1 Ekim 2024: Tarihi El Sıkışma ve Diyalog Çağrısı
TBMM’nin 28. Yasama Dönemi’nin açılışında, MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Van Milletvekili Pervin Buldan ve Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık ile tokalaştı. Bahçeli, bu hareketini, “Dünyada barışı isterken, kendi ülkemizde barışı sağlamamız lazım” sözleriyle açıkladı. Bu jest, Türkiye’nin iç barışını güçlendirme arzusunun bir yansıması olarak değerlendirildi ve yeni bir diyalog sürecinin fitilini ateşledi.
3 Ekim 2024: Bahçeli ve Erdoğan Görüşmesi
Bahçeli’nin el sıkışmasının ardından, kamuoyunda “Erdoğan’ın bu adımdan haberi var mı?” soruları yankılandı. Bu merakı gidermek için Bahçeli ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3 Ekim’de bir araya geldi. 45 dakika süren basına kapalı görüşmeden ayrıntı paylaşılmadı, ancak aynı gün toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun bildirisinde, “Suriye topraklarında milli güvenliğimize halel getirebilecek herhangi bir plana veya oldu bitti girişimine müsaade edilmeyeceği” vurgulandı. Bu, sürecin bölgesel dinamiklerle bağlantılı olduğunu gösteren ilk işaretlerden biriydi.
5 Ekim 2024: Bahçeli’den Birleştirici Mesaj
Bahçeli, el sıkışma hareketini savunarak, “Fikirlerini kabul etmediğim kişilerin ellerini sıkmam birleştirici, Türkiye partisinin olması ifadesidir” dedi. Bu açıklama, MHP’nin sürece “kardeşlik ve kaderdaşlık” perspektifiyle yaklaştığını ortaya koydu. Bahçeli, aynı konuşmasında, “Devlet terörle masaya oturmaz” diyerek, diyalog arayışının terörle mücadele çerçevesinde şekilleneceğini vurguladı.
9 Ekim 2024: Erdoğan’dan İlk Destek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP grup toplantısında Bahçeli’nin inisiyatifine destek vererek, “Sayın Bahçeli, temsilcisi olduğu misyon adına cesur ve ezber bozan bir teklif ortaya koymuştur” dedi. Ancak, DEM Parti ve Kandil’den gelen bazı açıklamaları eleştirerek, “Bu kafanın değişmesi gerekiyor. Karşımızdaki tablo çok da umutlu olmamıza izin vermiyor” ifadelerini kullandı. Erdoğan’ın bu sözleri, sürecin hassas dengeler üzerinde ilerlediğini gösteriyordu.
15 Ekim 2024: Bahçeli’den Net Çizgi
Bahçeli, MHP’nin TBMM Grup Toplantısı’nda, “DEM Parti’nin aklını başına alması, uzattığım eli sabote etmek amacıyla tahrik ortamını kamçılamaktan uzak durması herkesin hayrınadır” dedi. Aynı konuşmada, “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda bin yıllık kardeşlik pekişmelidir” vurgusuyla, sürecin etnik ayrım gözetmeksizin birleştirici bir vizyona dayandığını ifade etti.
22 Ekim 2024: Öcalan’a Çağrı
Bahçeli, partisinin grup toplantısında, PKK lideri Abdullah Öcalan’a seslenerek, “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” dedi. Bu çağrı, sürecin en dikkat çekici adımlarından biri oldu ve yeni bir çözüm sürecine dair tartışmaları alevlendirdi. Uzmanlar, Bahçeli’nin bu çıkışını, bölgesel jeopolitik gelişmelerle bağlantılı bir “iç cepheyi güçlendirme” hamlesi olarak değerlendirdi.
23 Ekim 2024: İlk Somut Adım
Bahçeli’nin çağrısının ardından, Öcalan’a 43 ay sonra aile görüşü izni verildi. DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, amcası Abdullah Öcalan ile İmralı Cezaevi’nde görüştü. Öcalan, görüşmede, “Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” mesajını iletti. Bu, sürecin İmralı merkezli ilerleyebileceğine dair önemli bir işaret oldu.
28 Aralık 2024: İmralı’da Kritik Görüşme
DEM Parti heyeti, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in katılımıyla Öcalan ile 3,5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, heyete, “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır” mesajını verdi. Ayrıca, “Yeni paradigmaya pozitif anlamda gerekli katkıyı sunabileceğini” belirtti. Bu görüşme, sürecin diyalog zeminine taşındığını gösteren önemli bir kilometre taşıydı.
Aralık 2024: Bölgesel Gelişmeler ve Suriye Faktörü
Aralık ayına gelindiğinde, Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesi ve HTŞ güçlerinin Şam’a ilerlemesi, bölgesel dengeleri değiştirdi. Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO), YPG’nin Münbiç ve Tel Rıfat’tan çekilmesiyle bu bölgelerde kontrolü ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 14 Aralık’ta, “YPG’nin ortadan kaldırılması için kararlıyız” açıklamasını yaptı. Bazı yorumcular, bu gelişmeleri Bahçeli’nin barış süreci inisiyatifiyle ilişkilendirdi, süreci bölgesel bir barış vizyonunun parçası olarak gördü.
Şubat 2025: Öcalan’dan Silah Bırakma Çağrısı
28 Şubat 2025’te, DEM Parti heyetinin İmralı ziyareti sonrası Öcalan, örgüte silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısı yaptı. Bu çağrı, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” olarak adlandırıldı. Bahçeli, bu açıklamayı “baştan sona değerli ve önemli” bulurken, Erdoğan, “Terörsüz Türkiye çabalarında yeni bir safhaya geçilmiştir” dedi. DEM Parti’den Sırrı Süreyya Önder, “Emeği geçen bütün siyasilere, Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Bahçeli’ye teşekkür ediyoruz” diyerek sürece destek verdi.
Nisan 2025: Sürecin Geleceği ve Beklentiler
MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, 4 Mayıs 2025’te örgütün kongre toplayarak silah bırakmasını beklediklerini açıkladı. Bahçeli, 22 Nisan 2025’te, “PKK’nın silah bırakıp örgütsel fesih ilan etmesi adaletli ve mantıklı seçenektir” diyerek sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Ancak, DEM Parti’nin kayyum politikalarına yönelik eleştirileri ve CHP’nin sürece temkinli yaklaşımı, sürecin toplumsal mutabakatla ilerlemesi gerektiğini gösteriyor.
Barışa Giden Yolda Umut ve Sorumluluk
Bahçeli’nin el sıkışmasıyla başlayan bu yolculuk, Öcalan’ın silah bırakma çağrısıyla yeni bir döneme girdi. Ancak, sürecin başarısı, tüm siyasi aktörlerin yapıcı katkısına ve toplumsal mutabakata bağlı. Barış gazeteciliği ruhuyla, bu sürecin şeffaf, kapsayıcı ve adil bir şekilde ilerlemesini umuyor; Türk ve Kürt halklarının ortak geleceğine dair umutları güçlendiren her adımı destekliyoruz.
