Tarımdaki krizin nedeni; girdi fiyatlarındaki olağanüstü artışa karşı, ürün fiyatlarının düşüklüğüdür. Örgütsüz tepkinin yerini bireysel protestoların alması, toplumsal tepkiye işaret ediyor ama krizden çıkışı sağlamıyor.
Tarımsal üretim artık kârlı değildir. Çiftçiler gerçek bir gelir elde edememektedir. Bu durumun temel nedeni çoktandır uygulanmakta olan neoliberal tarım politikalarıdır.
22 Temmuz 2024’te Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmelik” (1) tepkiye neden oldu. Oysa, bu yönetmelik 23 Mart 2023’te Resmî Gazetede yayınlanan “Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la” (2) bağlantılı olarak değerlendirilmeliydi. Bu gerçeklikte gösteriyor ki hem siyasi iktidar hem de parlamento halktan önemli oranda kopmuştur. Tepkiler, bir yıl önce Meclisten geçirilen yasayla değil, yasadan bir yıl sonra çıkarılan yönetmelikle ortaya çıkıyor. Bu durum toplumun örgütsüzlüğünün diğer bir ifadesidir.

Yasaya eklenen bir fıkra, toprakların el değiştirmesinin önünü açtı
22 Temmuz 2024 tarihli Yönetmeliğin çıkarılmasına neden olan ve yukarıda değinilen Kanunun 37.maddesine eklenen fıkra şuydu: “Kiralanacak arazilerin; sınıfı, parsel büyüklüğü, verimliliği gibi hususlar dikkate alınarak tespit edilmesi, kiralama usul ve esasları, kira bedellerinin ve sürelerinin belirlenmesi ile kiralamaya ve kira gelirlerinin hak sahiplerine dağıtımı ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
Tartışılan yönetmelikle yapılmak istenenlerin ana başlıkları şunlardır:
- Yönetmelik, mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait ve üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazilerinin, Bakanlıkça tarımsal amaçlı sezonluk olarak kiraya verilmesine ilişkin iş ve işlemleri kapsıyor.
- Üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazileri, arazinin vasfının değiştirilmemesi ve kiralayan tarafından tarımsal üretimde kullanılması şartıyla Bakanlıkça sezonluk olarak kiraya verilecek.
- Kiraya verilecek arazilerin tespiti amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı il veya ilçe müdürlüğü bünyesinde Arazi Tespit Komisyonu oluşturulacak Komisyon, başkan dahil toplam beş asil iki yedek üyeden oluşacak.
- Arazi Tespit Komisyonu, kadastro parsel verileri, uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri, diğer kamu kurumlarından elde edilecek veriler üzerinden yapılacak çalışmalar ve yerinde gerçekleştirilecek arazi kontrolleriyle işlenmeyen tarım arazilerini tespit edecek. Tespit çalışmalarına altlık teşkil edebilecek veriler Bakanlıkça sağlanacak.
- İşlenmeyen tarım arazilerinin tespitinde, içinde bulunulan yılın 1 Eylül tarihi ile bölgelere göre değişen hasat dönemi dikkate alınarak en geç takip eden yılın 31 Ağustos’a kadar olan süre dikkate alınacak.
- Dikili ve örtü altı tarım arazileri kiralama işlemleri kapsamına alınmayacak. Arazi sınıfı, parsel büyüklüğü ve verimlilik durumu tarımsal üretim için ekonomik olmayan arazilerin bu durumu tutanak altına alınmak sureti ile o yılki kiralama işlemlerine dahil edilmeyebilecek.
- Kiralama öncelikli olarak, kiraya verilecek tarım arazisinin bulunduğu yerleşim yerinde ikamet edenlere, sivil toplum kuruluşlarına ve meslek odalarına yapılacak. Öncelikli gruplardan birden fazla istekli çıkması halinde en yüksek teklifi verene, öncelikli gruplardan istekli çıkmaması halinde ise diğer isteklilerden en yüksek teklifi verene kiralama yapılacak.
- Kira bedeli arazi sahibine ödenecek. Arazi maliklerine veya hak sahiplerine ulaşılamaması halinde, kira bedelleri Bakanlıkça belirlenecek bir kamu bankasında araziye özgülenerek açılacak üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılacak. Mülkiyeti ihtilaflı tarım arazilerinde ihtilafın giderilmesi halinde biriken kira geliri ve ferileri hak sahiplerine payları oranında dağıtılacak.

Yapılması gereken, yasa ve yönetmelik oyunlarıyla çiftçinin arazisine çökmek olmamalıdır
Tarımsal krizin nedenleri;
- Tarım arazilerin son yıllarda ekilmemesinin temel nedeni tarım girdilerinin fiyatlarındaki olağanüstü artışlara karşı, ürün fiyatlarının yetersiz artışıdır. Tarımsal üretim artık kârlı değildir. Son günlerdeki çiftçi protestolarından gördüğümüz gibi nerede ise bütün ürünlerde çiftçiler gerçek bir gelir elde edememektedir. Bu durumun temel nedeni çoktandır uygulanmakta olan neoliberal tarım politikalarıdır.
- Ayrıca para politikasındaki büyük hatalar Türk lirasının değerinin düşmesine yol açarak, kimyasal gübre, tarım ilacı, mazot, hayvan yemi vb. birçok endüstriyel tarım girdisinin aşırı derecede pahalılaşmasına neden olmuştur. Çünkü bu girdilerin çoğu ya doğrudan ithal edilmektedir ya da üretimlerinde ithal hammadde kullanılmaktadır.
- Çiftçinin eline geçen ürün fiyatlarındaki artışlar, girdi fiyatlarındaki artışlara ve enflasyona göre çok yetersizdir. Hatta birçok üründe bir yıl önceye göre artış yok gibidir. Boş bırakılan arazilerin temel sorunun budur.
- Çare neoliberal tarım politikasının terk edilmesi ve bu girdileri kullanmamayı öngören agro-ekolojik tarıma geçmektir. Toprağı sürmek yerine anıza ekim, sanayi yemi yerine meraların geliştirilmesi(ıslahı), aşırı su kullanımı yerine malç (toprağı örtme) yapılabilir. Şüphesiz bunlar bir günde olmaz, ama başka bir çıkış yolu da yoktur.
- Çiftçinin eline geçen fiyatları yükseltmek için kooperatifçiliğin geliştirilmesi, devletin aktif bir şekilde alıcı olması, Tarım Yasasıyla verilmesi zorunlu desteklerin zamanında ve tam verilmesi şarttır.
- Agro-ekolojik tarıma geçilmelidir. Geçiş aşamasında mazot, gübre, yem vb. fiyatlarını düşürmek için desteklemeler yapılabilir. Endüstriyel girdilerin desteklenmesi taktik bir uygulamadır, ancak stratejik olarak sürekli uygulanamaz.
- Devletin ve hükümetlerin izlediği politika; küçük ve orta ölçekli çiftçileri değil, büyük şirketleri desteklenmektedir. Bu da sorunların yanlış teşhisi demektir.
- Aralarında yabancı tohum şirketlerinin de olduğu birçok şirket büyük arazileri halen satın almaya devam etmektedirler. Böylelikle büyük şirketler veya büyük kapitalist çiftçiler kiraladıkları ve bütünleştirdikleri arazileri bir süre sonra daha düşük fiyatlarla satın alacaklardır. Bu durum tarım arazilerinin çok az elde toplanmasına yol açabilir. Kanunun hazırlanmasında harita şirketlerinin özel bir ilgisi olduğunu gözden kaçırılmamalıdır.
- Yönetmelikte kiralayacakların Türkiye vatandaşı olmaları öngörülmüştür. Ancak şu anda nerede ise parayı basanın, dahası her önüne gelenin vatandaş olabildiği de dikkate alınmalıdır. Yabancı kökenli veya Türkiye kökenli büyük birçok şirket için arazi toplamak amacıyla bu seçeneğin kullanılabileceğini tahmin edebiliriz.
Tarımda yaşanan krizden köklü çıkış
Hisselilik, parçalılık gibi yasada sözü edilen diğer nedenler de şüphesiz önemlidir. Bütün bu sorunları çözmek için toplulaştırma da yapılarak gerçek bir toprak reformu ile kullanılamayan arazilerin topraksız veya az topraklı çiftçilere verilmesinin sağlanması en yararlı çözüm olacaktır. Kârlı olmaması edeniyle boş bırakılan arazilerin ekilebilmesi için ise tarım politikasında köklü değişiklikler ve katılımcı bir planlama eşliğinde argo-ekolojinin yaygınlaştırılması gerekiyor.(3)
1) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/08/20240822-1.htm
2) (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230405-1.htm)
