Türkiye’de öğretmenler bu yıl da 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü hayat pahalılığı nedeniyle artan ekonomik sorunlarla karşılıyor.
Ancak maaşların yetersizliği, sosyal ve özlük haklarının eksikliği, güvencesizlik gibi pek çok problemin eşliğinde mesleklerini icra etmek zorunda kalan öğretmenlerin yaşadığı sorunlar sadece ekonomi temelli değil. Eğitim öğretimle ilgili karar alma süreçlerinin dışında bırakıldıklarını belirten öğretmenler, başöğretmenlik, ÇEDES projesi, önlük genelgesi gibi uygulamalarla mesleki olarak her geçen gün daha da değersizleştirildiklerini düşünülüyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 istatistiklerine göre, örgün eğitim kapsamında 1 milyon 154 bin 383 öğretmen okullarda görev yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öncesi kurumlarda 87 bin 323, ilkokullarda 299 bin 967, ortaokullarda 372 bin 536, liselerde 394 bin 557 öğretmen çalışıyor.
Yoksulluk sınırının altında
Büro Emekçiler Sendikası Araştırma Merkezi’ne göre (BES -AR) ekim ayında dört kişilik bir memur ailesi için açlık sınırının 17 bin 215, yoksulluk sınırının 50 bin 750 liraya ulaştığı Türkiye’de öğretmenlerin maaşı oldukça düşük.
Öğretmenler, kadrolu statünün yanı sıra sözleşmeli, ücretli gibi farklı statülerle çalışırken hak kayıplarına maruz kalıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen açığı bulunan okullara atanan ücretli öğretmen statüsündeki öğretmenler ders başı ücret alıyor. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın DW Türkçe’ye verdiği bilgiye göre Türkiye’de ücretli öğretmen sayısı 100 bin gibi ciddi bir rakama ulaştı. Bu statüdeki öğretmenler okullar tatil olduğunda ücret almazken aylık kazançları, 75,15 TL olarak belirlenen saatlik ek ders ücretiyle 11 bin 402 TL olan asgari ücreti bulmuyor.
Taban maaş uygulaması kaldırıldı
Özel kurumlarda çalışan öğretmenler ise “taban maaş” uygulamasının 2014’te Özel Öğretim Kurumları Kanunu’ndan çıkarılması nedeniyle yıllardır hak kayıplarına maruz kalıyor. Özel sektör öğretmenleri, yapılan belirli süreli iş sözleşmelerinden dolayı güvenceden de yoksun.
DW Türkçe’ye konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Umut Erkurt, kolej, kurs ya da rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitim emekçilerinin belirli süreli sözleşmeler nedeniyle mevsimlik işçi statüsünde, dönem boyu iş bulma kaygısı ve her an işten çıkarılma korkusuyla mesleğini icra etmeye çalıştığını anlatıyor.
Erkurt, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin çok büyük bir bölümünün asgari ücret sınırında ücretlerle çalıştığını, bu nedenle mesleklerine odaklanıp kendilerini geliştirebilme konusunda büyük zorluklar çektiğini söylüyor.
“ÇEDES projesi öğretmene hakaret”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise iktidarın “gerici” ve “piyasacı” bakış açısı nedeniyle öğretmenlerin hem ekonomik hem de mesleki olarak tükendiğini söylüyor.
2021 yılında ortaokullarda uygulamaya başlanan ve bu yıl ilkokul ve liseler dahil tüm okulları kapsayan şekilde düzenlenen “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” adlı ÇEDES Projesi kapsamında okullarda “manevi danışmanlar” adı altında imam ve vaizler de görev almaya başladı.
Değerler eğitiminin zaten öğretmenin görevi olduğunu vurgulayan Özbay, “Örneğin adalet devralmak. Gidip de hukuk fakültesinden dekan getiremezsin. Adaleti öğretmen anlatır. Sevgiyi, eşitliği, hakları öğretmeni anlatır. Bu öğretmenin görevidir. Ama ne yapıyor şimdi? Diyor ki din görevlisi gelecek. Bu da öğretmene hakaret” diyor ve ekliyor: “Siyasi iktidar öğretmeni ekonomik olarak tüketmenin de ötesinde, mesleki olarak çok ciddi bir şekilde aşağılıyor.”
Eğitim-İş: 24 Kasım’da iş bırakıyoruz
Yaklaşık 130 bin öğretmenin üyesi olduğu Eğitim-İş sendikası da 24 Kasım’da öğretmenlik mesleğinin bugün geldiği duruma dikkat çekmek için “Barınamıyoruz, geçinemiyoruz, yaşayamıyoruz” sloganıyla iş bırakacak.
“Yaşayamıyoruz” sloganıyla mesleki değersizleşme ve tükenmişlik sürecine dikkat çektiklerini dile getiren Kadem Özbay, “Eğitimi her bir çocuğumuza bilimsel temelde eşit bir şekilde ulaştırma sürecinde bir kıskaç altındayız. Öğrenci mutsuz, velisi mutsuz, eğitim çalışanı mutsuz. Çünkü eğitim ortamı artık öğretmenin dışında herkesin girebildiği, herkesin her şeyi yapabildiği bir alan haline dönüştü” diye konuşuyor.
Kaynak: DW Türkiye
