Türkiye, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler arasında en yüksek mahpus nüfusuna sahip ülke konumunda. Cezaevlerindeki doluluk oranları, kapasiteyi aşan mahpus sayıları ve özellikle hasta mahpusların durumu, yıllardır insan hakları örgütlerinin, mahpus ailelerinin ve vicdan sahibi bireylerin gündeminde.
Cezaevlerinde Doluluk ve Hasta Mahpusların Durumu
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 2024 verilerine göre, Türkiye’de 395 ceza infaz kurumunda toplam 403.060 mahpus bulunuyor. Bu kurumların kapasitesi ise 299.881. Yani, cezaevlerinde yaklaşık 100 bin kişilik bir kapasite fazlası mevcut. Bu aşırı kalabalık, mahpusların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırıyor, fiziki koşulları kötüleştiriyor ve özellikle hasta mahpuslar için yaşamı tehdit eden bir hale geliyor.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2022 raporuna göre, cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere 1.517 hasta mahpus bulunuyor. Ancak İHD, gerçek sayının daha yüksek olabileceğini, çünkü tüm vakaların tespit edilemediğini belirtiyor. Hasta mahpuslar, revire geç çıkarılma, hastane sevklerinin aksaması, kelepçeli muayene dayatmaları ve Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) bilimsel olmayan raporları gibi sorunlarla karşı karşıya. DEM Parti’nin 2024 raporunda da, 759 çocuğun anneleriyle cezaevinde olduğu ve 1.517 hasta mahpustan 651’inin ağır hasta olduğu vurgulanıyor.
Yıllara Göre Cezaevlerinde Hayatını Kaybeden Mahpus Sayıları
Cezaevlerinde hayatını kaybeden mahpus sayıları, sorunun ciddiyetini ortaya koyuyor. İHD ve diğer insan hakları örgütlerinin raporlarına göre:
- 2020: 59 hasta mahpus yaşamını yitirdi, 7’si infaz ertelemesinden kısa süre sonra.
- 2021: 64 mahpus hayatını kaybetti, çoğunluğu ağır hastalıklar nedeniyle.
- 2022: 76 mahpus öldü, bunlardan 35’i hastalıklar nedeniyle.
- 2024 (ilk 11 ay): DEM Parti’ye göre, 709 mahpus cezaevlerinde yaşamını yitirdi.
Bu rakamlar, cezaevlerindeki sağlık hizmetlerinin yetersizliğini ve hasta mahpusların tahliye süreçlerindeki engelleri gözler önüne seriyor.
Kamuoyundaki Tartışmalar ve Siyasi Yaklaşımlar
Hasta mahpusların durumu, siyasi partiler ve kamuoyu arasında sıkça tartışılıyor. MHP’li yöneticiler, özellikle “terör” suçlamasıyla cezaevinde olan mahpusların tahliyesine karşı çıkıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 2023’te yaptığı bir açıklamada, hasta mahpusların tahliyesinin “toplum güvenliği” açısından risk oluşturabileceğini savundu ve af tartışmalarına mesafeli yaklaştı. Bu yaklaşım, hasta mahpusların tahliye süreçlerinde ATK raporlarının sıkça reddedilmesine ve “toplum güvenliği” kriterinin sübjektif uygulanmasına zemin hazırlıyor.
Öte yandan, DEM Parti, hasta mahpusların tahliyesi için yoğun bir mücadele veriyor. 2025 Nisan’ında Adalet Bakanı ile yapılan görüşmede, hasta mahpusların durumu ve cezaevlerindeki çocukların koşulları gündeme taşındı. DEM Parti, “Hasta mahpusların cezaevinde tutulması ne insani, ne vicdani, ne de hukukidir” diyerek tahliye çağrısı yaptı. İHD ise, 2024 raporunda, ağır hasta mahpusların tam teşekküllü sağlık kurulu raporlarıyla derhal tahliye edilmesi gerektiğini vurguladı ve ATK’nin bilimsel olmayan raporlarını eleştirdi.
Mahpus Ailelerinin Talepleri ve Yeni Çalışmalar
Hasta mahpus aileleri, sevdiklerinin yaşama tutunabilmesi için yıllardır kampanyalar düzenliyor. “Hasta Mahpuslara Özgürlük” ve “İnfazı Ertele, Hastalar Yaşasın” gibi sloganlarla sosyal medyada ve sokaklarda seslerini duyuruyorlar. Ailelerin temel talepleri şöyle:
- Ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi ve tahliye edilmesi.
- Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan engellerin kaldırılması (kelepçeli muayene, hastane sevk gecikmeleri vb.).
- Adli Tıp Kurumu’nun bağımsız ve bilimsel raporlar hazırlaması.
- Cezaevlerindeki fiziki koşulların iyileştirilmesi ve kapasite sorununun çözülmesi.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), hasta mahpusların durumuna dair yeni bir çalışma yayımladı. 2024’te hazırlanan “Hapishanelerde Sağlık Hakkı” raporu, mahpusların sağlık hizmetlerine erişimdeki engelleri ve çözüm önerilerini detaylandırıyor. Raporda, cezaevlerinde yeterli doktor ve sağlık personeli bulunmaması, diyet yemeklerinin verilmemesi ve temiz suya erişim sorunları öne çıkıyor. Ayrıca, Diyarbakır Barosu ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin 2024’te yayımladığı ortak rapor, hasta mahpusların yaşadığı hak ihlallerini ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.
Af Tartışmaları ve Demokratikleşme Süreci
Genel af, Türkiye’de sıkça gündeme gelen ancak siyasi kutuplaşma nedeniyle ilerleme kaydedilemeyen bir konu. 2025’te, 10. Yargı Paketi tartışmalarıyla birlikte af yeniden konuşulmaya başlandı. Mahpus aileleri ve insan hakları örgütleri, hasta mahpusların tahliyesi için af veya infaz erteleme düzenlemelerinin acilen hayata geçirilmesini talep ediyor. Ancak, MHP’nin sert tutumu ve “toplum güvenliği” gerekçesi, bu konuda uzlaşmayı zorlaştırıyor.
Demokratikleşme ve barış süreci açısından, hasta mahpusların tahliyesi önemli bir adım olabilir. Hasta mahpusların tedaviye erişimi ve tahliyesi, sadece insani bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal barışın inşası için bir güven artırıcı önlem.
Barış Diliyle Çözüm Arayışı
Hasta mahpusların durumu, vicdanları yaralayan bir insanlık meselesi. Cezaevlerindeki aşırı kalabalık, sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler ve tahliye süreçlerindeki engeller, yalnızca mahpusları değil, ailelerini ve toplumu da etkiliyor. Bu sorunun çözümü, siyasi çekişmelerden arınmış, insan odaklı bir yaklaşımla mümkün. Demokratikleşme, herkesin temel haklara eşit erişimini sağlama hedefiyle ilerler. Hasta mahpusların tahliyesi, bu hedefe ulaşmada küçük ama anlamlı bir adım olabilir.
Barış dili, farklı kesimleri bir araya getirir ve ortak bir vicdanda buluşmayı sağlar. Hasta mahpusların yaşama tutunması için atılacak adımlar, sadece cezaevlerindeki koşulları iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumda adalet ve merhamet duygusunu güçlendirir. Mahpus ailelerinin, “Hastalar cezaevinden tabutla çıkmasın” çığlığı, hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.
Türkiye cezaevlerindeki hasta mahpuslar, hem insani hem de hukuki açıdan acil çözüm bekleyen bir mesele. Aşırı kalabalık cezaevleri, yetersiz sağlık hizmetleri ve tahliye süreçlerindeki engeller, yaşam hakkını tehdit ediyor. İHD ve DEM Parti’nin raporları, bu sorunun boyutlarını açıkça ortaya koyuyor. Mahpus ailelerinin talepleri, vicdanlı bir toplumun sesi olarak yankılanıyor. Demokratikleşme ve barış süreci, cezaevlerindeki hak ihlallerinin sona ermesiyle güçlenebilir. Hasta mahpusların tahliyesi, sadece bir af meselesi değil, aynı zamanda toplumsal barışın ve adaletin inşası için bir fırsattır. Gelin, bu fırsatı barış ve insanlık adına değerlendirelim.
