Kırmançki/Zazaki ‘’gorne piye mı, gorne Sıleman, gorne Hesen’’ denilerek söze başladığında bu ölmüş bir şahsın mezarına işaret eder.
İndo-aryan inancında Tanrı; dört element olan hava, su, toprak ve ateşten dünyayı yarattığına inanılır. Bu inançlardan Hindular cesedi yakar, kalan külü ise kimisi suya, kimisi toprağa serper. Eskiden Budistler’de, Hindular’a benzer ‘’ölü ritüelini’’ yapmakta idi. Ama daha sonraları bir kısım Budist, cesedi yırtıcı kuşlara yedirerek ölüyü yolculamaya başlamıştır. Bu durum hala günümüze kadar devam etmektedir.
Aryenler’de ölü gömme
Kimi tarihi aktarımlarda anlatıldığına göre; eski Aryen/İraniler de ceset, ormanların arasına veya insanların pek uğramadığı yerlere bırakıldığı rivayet edilmektedir. Bu gelenek, Behdin (Zerdüştlük) inancında yeniden düzenlenmiş ve bir ritüel şeklini almıştır. Behdin dininde toprak kutsal olduğundan dolayı ceset, toprağı kirletmesin diye ”sessizlik kuleleri” denilen yüksek kule veya tepelerin başında yapılan platformların üstüne çıplak bir şekilde konulup, ardından etinin yırtıcı kuşlar tarafından yenilip kemikten sıyrılması beklenirmiş. Sonra, kalan kemikler bir sandığa konulup ateşkedenin altındaki bölümlere yerleştirilerek seremoni tamamlanırdı.

Bu gelenek 20.yy. ilk çeyreğinde, hijyenik koşullardan dolayı, İran’da Şah Rıza tarafından yasaklanmış ve böylece Behdin mensupları ölülerini gömmek zorunda kalmıştır (Geo Widengren, Die Religionen Irans). Kısaca anlaşılacağı üzere, İndo-Aryan inanç geleneğinde ölü gömme kültünün pek de olmadığı görülmektedir. Yine başkaca İrani dinlerden olan Mani ve Mazdeki’ler de ölü gömme inancı pek bilinmese de tahminim gömdükleri yönünde olduğunu bu kısma eklemek isterim.
İbrahimi kökenli dinlerde ölü gömme
İbrahimi gelenekten gelen veya etkilenmiş dinlerde; ilk insanların Adem ve Havva olduğuna inanılır. Adem ve Havva’nın çocuklarından Kabil kardeşi Habil’i öldürür (bu konuda cinayetin şekli ve sebebi hakkında farklı anlatımlar bulunmaktadır). Bu insanın işlediği ilk cinayettir. Kabil, ölü kardeşi Habil’in karşısında, cesedi ne yapacağı ve de üstüne babasına ne diyeceğini düşünüp durur. Ama aklına bir şeyler gelmez. Kısa bir zaman sonra bir karga görür. Karganın yanında yerde cansız yatan başka bir karganın da olduğunu fark eder. Karga gaga ve ayakları ile toprağı eşeleyerek kazmaya başlar ve bir çukur yaparak ölü kargayı oraya gömer. Sonra, üstünü kazıp çıkardığı toprak ile örter. Gördüğü bu manzaradan sonra Kabil’de, Habil’i karganın yaptığı gibi gömmeye karar verir.
İnanılır ki; ilk ölü gömme böylece başlamış olur!

Ölü gömülen yer olarak mezar
Kırmançki/Zazaki ölü gömülen yere mezel ve ‘’gorn’’, Kırdaski/Kurmanci gor ve mezel, Şıxbızıni gur denmektedir. Mezel; Arapça olan mezar kelimesinin dönüşmüş halidir. Kırmançki’de; R>L ses değişimi belirgin bir linguistik fenomanal durumdur. Bu durumu bir iki örnek ile gösterelim; çıra>çıla, brusık>blusık, mıroçık>mıloçık gibi…
Şimdi mezar kelimesinin etimolojisine bakıp ilerleyelim!

Mezar; Arapça mazār #zwr mafˁal iz/m.] ziyaret yeri, ziyaretgâh <Arapça zāra ziyaret etti Ziyaret; Arapça ziyāra(t) #zwr fiˁāla(t) msd.] birinin yanına gitme<Arapça; zāra ziyaret etti. (Nişanyan sözlük)
Yeri gelmiş iken bu arada Kırmançki’de ‘’Jar(e)’’ olarak bilinen ziyaret yeri ismi Arapçada ki ‘zāra’ kelimesinin dilimize form değiştirip girmiş hali olduğunu da belirteyim…
Evet mezar kelimesinin anlamında görüldüğü üzere ‘’ölü gömme yeri’’ ile alakasız bir kelime-tanım olup diğer İrani dillerde de aynı şekilde kullanılmaktadır.
Bir de şimdi eski İraniler mezara ne diyormuş ona bakalım!
Pehlevi’ler mezara; ‘‘oyuk, boşluk, rahim’’ anlamına gelen ”gor” demişlerdir. (Mac Kenzie, A Concise Pahlavi dictionary)
Persçe mezar; gur mezar, ġabr] olup mezarlık ise [gurestān] ve Aramiceden türetilen ġabrestān] denmektedir. (Langenscheidt Deutsch Persich wörterbuch) Görüldüğü gibi Persçe’deki gur sözcüğü, Pehleci’den gelen gor sözcüğüdür.
Araplar ise ölü gömülen yere “kabir’’ demektedir.
Şimdi birde kabir kelimesinin etimolojisine bakalım!
Kabir; ~ Arapça ḳabr #ḳbr faˁl msd.] 1. gömme, 2. çukur, mezar<ḳabara Arapça gömdü.
Not: Karş. Akad kạ bru/kụ būru “kabir”. (Nişanyan sözlük)
Klasik Süryanice olarak da bilinen Aramice: Qabro modern Süryanice ise Nuqro; çukur, Qavro; mezar, mezarlık; Maqbara demektir. Rahatlıkla görüldüğü üzeri Aramice, Süryanice ve Arapçada ölü gömülen yer ‘’çukur’’ anlamındaki kelimeden türetilmiştir.
Şimdi bir de çukur ve kabir kelimelerinin Germenik dillerdeki karşılığına bakalım. Almanca çukur- mezar; grube- grab, İngilizce; grave, Hollandaca; graf, Norveçce; grav, grop, Danimarkaca; grav… Görüldüğü üzere kabir ve çukur kelimeleri Hint-Avrupa kökenine dayanmaktadır. Evet, insanların en azından bize yakın Hint-Avrupa dillerini kullananlar, ölü gömülen yeri “çukur” kelimesinden türettiği rahatlıkla anlaşılmaktadır.
Kırmançki/Zazaki çukur; ‘’çal-çol’’ Kırdaski/Kurmanci; çehl, Şıxbızini dilinde ise yine aynı olarak gur denmektedir.

Sonuç olarak
Anlaşılacağı üzere; kadim dönemlerden beri İraniler de ‘’gor’’ (oyuk) kelimesinden türetilerek ölü gömülen yer tanımlanmıştır. Kırmançki/Zazaki’de, mezar anlamındaki gorn sözcüğünün kökenini Pehlevice’ye kadar takip edebiliyoruz. Gorn sözcüğünün sonundaki ”n” sesi ise linguistik olarak izaha muhtaçtır. Bu sözcük, zamanla veya dinsel bir evirilme geçirerek önemini yitirmiştir. Dolayısıyla burada terminoloji değişime uğramış, çoğunluk ile mezel kelimesine yerini bıraktığı görülmektedir. Daha açık bir ifade ile gur; Arapça’nın etkisi ile ikincil bir tanıma düşmüş ve hafızalardan silinmeye başlamıştır.
Not: Arami ve Süryanice konusunda yardımcı olan sevgili abim Ḫanna Beṯ-Şawoce’ya sevgi ve saygılarımla…
