Cihan Söylemez
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Alevi Modernitesi, Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinlikleri ve Çoğulcu Alevilik Üzerine…

Alevi Modernitesi, Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinlikleri ve Çoğulcu Alevilik Üzerine…

featured

1) Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri çok uzun yıllar Türk-İslam Milliyetçiliği gölgesinde yapıldı.

2) Temel amaç Aleviler’in “Türk” kimliği içerisinde “Sünni” düşünce yapısına, tarihine yakınlaştırılması ve Alevi sözlü hafızasının asimilasyona uğratılmasıydı.

3) Son 25 yıl zarfında Alevi Modernitesi hem Avrupa’da hem de Anadolu’da etnik milliyetçilik temelli “Alevilik” okumalarını reddedince ve Türk-İslam Milliyetçi düşünceye karşı “Alevi Hafızasının” korunması için gayret sarf ettikçe Hacı Bektaş-ı Veli Anma etkinlikleri çoğulcu, demokratik bir niteliğe bürünme eğilimindeydi. Ki “Devlet-i Osmani Aklı” olaya “Ali’siz Alevilik” bahanesi adı altında el attı ve “Aleviler’i Türkleştirme ve Alevi Tarihsel Hafızasını Yok Etme Başkanlığını” kurdu.

4) Bu “Alevi Hafızasını Yok Etme ve Aleviler’i Kapıkulu Sünni Bektaşisi” yapma kurumu kısa zamanda iki atanmış başkan tarafından yönetildi. İkinci atanmış başkan esasen Aleviler’i “Türkleştirme ve Sünnileştirme” ile birlikte “Sol-Sosyal Demokrat Düşünceden Koparma ve Bozkurtçu Ülkücü bir Alevilik İnşaası” için çalıştı.

5) Son Başkan bir Kadın. Akp’li bir siyasetçi. Zihin dünyasında “Aleviler’i Türkleştirme ve Sünni Bektaşi Yeniçeri” yapma niyeti var mı yok mu? Bugüne kadar bu hanımefendinin düşünce dünyasını anlatır, bir yazılı kaynağa rast gelmedim. Ancak kendisinden önceki iki atanmış başkan gibi Alevi Toplumunda temsiliyet değeri olmadığı açık.

6) Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinliklerinde Alevi Modernitesi Kurumlarının dışlanması da gösteriyor ki, “Aleviler’i Türkleştirme ve Sünni Bektaşi Yeniçerisi” yapma “Başkanlığı”,; Türkiye’de hiç bir sorun çözme becerisi olmayan, kurumsal tarihsel kültürün bir yansıması.

7)Sultan 2. Bayezid’in Safeviler’e karşı “Sünni Bektaşiliği Hamlesi”, 2. Abdülhamid’in Alevi-Kızılbaşlar’a karşı “Hamidiye Alayları” hamlesi neyse mevcut devlet refleksi de öyle bir hamle ile işliyor; Aleviler’i kendi içlerinde böl-parçala-yönet.

8) Alevi İnancına mensup insanlar tarihte kendilerine en yakın idareleri Büveyhiler, Fatimiler, İran İsmailileri, Safeviler’in devlet dönemlerinde bulmuşlardır. Buna karşın Aleviler’in en çok dışlandıkları, görmezden gelindikleri, toplu olarak kırım, pogrom ve tehcirlere maruz kaldıkları idareler ise Türk ve Arap Tarihinin parçası kabul edilen Emeviler, Abbasiler, Selçukiler, Eyyübiler, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.

9) Türkiye Cumhuriyetinin “kurucu babaları” 1924’ten sonra hukuksal nizamı “Laiklik” üzerine inşaa etmeye çalışıp, tarihsel “Türk” kimliğinden soyut, zihni Araplaşmamış bir “Türklük” hayal etmişseler de, bu hayal 1950 seçimleri ile birlikte yerini “Türk-İslam” odaklı tarihsel realiteye bırakmıştır.

10) Cumhuriyet devrinde Türk Modernleşmesinin laikleşme ve uluslaşma yolunda asimile ettiği kimlik yine Aleviler’den başkası değildir. Yüzyıllar boyu kendi aralarında etnik milliyetçilik nedir bilmeyen, “Alevi” sözcüğünü adeta bir etno-dinsel kimlik olarak benimseyen Geleneksel Alevi Hafızasına ilk hasarı, Türk Modernitesi adına Seküler Türk Milliyetçiliği vermiştir. 1950’den sonra Türk Modernleşmesi “İslami kodlara” geri dönüşle birlikte kan kaybederken, Türk-İslam Kimliği başat olmaya başlamış ve Aleviler’in devlette yer alabilmesi için kamuda görünür olması için “Dönmeleri” istenmiştir. Cumhuriyet tarihi içinde “Aleviler’de Sünnileşme” eğilimleri, Osmanlı’nın son 3 asrından daha hızlı işlemiştir. Bu eğilim özellikle Türkçe konuşan Aleviler’de çok hızlı bir şekilde olmuştur. Türkçe konuşan Aleviler üzerinde yürütülen “Türkçülük” propagandaları sonucunda, Türkçe konuşan Aleviler’in geleneksel kimlik hafızası dumura uğramıştır. Artık Devlet içinde bir konum edebilmek için “Türkçülük” yapma devri başlamıştır. Seküler Türk Milliyetçileri dahi Aleviler’e baktıklarında onlarda “Türklük’ten” başka bir şey görmek istememişlerdir. Bugün dahi bu seküler milliyetçiler aynı düşüncedirler.

11) Akademi dünyasının dili dahi bilimsellikten kopmuş, Türk-İslam merkezli düşünceye teşne akademi camiası “Aleviler’in Has Türk ancak kendince Müslüman” oldukları temelli geçmişin inşaasına çalışmışlardır. “Alevi; Türk olabilir, Alevi; Öz Müslüman olabilir. Ancak Alevi; Alevi olamaz ve olmamalıydı”. Bu nedenledir ki Aleviliğin etno-dinsel çok dilli yanı hem akademi hem de siyaset tarafından bilinçli olarak görmezden gelinmiştir.

12) Hacı Bektaş-ı Veli Anma etkinlikleri de bugüne kadar “Osmanlı Türklüğüne” yedeklenmek üzerinden kabul edilecek bir “Türk-İslam Aleviliği” boyutunda ele alındı. Bu anma etkinliği bugüne kadar seküler veya İslamcı Türk Milliyetçiliğinin inşaası için kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor. Alevi Modernitesi Kurumları ise bu dayatmayı aşmaya, Çoğulcu bir Alevi kimliğini görünür kılmaya çalışıyorlar. Alevi Modernitesi şunu istiyor ; Aleviler’e 20.yüzyıl etnik ve fanatik milliyetçilikleri temelinde pragmatist yaklaşılmamalı. Aleviler’in konuştukları tüm etnik dillerle bir etno-dinsel grup oldukları görülmeli ve anlaşılmalı.

13) 2025 yılında Alevi Modernitesi Kurumlarının Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinliklerinde “Var Olma” hakkını, Alevi Tarihsel Geleneksel Hafızasını baz alan “Çoğulcu Sivil Alevilik” fikrini, yukarıdaki izahatlarım doğrultusunda destekliyorum.

Av. Cihan Söylemez
Tarihçi-Yazar

Alevi Modernitesi, Hacı Bektaş-ı Veli Anma Etkinlikleri ve Çoğulcu Alevilik Üzerine…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter