“Tarih boyunca temel sorun insanın kendisidir. İnsan kendini arındırabilirse dünya da düzelir.”
Yeniden İnsanlaşma felsefesinin izini sürmeye devam ettiğimiz yazı dizimizin bu ikinci bölümünde, insanlığın kırılma noktalarına daha derinlemesine odaklanıyoruz. Sayfamıza gömülü olan aşağıdaki söyleşide içsel incelemeci Bêjdar Ro Amed, inanç kurumlarından ideolojilere kadar herkesin bir tehdit olarak kabul ettiği “insani bozulmanın” tam olarak hangi tarihte ve nasıl başladığını masaya yatırıyor.
1. İlk Kandırmaca: Toplayıcılıktan Avcılığa Geçiş
Doğadaki tüm oluşumların ana zemin olarak kendinden başladığını belirten Ro, insanın bu doğal oluşum sürecinin dışına çıkmasını insanlık tarihinin en büyük zorunlu sapması olarak nitelendiriyor. Ona göre insan, zannedildiği gibi etobur değil, biyolojik olarak vegan bir varlıktır:
“Benim incelemelerime göre insan avcılık topluluklarıyla birlikte kendini kandırmaya başladı. Doğada bir denge var; bir aslanın bir geyiği yakalaması doğal dengedir çünkü o etoburdur. Ama insan etobur değil, otoburdur. Biz vegan varlıklarız. Tarihin bir döneminde kuraklık ve zorunluluktan, yok olmamak için avcılık sürecine giriliyor ve bu da kurnaz, tuzak kuran yeni bir beyin yapısı oluşturuyor. İnsan, insanı avlamak için kodlanmış. Dün okla savaşıyordu, bugün tankla topla. Bozulma buradan kaynaklanıyor.”
2. Durması Gereken Yeri Bilmeyen Tek Canlı: İnsan
Avcılıkla başlayan süreç, “artı ürünün” (et, kürk, buğday) ortaya çıkması ve bunların korunması ihtiyacıyla devletlerin ve egemen sistemlerin şekillenmesine yol açtı. Ancak Ro’ya göre sistemin asıl büyük hatası, doğadaki o kutsal sınırı aşmasıydı:
“Doğaya baktığımız zaman herhangi bir otoburu avladıkları zaman, orada ilk önce ailesine yediriyorlar. Geri kalanı ise diğer canlılar yiyor. Ama insan bu sınırda durmuyor; sınırını olabildiğince genişletiyor. Durması gereken yerde durmuyor. Oysa aslanlar, hayvanlar durması gereken yeri bilir.”
3. Örgütlü Yanlışlar ve Çemberin Dışına Çıkma Cesareti
“İnsanlar bu kötülükleri ve kendi durumlarını görmüyor mu?” sorusuna Ro’nun verdiği yanıt, toplumsal sürü psikolojisini ve kurumsallaşmış ikiyüzlülüğü gözler önüne seriyor. Birçok insanın yanlışa yanlış deme cesareti gösteremediğini belirten Ro, zihinsel devrimin ancak çemberin dışına çıkmakla mümkün olacağını vurguluyor:
“Örgütlü yanlışlar karşısında doğrular türevler gibidir. Bugün yanlışlar çok örgütlü olmasının ötesinde olabildiğince kurumsallaşmış. İnsan torpil yapmayı yanlış buluyor ama kendisi de torpil için uğraşıyor. İnsanlar kendi çemberinin dışına çıkmalıdır. Çemberin dışına çıkmadığımız müddetçe görmeyiz. Görsek bile sürü psikolojisi içinde eriyip gideriz. Görmek çok ciddi bir eylemdir. Görmek demek, dönüşmek demektir.”
4. “Kendini Bilmek” Yetmez, “Kendini Oluşturmak” Gerekir
Tarih boyunca filozofların “Kendini tanı” çağrılarını hatırlattığımızda Bêjdar Ro Amed, kendi yaklaşımının farkını ve bilgi ile arınma arasındaki bağı şu sözlerle ortaya koyuyor:
“Kendini bilmek yetmiyor; kendini oluşturmak, kendini bilmenin ötesine geçiyor. Mesele okumakta değil, insan bilgiyle düzelmiyor, görme ile düzeliyor. Bugün dünyada refah içinde olanlar var ama özgür insan yok; Amerika çığrından çıkmış, Asya karıncalaşmış, Ortadoğu lanetlenmiş. Kötülük içerisinde çoğulculaşmaktansa, doğruluk içinde yalnızlaşmak kıymetli bir şeydir.”
5. Tarihsel Figürlere Radikal Eleştiri: “Hayattan Kaçarak Gerçeklik Görülmez”
Söyleşinin en çarpıcı anlarından biri, Ro’nun insanlık tarihine yön veren peygamberler, filozoflar ve liderlere getirdiği eleştiri oluyor. Bilgelerin hayattan kaçarak, izole alanlarda hakikati aramasını bir yanılgı olarak gören Ro, Gandhi’nin pasif direniş metoduna da ezber bozan bir şerh düşüyor:
“Buda saraydan kaçtı, ormana sığındı. Ormanda inzivaya çekilirseniz gerçekliği görme şanısınız yok; gerçeklerden koparsınız. Çok güzel sözler yaratırsınız ama gerçekleri göremezsiniz. Aynı şeyi Zerdüşt mağarada, filozoflar da Academia’da yaptılar.
Gandhi ise dışsal şiddeti içsel şiddete dönüştürdü. Biz şiddetin terkinden bahsediyoruz; şiddetin yer değiştirmesinden değil!”
Editör Notu:
Bêjdar Ro Amed’in bu bölümde sunduğu analizler, dünyayı düzeltme iddiasıyla yola çıkan tüm ideolojilerin ve hareketlerin neden başarısız olduğunu açıkça gösteriyor: Herkes başkasını düzeltmek için yola çıkıyor, kimse kendinden başlamıyor. Kendini bilmenin ötesine geçip “kendini oluşturmayı” seçenler ve sürü psikolojisinden sıyrılıp “görmeyi” göze alanlar için, bu video ezber bozucu bir rehber niteliğinde.
