Ferhat Tunç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dilin ve Hafızanın Ozanı: Memed Çapan

Dilin ve Hafızanın Ozanı: Memed Çapan

featured

Frankfurt 16. Dersim Festivali’nin bu yılki onur konuğu, kültür ve sanata verdiği emekten dolayı “Dersim’in Değerlerini Unutmadık” ödülüne layık görülen Memed Çapan’dı. Festival öncesinde, kendisini sık sık ziyaret eden Gule Meyra’ya Kırmançki diliyle, “Son qomê xora xatırê xo wazon” yani “Gidip halkımla son kez vedalaşmak istiyorum” demişti. Bu vefa duygusuyla geldiği festival, onun için adeta bir hafıza tazelemeydi.
 
Ödül törenini sahneden izleyemesem de kulisten yükselen fısıltılar, salonda nasıl duygulu anlar yaşandığını anlatmaya yetiyordu. Sahneye çıktığında kendisine takdim edilen plakette adı “Mehmet Çapan” olarak yazılmıştı. Plaketi eline aldığında, o resmiyete tek bir kelimeyle itiraz etti ve kendini kendi gerçeğine çağırdı: “Memed.” Bu bir harf düzeltmesinden çok fazlasıdır, bir kimliğin, bir dilin, bir coğrafyanın ve köklü bir hafızanın sahneden haykırılışıydı.
 
Sahne Arkasındaki Kadim Selam
 
Festival alanına vardığımda doğruca sahne arkasına geçtim. Gördüğüm manzara, bütün ödüllerin ve alkışların ötesindeydi. Mikail, Memed ağabeyin yanı başında ağıtlar söylüyordu. Yanlarına varıp kucaklaştıktan sonra önüne çömeldim. Yıllardır konserlerimde en çok seslendirdiğim, onun dilimize armağan ettiği “Daye Daye” ağıdını doğrudan yüzüne bakarak okudum. Diz çöküp ağıt yakmak, o kadim topraklarda sevginin, saygının ve vefanın en eski selamıdır.
 
Memed Çapan şimdi ağır bir sağlık sınavından geçiyor. Tekerlekli sandalyeye mahkum bedeniyle, artık yorulmuş bir sesi var. Ancak o, Kırmançki dilinde sayısız eser bırakan, Türkçe ezgilere de can veren çok büyük bir değerdir. “Duzgın Bava”, “Daye Daye”, “Ap Sılema”… Bu ağıtlar sadece ona ait değil, Dersim’in ortak ezberi, ortak duası haline geldi. Son albümü ‘Destana Deré Laçi’ de tamamen Kırmançki ağıtlarla örülü. O, son nefesine kadar diliyle yaşadı ve diliyle direnmeye devam ediyor.
 
Atina Sürgününden Stuttgart Parklarına

 
Memed Çapan’la ilk kez 1986 yılında, sürgün günlerinde Atina’da karşılaştık. Ben bir konser için oradaydım ve henüz çok gençtim. Karşısına çıktığımda beni dikkatle süzmüş! Gözleriyle neden orada olduğumu, bu topraklara hangi dertle düştüğümü anlamaya çalışmıştı. Sonra bir Dersimlinin lokantasında, dar bir masanın etrafında toplandık. Karşılıklı Türkçe ve Kırmançki ağıtlar söyledik. O söyledikçe sesi, nefesi ve içindeki sızı bana Ruhi Su’yu hatırlattı. O gün orada kendisine derin bir sevgi duydum. Yıllar sonra öğrenecektim ki, o da zaten Ruhi Su Dostlar Korosu’nun tezgahından geçmişti.
 
1989’da Almanya’nın Stuttgart kentine yerleşti. Uzun yıllar park ve bahçe işlerinde çalışarak geçimini sağladı; toprakla, çiçekle ilgilendi. Bir sohbetimizde bana, “Toprağa bakmayı severim Ferhat” demişti. Emeğinin, alın terinin yanına her zaman sazını koydu. Çağrıldığı her etkinlikte yer aldı. Onun elinden çıkan Kırmançki ağıtlar, birçok sanatçının dilinde yeniden hayat buldu, sevildi ve yaşatıldı.
 
Bir Ozanın Vasiyeti
 
Bugün “Dersim’in modern ozanı” diye anılan Memed Çapan’ın, 2023 yılında Hasan Sağlam tarafından çekilen “Mem” belgeselindeki tek bir cümlesi hafızalara kazındı:
 
“Eğer dilimiz ölürse biz de yok oluruz.”
 
Bu cümle, bir ozanın toplumuna bıraktığı açık bir vasiyetiydi.
 
Memed Çapan, dili ve hafızayı hayatının merkezine koyan Ruhi Su geleneğini Dersim’in Kırmançki sesiyle buluşturup dünyaya taşıyan üretken bir emekçi. Bedeni hasta olsa da dili ve ezgileriyle hep aramızda olmaya devam edecek. Çünkü Memed Çapanlar ölmez. “Ezgileri sürdükçe, dilimiz yaşadıkça o da yaşayacak”…

Dilin ve Hafızanın Ozanı: Memed Çapan
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter