1. Haberler
  2. Pazar Röportajları
  3. Duayen Gazeteci Musa Ağacık ile İstanbul’da pazarcı esnafın halini sorduk

Duayen Gazeteci Musa Ağacık ile İstanbul’da pazarcı esnafın halini sorduk

Duayen Gazeteci Musa Ağacık ile İstanbul’da pazarcı esnafın halini sorduk

Duayen Gazeteci Musa Ağacık ile İstanbul’da pazarcı esnafın halini sorduk

Elif Yıldırım – Türkiye’de yaşamanın giderek zorlaştığı bu günlerde İstanbul’da yaşamak daha zor bir hal almış durumda. İstanbul’da yaşam en çok alt gelir grubundaki insanları etkiliyor. Kira artışları, gıda fiyatlarındaki artış, ve ailenin geçimini sağlamak için gece gündüz çalışan anne ve babaların durumu…

Bu hafta İstanbul’da pazarcı esnafın durumunu gözlemledik. Pazarcılar gerçekten para kazanabiliyorlar mı, geçinebilecek kadar para kazanıyorlar mı, durumları nasıl, bütün bunları yılların gazetecisi Musa Ağacık ile birlikte pazarcı esnafını gezerek, pazarcı esnafının durumunu yerinde inceledik.

Musa sordu, ben not ettim. Şimdi bu sohbetten kesitleri aktaralım;

-Değerli dostlar şu anda bir pazarcı esnafı ile yan yanayız, kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz? 

-Adım Kemal Buzcu, Cevizci Kemal derler bana.

-Pazarcı olmaya ne zaman karar verdiniz? 

-Doğarken karar vermişim sanki.

-Pazara çıkmak için kaçta kalkıyorsunuz?

-Pazara, saat üçte kalkıyoruz yani gece üçte. Önce hale gidiyoruz, beşe kadar pazara geliyoruz. 

-Hafta da kaç kez pazara çıkıyorsunuz? 

-Üç

-Bu çalışma temposuna nasıl dayanıyorsunuz ya da dayanabiliyor musunuz? 

-Üç gün olunca dayanabiliyorum. 

-Şimdi her şey fazlasıyla pahalandı, yakıt kullanıyorsunuz. Yakıt durumları da hat safhaya ulaşmış durumda. Kazancınız oluyor mu bu durumda.

-Ya! (Bir iç geçirişten sonra) Karşılayamıyor. Bayrampaşa haline gidiyorsun iki parça mal alıyorsun o bile karşılamıyor.

-İyi günler

-Size de iyi günler

-Pazara çıkmak bir vatandaş için ne anlama geliyor?

-Ben rahatlıyorum, gezecek yer kalmadı artık, koronadan sonra millet oturmaya başladı, bahane oldu. O yüzden bana gezmek oluyor. Aslında fiyatlar çok farklı değil, mağaza fiyatları ile aynı ama bizi biraz rahatlatıyor.

-Fiyatları görünce kalbinizde herhangi bir hareketlen mi oluyor mu?

-Uygun bulursam heyecanlanıyorum tabii, altın alıyormuşum gibi değerli oluyor. Kapışıyoruz, böyle şok oluyorum. Güzel oluyor gaza geliyor çok fazla alıyorum. 

-Bu arada sizi tanıyabilir miyiz?

-Ben Nurten Çataloğlu, dört tane çocuğum var hepsi güzel okudular maşallah  

-Ne mutlu onlara da sağlık diliyoruz.

-İnşallah inşallah 

-Siz ne mezunusunuz 

-Enstitü mezunuyum, eskinin lisesi  

-Peki, efendim size de sağlık diyorum, güzellikler diliyorum.

-Teşekkür ederim, iyi günler…

-Merhaba sizi tanıyabilir miyiz?

-Benim adım Gökhan, 49 yaşındayım. 

-Ne kadar süredir pazarcılık yapıyorsunuz?

-Yıllardır pazarcılık işiyle uğraşıyorum 

-Gökhan Bey haftada kaç kez çıkıyorsunuz pazara?

-5 defa çıkıyoruz 

-Nasıl dayanabiliyorsunuz?

-Valla ekonomik şartlardan dolayı dayanmak zorundayız. Mecburen vücudumuz ağrısa da çoluk çocuk okuttuğumuz için dayanıyoruz işte. 

-Taşıma için harcadığınız masraf ile burada sattığınız mallar arasında denklik oluşabiliyor mu? 

-Taşıma için derken

-Mesela; malları almak için hale gidiyorsunuz yakıt kullanıyorsunuz, harcamalarınız denk geliyor mu? Ya da kazancınız ne durumda.

-Farkındaysanız şu andaki fiyatları görürseniz bu malların yüksek olmasının sebeplerinden birsi de yakıt. Tabii biz masraf yapınca aldığımız malların üzerine harcadığımız masrafları eklemek zorunda kalıyoruz. Bu da fiyatı yükselterek kendini gösteriyor. 

-Peki, bu durumların düzelmesiyle ilgili, yani ekonomi ile ilgili umudunuz var mı?

-Benim kendi şahsi fikrim; öyle bir ümidim yok. Açıkçası şu anki ortam, şu anki ekonomik durum, şu anki gelirle (gelir-gider düzeyini) kıyasladığımız zaman çok zor. Ha! Bir de hep içeriye eksiğiz, hiç artıya geçtiğimiz yok. İnsan haftanın yedi gününde bir gün mutluysa altıncı günü kara kara düşünüyorsun. ‘Yarın ne yapılacak, yarın ne olacak, yarın nasıl çıkılacak işin içinden’ diye. Ev de kira ise! Bir de evde iki tane çocuk okutuyorum ben, üniversiteye geldiklerinde ‘nasıl çıkacağım, nasıl çıkacağız bu işin içinden’ diye düşünüyorum. 

-Başarılar diliyorum, teşekkür ederim. 

-İyi günler diliyorum

-Merhaba efendim sizi tanıyabilir miyiz? 

-Adım Ayhan deniz 

-Pazarcılık yapıyorsunuz

-Evet  

-Nasıl memnun musunuz? 

-Memnuniyetten kastınız nedir, hayat mı yoksa çalışma şartları mı?

-Çalışma şartları, önce hayattan memnun musunuz? 

-Şöyle; elhamdülillah sağlığımızda, sıhhatimizde bir şey yok ama hayattan memnun olma şansımız yok. Çünkü ülkenin içinde bulunmuş olduğu durumlar belli, sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. 

-Peki, bu durum sizi ne kadar etkiliyor?  

-Çok fazla yani esnaflık yapıp bu ülkede yaşayan biz be bizim gibi insanları çok fazla ilgilendiriyor. 

-Neden şartlar çok mu zor

-Beynimizin yorgunluğu bize yetiyor. 

-Anlıyorum, 

-Bunu beynimizin yorgunluğu stres yani sadece bizi değil birçok insanı etkiliyor.

-Hayatta karşı duyduğumuz bir sevinç devam ediyor mu?

-Yani, insanların geçim sıkıntısı bizde dahil olmak üzere had safhaya ulaşmış durumda. Bu yüzden mutsuzuz.  

-Peki, saat kaçta kalkıp kaçta yatıyorsunuz? 

-Şöyle söyleyeyim; her gün beşte kalkıyoruz, bir kere akşamleyin hale gidiyoruz sonra yatabildiğimiz kadar yatıyoruz, yani birkaç saat yatabiliyoruz. Ondan sonra kalkıp erkenden işimizin başına geliyoruz. 

-Haftada kaç kez pazara çıkıyorsunuz? 

-Ben beş gün çıkıyorum, yedi gün çıkan arkadaşlar var, o değişiyor değişkenlik gösterebiliyor. Ben haftada beş gün çıkıyorum 

-Çok teşekkürler 

-Rica ederim. 

-Saygılar kolaylıklar.

-Sizi tanıyabilir miyiz? 

-Bekir Mumcuoğlu, 58 yaşındayım emekliyim.

-Nereden emekli oldunuz? 

-İthalatla uğraşan bir firmada sorumlu müdürdüm. 

-Fiyatları nasıl buluyorsunuz? 

-Fiyatlar çok değişken. Ama normalde tabii artış çok, şaşırdığımız şeyler oluyor, fiyatlar yüksek oluyor, alamadığımız zamanlarda oluyor. 

-Memleketin geleceği üzerine ne düşünüyorsunuz, aydınlık şeyler görebilir miyiz?

-İnşallah görürüz ama karamsar mıyız biraz karamsarım tabii…  

-Peki, 31 Mart seçimleri ne durumdadır sizce? 

-31 Marttan sonra fiyatların daha da hareketlenmesini maalesef bekliyoruz.

-31 Martta ne olacak?

-Valla 31 Mart’ta yine AKP ağırlıkları başarılı olur diye düşünüyorum. 

-İstanbul için ne düşünüyorsunuz?

-Valla istiyoruz ki yine İmamoğlu kazansın, sürdürsün. 

-Sağ olun teşekkürler

-Merhaba, isminizi öğrenebilir miyiz?

-İsmim Ali Osman 

-Ali Osman Amca, pazara çıkarken ne hissediyorsunuz? 

-Hava güneşli ise güzellik, değil ise yüreğimiz ağzımıza geliyor, bugün fiyatlar ne olur diye. 

-Fiyatlara bakarken ne düşünüyorsunuz?

-Ne düşüneyim, limon geçen hafta on liraydı, bu hafta 20 lira…

-Merhaba sizi tanıyabilir miyiz?

-Ben Osman buyurun

-Osman baba kaç yıllık pazarcısınız?

-Dededen

-Saat kaçta kalkıyorsunuz ve haftada kaç kez pazara çıkıyorsunuz?

-İkide, üçte kalkıyorum

-İkide, üçte. Peki, onca saat nasıl ayakta durabiliyor uykusuz?

-Mecbursun 

-Peki, pazara çıkarken, yani gidip halden mal alıyorsunuz

-Evet 

-Harcadınız mazotla sattığınız ürün arasında nasıl bir ilişkilendirme kuruyorsunuz. Kar-zarar konusunda. 

-Valla ucu ucuna denk getirebilirsek memnunuz 

-Kaç çocuğunuz var?

-Bir tane 

-Ne iş yapıyor çocuğunuz? 

-Bankada avukat 

-Peki, çok saygılar 

***

-İsminizi öğrenebilir miyim? 

-Cemalettin Hasıraltı.

-Soy isminiz çok ilginç

-Evet, öyle diyorlar

-Peki, ne mezunusunuz?

-İlkokuldan terk 

-Kaç yaşındasınız yirmi dokuz.

-Şimdi pazarcılık yapıyorsunuz

-Evet

-Nasıl gidiyor pazar 

-Kendimizi kurtaramaya uğraşıyoruz. Ödemelerimiz var, aldığımız onlara gidiyor. 

-Kaç para selpak?

-Beşe alıyoruz, ona satıyoruz

-Saat kaçta geldiniz buraya?

-Sekizde

-Peki, kaç adet sattın

-Satmışımdır on, on beş tane

-Peki, eviniz kira mı?

-Evet

-Evli misin, bekar mı?

-Üç tane evladım var benim, ellerinizden öper

-Sağlık diliyorum, iyi şanslar diliyorum. Teşekkür ediyorum

-Ben teşekkür ederim. 

***

-Merhaba,  pazarcılık nasıl bir şey? 

-Pazarcılık çok zor bir şey, yani belirsizlik işte ya olur ya olmaz.  Siftah etmediğimiz oluyor.  Yani ekmek parası için geliyorum. 

-Kaç yıldır pazarcılık yapıyorsunuz.

-Ben eskiden yapıyordum da sonra sigortalı işlere girdim. Orada yaşım çok geç başladım sigortalı işlere, ondan sonra yaşım geçtikten sonra beni almadılar o işlere.

-Ama hala gençsiniz

-Genç olduğumu görüyorlar ama almıyorlar. 

-Anladım. Bunlar sizin ürünleriniz mi?

-Evet, mesela burada bu şu an ben lif falan yapıyorum. Tülbentleri yapıyorum, oyalıyorum. Böyle küçük şeyler yapıyorum yani yeni yeni başladım tekrardan. Bırakmıştım.

-Buraya gelmenize değiyor mu, yaptığınız masraflar? 

-Değmiyor, hiç değmiyor. Gel git yol parası çok gidiyor, değmiyor.

-Nereden geliyorsunuz?

-Ben cevizliden geliyorum. 

-Çocuklarınız var mı?

-Var, iki oğlum var. İki tane de gelinim var. Oğlanlar iyi de gelinler….

-Saygılar sunuyorum.

-Çok teşekkür ederim.

***

-Öncelikle isminizi rica edebilir miyiz?

-Müzeyyen 

-Müzeyyen Hanım, pazarı gezerken neler hissediyorsunuz?

-Daha yeni çıktım, anlamadım ne olduğunu. Ama biraz pahalı hissediyorum evet yani 

-Emeklisiniz sanırım.

-Evet emekliyim. 

-Nereden emeklisiniz?

-Şeyden bağ-kurdan 

-Bağ-kurdan emeklisiniz?

-Evet

-Peki, geleceğe ilişkin bir umudunuz var mı efendim, memleketimiz düze çıkabilir mi? 

-Bu gidişle zor biraz işte, işte biraz zor 

-Peki, çıkış için öneriniz var mıdır ne düşünüyorsunuz? 

-Düzen, sağlık her şeyin başı düzendir. Yani düzeni olmayınca hiçbir şey olmuyor.

-Peki, bu düzen nasıl oluşur efendim?

-Büyüklerimizin biraz daha şey olmalı yani düzenli konuşmaları gerekir. Çünkü geleceğe örnek olacak insanlar. 

-Halktan bir tepki olmazsa bir direnç olmazsa büyüklerimiz kendi kendine düzelir mi efendim?

-Düzelmez.

-Peki, halkın ne yapması gerekir, ne önerirsiniz?

-Ama yani insanlar da korkuyorlar bir şey diyemiyorlar ayağa kalkmıyorlar e bu gidişat hiç güzel bir gidişat değil yani. 

-Peki, korkunun ölüme faydası var mı?

-Yok 

-Belki ayağa kalkmak gerek. 

-Ayağa kalkmak gerekli ama işte millete maalesef kalkamıyor. Görüyorsunuz olayları her gün televizyonlarda her gün bir şey oluyor, bir selam versen çekip vuruyorlar. Merhaba desen vuruyorlar. 

-Dünyadaki insanlar itiraz ediyorlar öyle olmaz diyorlar bizim halkımız ne zaman uyanacak? 

-Başımıza hangisi iyi gelirse o zaman uyanırız herhalde, başımıza iyi bir insan gelirse diye düşünüyorum.

-Yani halk uyanmadan başımıza iyi bir insan gelebilir mi? 

-Halk itiraz etmeden gelemez, gelemez ama insanlarımız çekiniyor valla korkuyorlar…

-Peki, saygılar efendim.

-Çok teşekkür ederim.

Duayen Gazeteci Musa Ağacık ile İstanbul’da pazarcı esnafın halini sorduk
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter