Mehmet Akar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Semsûr Hikâyeleri – 4

Semsûr Hikâyeleri – 4

featured
Semsûr Hikâyeleri – 12

Kahramanlıktan Krallığa, Krallıktan Devlete

Önceki hikâyemizde, klanını başka klanların saldırılarına karşı koruyup başarılı olan kişiye kahramanlık payesi verildiğini anlatmıştık. Herkes ona saygı duyar, el üstünde tutardı. Kendilerindendi. Bütün gençler onun gibi olmak ister, ona gıpta ile bakardı. Zamanla o kişi efsaneleşir; hakkında hikâyeler anlatılır, destanlar düzülürdü. Gılgamış Destanı gibi…

Yerleşim yerlerinin meydanlarına heykelleri dikilirdi. Ölünce yerine oğlu geçerdi. Artık kimse ona kahraman demezdi; Kral, Şah, Padişah, Çar, Mir, Şef, Nemrut, Firavun gibi unvanlarla anılırdı.

Fetih, Ganimet ve Köleliğin Doğuşu

Yeni krallar, babalarından geri kalmamak için başka klanları hâkimiyetine almak üzere savaştılar. Babaları gibi efsaneleşmek istediler. Yeni topraklar elde ettiler. Ama yeni toprak, yeni savaşlar demekti. Yeni savaşlar; yeni köleler, yeni ganimetler, yeni cariyeler ve yeni ölümler, yeni acılar demekti.
Başka klanların elinde ne varsa el konuldu. Kadınlar, kızlar esir alındı; köleleştirildi. İçlerinden en güzelleri kralın sarayına cariye yapıldı. Yeni bir sistem oluştu. Buna kölelik çağı denildi.
Köleler; toprakta çalıştırıldı, hendekler kazdı, bentler inşa etti, surlar ördü. Karın tokluğuna… Ve sayısız köle bu işlerde yaşamını yitirdi.
Köleler krallara kurban edildi. İnsan kurban etme, bir gelenek hâline getirildi. Bu vahşetle dolu çağ, İbrahim Peygamber’in oğlunu Tanrı’ya kurban etmek isterken yerine bir koçun kurban edilmesiyle ilk büyük kırılmasını yaşadı. Bu, vahşete karşı bir duruştu.
Kölelik sistemine karşı ilk büyük kalkışma İbrahim, devamında Musa Peygamber’in Firavun’a başkaldırısıydı. Bu olay, bütün kutsal kitaplarda yer alacak kadar mühimdir. Artık bir çığır açılmıştı.

İsyanlar ve Çatlaklar

Asur köleci devletini sona erdiren efsanevi figür Kawa’dır. Roma kölelik çağına ilk büyük darbeyi, Roma kölelerinin başını çeken efsanevi lider Spartaküs vurdu. Mekke diktasına karşı Hz. Muhammed’in kalkışması da bu zincirin bir halkasıydı.

Bu isyanlar, köleci sistemin sona yaklaştığının ilk işaretleriydi.
Kölelik çağı bin yıllar sürdü. Bölgemizde Asur ve Babil, Mısır’da Firavunlar, İtalya’da Roma, Amerika’da Maya, İnka, Aztek kölelik düzenleri hüküm sürdü. Tarih; kral, çar, şah, tiran, nemrut ve firavun unvanlarıyla anılan zalimlerin halka yaşattığı zulüm hikâyeleriyle doludur.

Tanrı-Krallar ve Devletin Doğuşu

Zamanla krallar öyle güçlendiler ki kendilerine ilahi vasıflar yüklediler. Ölümsüz olduklarını iddia ettiler. Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi, gölgesi olduklarını söylediler. Kendilerine Tanrı-Kral dediler.
Her şey Tanrı-Krallardan sorulurdu. İnsan yaşamı onların iradesine bağlıydı. Zamanla halk bunu içselleştirdi. Olan bitenler olağanlaştı.
Krallar, içinden çıktıkları klana yabancılaştı. Klanın bireyleri de kralın zulmünden payını aldı. Yeni bir sistem oluştu. Bu sistemin adına devlet denildi.
Devlet; kralın arzularını yerine getirmekle yükümlüydü. Kral dokunulmazdı. Kutsaldı. Halk ise kul kabul edildi.
Krallar erişilmezliklerini göstermek için devasa saraylar, kâşaneler, tapınaklar, surlar inşa ettiler. Babil Kralı Nabukadnezar, sevgilisi Amid için bugün dünyanın yedi harikasından biri sayılan Gülistan Bahçeleri’ni yaptırdı. Büyüklük, azamet ve iktidar bu yapılarla sergilendi. Halk ise bu devasa yapıların gölgesinde daha da küçüldü.

Anıt Mezarlar ve Çöküş

Köleci krallar, ölümsüzlüklerini kalıcılaştırmak için devasa anıt mezarlar yaptırdı. Beli Dağı’nda Antikos, görkemli bir anıt mezar inşa ettirdi. Mısır Firavunu Ramses ve ardılları, devasa piramitler yaptırdı.
Milyonlarca kölenin hayatına mal olan bu yapılar bile, köleci krallıkların iktidarını sonsuza dek sürdüremedi.

Döngü Kırılıyor

Kırk bin yıl önce Palani’nin bir mağarasında başlayıp Harun’da hayat bulan; on binlerce yıl süren, herkesin ürettiği ve birlikte tükettiği, eşitliğe dayalı ortak yaşam düzeni; binlerce yıl sürecek olan Pirin, Semsûr, Samsat, Zeugma, Dilok, Girê Mıraza’da filizlenen köleci düzene yenik düştü.
İnsan kanı üzerinden büyüyen bu sistem de bir gün geldi, yerini daha adil, daha insani bir düzene bırakmak zorunda kaldı.
Bir sonraki hikâyemizde, işte bu yeni sistemi anlatacağız.

Semsûr Hikâyeleri – 4
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter