocak 2020’de Tunceli’den (Dersim) ayrıldıktan sonra bir daha görülmedi. Ailesi, kadın örgütleri ve kamuoyu yıllardır aynı soruyu soruyor: Gülistan Doku nerede?
Bu soru, sadece bir kayıp vakasını değil, Türkiye’deki kadın cinayetleri, cezasızlık politikaları ve adalet sistemindeki boşlukları da gündeme getiriyor.
Eldeki veriler ne kadar yeterli? Ne kadar ilerleme kaydedildi? Ve neden hâlâ bir cevap yok?
Tarihsel Bir Zaman Çizelgesi: Kayboluştan Bugüne
Gülistan Doku’nun öyküsü, 5 Ocak 2020’de başladı. Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan Doku, kaldığı yurttan çıktıktan sonra erkek arkadaşı Zaynal Abarakov ile tartıştı. Bu tartışma, kentteki güvenlik kameralarına yansıdı – son bilinen görüntü buydu. Abarakov, bir polis memurunun oğluydu. Bu detay, soruşturmanın başından beri şüpheleri üzerine çekti. Ailesi ve avukatı, intihar iddialarını reddetti. Doku’nun bir intihar notu bıraktığı veya köprüden atladığı yönündeki haberleri yalanladı.
2020: İlk Aylar ve Aramalar: Kayboluşun hemen ardından Uzunçayır Baraj Gölü’nde yoğun aramalar yapıldı. Su altı ve su üstü ekipleri, ROV (Remotely Operated Vehicle – Uzaktan Kumandalı Su Altı Aracı), drone’lar ve köpekler kullanıldı, ancak hiçbir iz bulunamadı. O dönemde Abarakov kısa süreliğine gözaltına alındı, ancak serbest bırakıldı. Aile, soruşturmanın örtbas edildiğini iddia etti. Kadın örgütleri, “Gülistan Doku nerede?” sloganıyla eylemler düzenledi.
O günlerde Munzur Arama Kurtarma Derneği başkanı ve üyesi olarak aramalara bizzat katıldım. Aylarca aramaları karada ve suda sürdürdük. Hiçbir ize rastlayamadık. Yine arama çalışmalarına katılan yüzlerce dalgıç, AFAD üyesi, gönüllü kişilerle irtibat halindeydik, hiç ize rastlayamadık. Barajda Gülistan’ın “intihar etti” dedikleri bölgede akıntı neredeyse sıfırdı. Öyle ki, su altında sektörleme için kullanılan iplerin izleri bile günlerce kaybolmadan kalabiliyordu. Ama Gülistan yoktu!
Emin olduğumuz bir şey vardı; kesinlikle suda değildi. Viyadüğe yakın yerleri ve baraj kıyılarını neredeyse her gün taradık. Hiçbir iz, belirti bulamadık.

2021-2022: Bin Günün Sessizliği: 300 gün, 1000 gün derken, aile yetkililerden hesap sordu. Tunceli Valiliği aramaları durdurdu. Aile, “Devlet artık aramıyor” dedi. Abarakov’un mesajları incelendi, ancak delil yetersizliği gerekçesiyle ilerleme olmadı. 2022’de Abarakov’un tutuklanması talep edildi, ama reddedildi.
2023: Üçüncü Yıl ve Aile Mücadelesi: Aile, yeni atanan Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu’ndan soruşturmanın hızlandırılmasını istedi. Kadınlar, “Bu sadece bir kayıp değil, erkek egemen sistemin sonucu” diyerek protesto etti. Hâlâ hiçbir iz yoktu.
2024-2025: Dosya Yeniden Açılıyor: Nisan 2025’te Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, dosyayı baştan ele aldı ve özel bir ekip kurdu. Konu ile ilgili birçok tanıkla görüşüldü. İfadeler gözden geçirildi. Kayboluş günü ve önceki güne ait 700 saatlik ek güvenlik kamerası görüntüsü dosyaya eklendi. Bu, 2125 gün sonra gelen bir gelişmeydi. Aile, “Yeni deliller var” diyerek umutlandı, ancak somut bir sonuç bugüne kadar çıkmadı.
2026: Altıncı Yıl: Bugün itibarıyla 2190 gün geçti. Dosyada gizlilik kararı hâlâ sürüyor. Aile, üst düzey kamu görevlilerinin korunup korunmadığını sorguluyor. Yarın Dersim’de eylemler planlanıyor: Sanat Sokağı’nda saat 17.30’da toplanılacak kitle bir kez daha soracak: “Gülistan Doku Nerede?”
Eldeki Veriler: Yetersiz mi, Örtbas mı?
Soruşturmada mevcut veriler sınırlı ve tartışmalı:
Güvenlik Kameraları: Kentte yüzlerce kamera olmasına rağmen, başlangıçta sadece tartışma anı görüntülendi. 2025’te ek 700 saatlik PTS (Plaka Tanıma Sistemi) ve KGYS kayıtları eklendi. Aile, “Neden bu kadar geç?” diye soruyor.
Tanık İfadeleri ve Mesajlar: Abarakov’un telefon mesajları incelendi. Avukatı, bunların olayı aydınlatacağını söyledi. Ancak tanıklar yetersiz; aile, bilenlerin konuşmasını istiyor.
Arama Kayıtları: Baraj gölünde aylarca süren aramalar sonuçsuz kaldı. İntihar tezi, su seviyesinin düşürülmesine rağmen kanıtlanmadı.
Diğer Deliller: Doku’nun bazı eşyaları bulundu, ancak bunlar olayı açıklamıyor. Kadın örgütleri, “Bu bir kadın cinayeti mi?” diye soruyor.
Veriler var, ama bütünleşik bir resim çizmiyor. Neden bazı kameralar çalışmadı? Gizlilik kararı neyi koruyor?

Ne Kadar Gelişme Kaydedildi? Adalet Nerede Duruyor?
Altı yılda üç savcı değişti, ancak ilerleme minimal. 2025’teki yeniden açılış umut vericiydi: Özel ekip, delilleri taradı. Ama hâlâ haber yok. Aile, “Devlet aramıyor” diyor. Kadınlar, cezasızlık politikalarını eleştiriyor. “Bu erkek egemen sistemin sonucu” diyorlar.
Evet, dosya yeniden açıldı. Ama yeterli mi? Hayır. Yıllar geçti, aile hâlâ kızlarını arıyor. Kaç yıl daha bekleyecekler?

Sorularla Dolu Bir Dosya: Neden Cevap Yok?
Bu hikâye, sorularla dolu:
- Gülistan Doku gerçekten intihar mı etti, yoksa kaçırıldı mı? Neden baraj aramaları sonuçsuz kaldı?
- Zaynal Abarakov‘un babasının polis olması, soruşturmayı etkiledi mi? Neden serbest bırakıldı?
- Yüzlerce kameraya rağmen neden tam görüntü yok? Ek 700 saatlik kayıtlar neyi değiştirecek?
- Gizlilik kararı, üst düzey isimleri mi koruyor? Aile neden “Bildiklerinizi anlatın” diyor?
- Kadın cinayetlerinde cezasızlık neden devam ediyor? Gülistan gibi kaç kadın daha kaybolacak?
- Altı yılda neden bir adım öteye gidilmedi? Adalet sistemi, mağdurları mı yoksa şüphelileri mi koruyor?
Bu sorular, yarın Dersim sokaklarında yankılanacak: “Gülistan’ın katilleri ortaya çıkarılsın!”
Bir Yıldönümü, Binlerce Günün Acısı
Yarın, 2190. gün. Gülistan Doku hâlâ yok. Ailesi, “Biz çocuğumuzu sokakta bulmadık” diyor. Bu, sadece bir ailenin acısı değil; toplumsal bir yara. Adalet arayışı devam ederken, soru aynı: “Gülistan Doku nerede?”
