1 Ekim’de TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşması ve resepsiyondaki sohbet görüntüleri, siyaset gündemini sarsan kareler oldu. DEM’lilerin Erdoğan’ı ayakta karşılaması, el sıkışması ve samimi jestleri, özellikle sosyal medyada lehte ve aleyhte yüzlerce yorum doğurdu.
Lehte Mesajlar: Diyalog Kapısını Aralayan Kareler
Destekleyenlere göre bu fotoğraf, siyasetin en doğal halini gösteriyor: Seçilmiş temsilcilerin ülkenin Cumhurbaşkanı ile yan yana gelmesi.
Eski vekil Ziya Pir, “çözümün yolu diyalog ve müzakeredir” diyerek kareyi savunuyor.
Gazeteci Gökhan Biçici, Erdoğan’ın tokalaşma esnasında atladığı için özür dilemesini önemli bir jest sayıyor.
Yazar Hüseyin Edemir ise DEM’lilerin görünümünü eleştirse de “bir süreç var ve ilerlemesini istiyorlar” diyerek diyalog arayışını anlamlı buluyor. Bu çizgiye göre mesele, Erdoğan’ın samimiyetinden çok, DEM’in barış ısrarını ortaya koyması.
Aleyhte Mesajlar: Teslimiyet Eleştirileri
Eleştirenler ise bu tabloyu “teslimiyet” olarak okuyor. Akademisyen Berk, “el pençe divan durmak unutulmaz bir sahne” diyerek bunu iktidar pazarlığına bağladı. Mimar Şevin Kızılca, vekillerin özgüvensiz tavırlarla iktidarın kibrine hizmet ettiğini savundu. Bazı isimler, “Seni başkan yaptırmayacağız” çizgisinden “ayakta karşılamaya” geçişi utanç olarak değerlendirdi. Bu kesime göre barış değil, Erdoğan’ın ömrünü uzatma çabası var; kayyımlar ve siyasi tutuklular konusunda gerçek adımlar gelmedikçe sürece güvenilemez.
Barış Sürecinin Gölgesi
Tartışmaların merkezinde, 2013-2015 çözüm sürecinin yarım kalmış hafızası var. Destekleyenler, köprüleri yeniden kurma ihtimalini görüyor; karşı çıkanlar ise geçmişte yaşananları hatırlatarak güvensizliği dile getiriyor. Bu nedenle aynı kare, birine göre barışın zorunlu başlangıcı, diğerine göre halkın onurunu zedeleyen bir tablo.
Aslında Olması Gereken Resim
Bugün tartışılan fotoğraf, aslında siyasetin en olması gereken hali: Farklı tarafların birbirini görmesi, tokalaşması, konuşması. Çatışmalar, küslük ve hakaretle son bulmaz; diyalogla son bulur. Eleştirilerin kökeninde Erdoğan’ın geçmiş pratiğine duyulan güvensizlik var; ancak bu güvensizlik barış arayışını tümden reddetmemeli. DEM’in attığı adım, bir teslimiyet değil; tam tersine, halkına karşı sorumluluk ve barışta ısrarın göstergesi.
Eğer bu resim büyüyebilir, somut adımlarla desteklenebilirse Türkiye’nin geleceği değişir. Çünkü barış, eşitlik ve diyalogla inşa edilir. Bu kareyi nokta olarak değil, yeni bir cümlenin başlangıcı olarak görmek gerekir.
