escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Fikret Başkaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Kayyımistan…

Kayyımistan…

featured

“Özgürlük her zaman başkasının özgürlüğüdür.” Rosa Luxemburg

Cumhuriyetin Adı Var, Kendisi Yok

Anayasanın ikinci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” deniyor.
Gerçekte bunların hiçbirinin reel bir varlığı olmadı. O anayasayı kim, kimlerin hesabına yaptı?
Resmî binaların ön cephesine, sınır kapılarına, resmi kağıtlara “cumhuriyet” yazmakla bir ülke cumhuriyet olmuyor.
Zira cumhuriyet, halk iradesinin tecelli etmesini varsayar.
Laik bir ülkede devletin göbeğinde “Diyanet İşleri Başkanlığı” diye devasa bir kurum olmaz.
Laiklik, dinin siyaset alanının dışına çıkarılmasını varsayar.

Siyasi partiler var, seçim yapılıyor diye de demokratik olunmuyor.
Türkiye’de siyasi partiler, egemen sınıfların hizmetinde devlet partileridir.
Gerçek bir temsil yoktur. Halkı temsil edenlerin önü kesiliyor, etkisizleştiriliyor.
Seçimler sadece kitleleri oyalama aracına dönüşüyor.
Ve tabii, hukuk devleti söyleminin de reel bir karşılığı yok:
Hukuk devletinde “kayyım” diye bir şey olmaz.

Bilinçlere Atanan Kayyımlar

Seçimler yok sayıldığında halk iradesi de yok sayılmış olur.
Türkiye’de dayatılan eğitim sistemi, yalan ve resmî ideolojiyle çocukların bilincini köreltiyor.
Oysa bizi kurtaracak olan radikal eleştiridir.
15 Temmuz’un ardından 674 sayılı KHK ile 164 belediyeye kayyım atandı.
159’u Kürt illerindeydi.
Sıra İstanbul’a gelene kadar ciddi bir tepki olmadı.
Çünkü bu ülkede asıl kayyım bilinçlere atanmıştır.
Türkiye, bilinci kayyımlanmış insanların ülkesidir.

Üniversiteler ve Sessizlik

Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör atandığında, 209 üniversitenin hiçbirinden ses çıkmadı.
Eğer gerçekten “özgür düşüncenin yuvaları” olsalardı, sessiz kalırlar mıydı?
Bizde ortalama üniversite üyesi bilinci “memur bilincidir”.
Üniversiteler, herhangi bir devlet dairesinden farklı değildir.
Sonuçta, sömürü düzenini yeniden üreten kurumlardır.
Bizdeki üniversiteler Batı’dakilerin kötü birer kopyasıdır.

Kişisel Bir Tanıklık

Paradigmanın İflası kitabım nedeniyle ceza aldığımda, iki asistan protesto bildirisi hazırladı.
Ama bir hoca, “devlet ceza verdiyse bir bildiği vardır” dedi.
O kişi istisna değildi; ortalamayı temsil ediyordu.
Gerçek üniversite üyeleri azınlıkta.
Fikret Başkaya işini yaptığı için cezalandırıldı.
Bu, fırıncının ekmek pişirdi diye cezalandırılmasından farklı değildir.

Özgür Üniversite ve Düşünce

Biz, Özgür Üniversite’yi boşuna kurmadık.
Çünkü bizi kurtaracak olan özgür düşünce ve radikal eleştiridir.
Önümüzü görmenin, yolumuzu bulmanın başka yolu yoktur.

Gazeteciye Kayyım

Merdan Yanardağ neden tutuklandı, TELE1’e neden kayyım atandı?
Çünkü mesleğinin gereğini yaptığı için.
Asıl işini yapanın hapse atılması, televizyona kayyım atanması utanç vericidir.
Ya kayyım gazeteciye ne demeli?
Oraya atanan da gazeteci ama gerçeğe ihanet ettiğinde artık gazeteci değildir.
Gazeteci namussuz olamaz; namussuzsa gazeteci değildir.

Sonuç: Etik ve Değer Çöküşü

Türkiye, bugün tam bir etik yozlaşma ve ahlaki çürüme tablosu sergiliyor.
Artık değer ölçüsü diye bir şey yok.

Kayyımistan…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir