escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Fikret Başkaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Ekososyalist, Ekofeminist Devrimin Gerekliliği Ve Aciliyeti…

Ekososyalist, Ekofeminist Devrimin Gerekliliği Ve Aciliyeti…

featured
Ekososyalist, Ekofeminist Devrimin Gerekliliği Ve Aciliyeti…

Özgür Üniversite’nin 2025 Güz Dönemi Açılış Dersi – Fikret Başkaya

Özgür Üniversitemizin 2025 Güz dönemi açılış dersine hoş geldiniz. Hepinizi şahsım ve Özgür Üniversitemiz adına saygıyla selamlıyorum…

I. Uygarlık Krizi ve Sürdürülemezlik Durumu

“Neden bir uygarlık krizi veya bir ‘sürdürülemezlik durumu’ ortaya çıktı, neden insanlık ve uygarlık tehlikeli eşiğe dayandı?”
Neler yapılır, nelerden sakınılırsa bu tehlikeli süreç durdurulabilir, insanlığın ve bir bütün olarak canlıların geleceği kurtarılabilir, soruları dahilinde bir sunuş yapacağım.

Rosa Luxemburg “Sosyalizm veya barbarlık” demişti.
Engels ise “Ya sosyalizme geçilecek ya da barbarlığa hapsolunacak.”

Artık XXI’inci yüzyılın sloganı: “Komünizm veya yok oluş, Komünizm veya ölüm.”
Zira denkleme yeni unsurlar eklendi: “İklim krizi” ve “ekolojik kriz.”

Kapitalizm insanlığın ve uygarlığın “normal hali değil, bir sapmaydı…”
“Öküz arabanın arkasına koşulmuş durumda.”

“Ol mahiler ki derya içredirler, deryayı bilmezler.” Balıklar denizde yaşar da denizi bilmezler… İnsanlar da kapitalist toplumda yaşar ama kapitalizmi bilmez.

Kapitalizm, ücretli emek sömürüsü, doğa talanı, kadının karşılıksız emeği üzerine kurulu bir sistemdir. Etik değerlere yabancılaşmış, maddi olan dışında hiçbir şeye itibar etmeyen bu uygarlıkta, para ekonomiyi, ekonomi siyaseti belirler.

II. Kapitalizmin Sonsuz Büyüme Tabiatı

Kapitalizm sınırsız büyüme, yayılma, genişleme eğilimindedir.
Fakat dünyanın kaynakları sınırlıdır.

“Akrep ve Kurbağa” hikâyesi gibi: Akrep doğasına yenilir.
Kapitalizm de doğasına yenilir.
Büyümek veya yok olmak dışında seçeneği yoktur.

Kapitalizm demek, vahşi rekabet demektir.
Ve bu rekabet, gezegenin sınırlarına dayanmıştır.

III. Sosyal ve Ekolojik Kötülüklerin Kaynağı

Kapitalizm iki temel olumsuzluk yaratmadan yol alamaz:

  1. Sosyal kötülükler: işsizlik, açlık, sefalet, ahlaki çöküntü…
  2. Doğa tahribatı.

“Üretim için üretim saçmalığı” geçerlidir.
Rekabetin baskısı daha çok üretim ve sömürü demektir.
Emek sömürüsü; uzun çalışma, düşük ücret, teknolojik baskıyla derinleşir.

IV. Doğa Tahribatı ve Kapitalist Mantığın İçkinliği

Emek sömürüsüne, ırkçılığa, patriyarkaya dayanan bir sistemin doğaya saygılı olması mümkün değildir.
Doğa tahribatı kapitalist mantığın özündedir.

İnsan ilişkileri değişmeden doğa-toplum ilişkisi değişemez.
İnsana yaraşır bir yaşam, kapitalist paradigmanın ötesinde mümkündür.

V. Doğanın Tükenişi ve Kaynak Krizi

Kapitalizm öncesi çağlarda doğaya verilen zarar gezegen dengesini bozmazdı.
Sanayi devrimiyle birlikte “büyük hızlanma” başladı.
1970–2020 arasında doğadan çekilen kaynak iki katına çıktı.

“Dünya Limit Aşımı Günü” artık Temmuz ayına geriledi.
Bu, insanlığın doğaya borçlu yaşadığı anlamına gelir.

Ancak fail tüm insanlık değil:
En zengin %10, sera gazı emisyonunun %50’sinden sorumlu.
Asıl fail kapitalizm ve emperyalizmdir.

Bir ABD’li, bir Nepalli’den 60 kat fazla karbon salıyor.
Bu dünyanın egemenleri özel jetleriyle yaşarken, milyarlar açlık çekiyor.

VI. Üretimin Yönünü Değiştirmek

Üretimin yönü kârdan “gerçek ihtiyaçlara” çevrilmelidir.
Fosil enerji, silah, nükleer ve plastik üretimi sınırlandırılmalıdır.

1950’den bugüne plastik üretimi 50 kat artmıştır.
Reklamlar insanı alıklaştırır, doğayı kirletir.

“Hızlı moda” (fast fashion) toplumsal deliliktir.
Programlanmış eskitme, ürünleri erken ömrünü dolduracak şekilde tasarlamak demektir.
40 yıl dayanabilecek bir araba 10 yılda çürüyorsa, kâr dört katına çıkar.

Tren, tramvay, bisiklet ulaşımı teşvik edilmeli; uçak kullanımı sınırlandırılmalıdır.

VII. Eşit ve Onurlu Bir Yaşamın Mümkünlüğü

Bugün doğadan çekilen enerji ve metallerin yalnızca %30’u,
8,5 milyar insanı insanca yaşatmaya yeter.

Bu sağlandığında, insanlar çalışmak için değil, yaşamak için çalışacaktır.
Aile, sanat, kültür, politika yeniden hayat bulacaktır.

VIII. Neden Ekososyalist, Ekofeminist Devrim?

XIX ve XX. yüzyıllarda mücadele sosyal ve politikti.
XXI. yüzyılda ekolojik mücadele de bu denkleme eklendi.

Feminizm patriyarkayla mücadele ediyordu;
ama artık ekolojik sürdürülebilirlik olmadan özgürlük de mümkün değil.

Ekososyalizm, Marksizmin büyümecilik saplantısından arınmış halidir.
Kapitalizmin sınırsız büyüme dinamiğiyle ekolojik denge bağdaşmaz.

“Yeşil kapitalizm” diye bir şey yoktur.
Kapitalizm dahilinde sosyal adalet de ekolojik kurtuluş da mümkün değildir.

Ekososyalizm, kapitalizmi reddeder;
çözümü, yeni bir uygarlık paradigmasında arar.

IX. Yeni Bir Uygarlık Paradigması

Eğer uygarlık krizi yaşanıyorsa, kapitalizm tarihsel ömrünü doldurmuştur.
Yeni bir yol, yeni bir cesaret gereklidir.

Doğa–insan–toplum ilişkisini yeniden düşünmek zorundayız.
Üretim, tüketim, kent, kültür ve yaşam tarzı yeniden kurgulanmalıdır.

Bu, ancak kapsamlı bir demokratik–ekolojik planlamayla mümkündür.
Toplumdan çalınanlar geri alınmadan planlama olamaz.
Kamulaştırma, yeni dünyanın ön koşuludur.

X. Son Söz: Komünizme Dönüş

“Yoldaşlar, gelin üretim ilişkilerini konuşalım.”Bertolt Brecht

İnsanlığın komünizmden başka bir geleceği yok.
Doğayla, toplumla, insanla barışık bir uygarlık mümkündür.

“Hiçbir sınıf, korkuya veya zorlamaya maruz kalmadan kendi rızasıyla taviz vermemiştir.”Mikhail Bakunin

Velhasıl, bu kafayla olmaz.
Bu yol bir yere çıkmaz.
Ama başka bir yol mümkündür.

Ekososyalist, Ekofeminist Devrimin Gerekliliği Ve Aciliyeti…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir