Küresel iklim krizine bağlı olarak yağışların azalması ve hızlı buharlaşma nedeniyle su seviyesinde hızla düşüş yaşanan Van Gölü’nde, oluşumu binlerce yıl süren ve “su altı peri bacaları” olarak nitelendirilen dikitler (mikrobiyalit) gün yüzüne çıktı.
Dünyanın en büyük sodalı gölü, Türkiye’nin ise en büyük gölü olan Van Gölü, küresel iklim değişikliğine bağlı olarak ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya.

Van Gölü havzasında son yıllarda yaşanan buharlaşmayla birlikte bölgede etkisi sürdüren HES projeleri, düzensiz yapılaşma ve daha birçok faktör Van Gölü’nün çekilerek alan kaybetmesine ve havzadaki birçok küçük gölün kuruyarak yok olmasına neden oluyor.

Havzada yaşanan su kaybı sadece Van Gölü ile sınırlı değil. Daha önce göl suları altında olan yüzlerce dönüm alan gün yüzüne çıkarken, yaban kuşların konaklama alanları olan birçok sazlık da kurudu. Suyun çekmesiyle birlikte kentle özdeşleşen birçok kuş türünün başka yerlere göç ettiği araştırmacılar ve çevreciler için ciddi bir sorun teşkil ediyor.

DÜZENSİZ YAPILAŞMA, ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE KURAKLIK…
Küresel iklim krizinin etkisiyle çekilen gölün altında uzunluğu 30 metreyi aşkın mikrobiyalitler yer alıyor. Mercan kayalıkları andıran mikrobiyalitler, siyanobakteriler ve bazı alglerin fotosentezi ve suda kalsiyum karbonat çökeltmeleri ile oluşuyor. Geçmiş yıllarda Van ve ilçelerinin sahil kesimlerinde oluşan mikrobiyalitler, bu yıl artan sıcaklar ve kuraklık nedeniyle daha fazla gün yüzüne çıktı.

TAHRİBATIN ÖNÜNE GEÇMEK ZORUNDAYIZ
Konuya ilişkin konuştuğumuz ve Van’da 32 yıldır Van Gölü ve çevresini küçük bir fotoğraf makinesiyle belgeleyerek doğa fotoğrafçılığı yapan 61 yaşındaki Ferzende Coşar, mikrobiyalitlerin oluşmasındaki temel faktörün küresel ısınma ve kuraklık olduğunu söyledi.

Coşar, “Mikrobiyalitler kaya tipi yapıları sebebiyle cansız görünebilir ancak tek hücreli bakteri mikroorganizmalar için barınma yeridir. Sulak habitatlarda yaşayan milyonlarca mikrobun bir araya gelmesiyle, zaman içinde oluşurlar.

Küresel ısınma ve bölgedeki HES projeleri mikrobiyalitlerin oluşmasında etkili oldu. Van Gölü’nün havzasındaki suların azalması ve su seviyesinin düşmesiyle, sazlık alanların azalması kuşların üreme alanını da daraltmış durumda. Kuşlar neslini devam ettirebilmek adına başka şehirlere göç ediyor. Göçleri azaltmak, sazlık alanların yakılması ve tahrip edilmesinin önüne geçmeliyiz” dedi.

VAN GÖLÜ’NDE KEŞFEDİLMEMİŞ BİNLERCE TARİH VAR
Van Gölü’nün 800 bin yıllık bir tarihinin olduğunu hatırlatan Coşar, mikrobiyalitlerin oluşma sürecini şu sözlerle anlattı: “Mikrobiyalitler yavaş bir şekilde oluşur. Yapılan araştırmalar sonucunda Van Gölü’nde 36 cm büyüklüğünde, mikrobiyalitlere rastlanmıştır. Daha kapsamlı çalışmalar yapılırsa çok daha büyük mikrobiyalitlere rastlanılması mümkündür. Van Gölü’nde keşfedilmemiş bir çok tarih var.”

VAN GÖLÜ HIZLA KÜÇÜLDÜ
Küresel ısınma ve yağışların azalmasıyla birlikte Van Gölü’nde ciddi bir su çekilmesinin yaşandığına dikkat çeken Coşar, doğaya sahip çıkılması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı: “Yağışların azalması ve buharlaşmanın yüksek seviyede olması, Van Gölü’nün hızla küçülmesine sebep oldu. Van Gölü’nün coğrafi konumu haritalarda kendine has görsel güzelliğini kaybedebilir. Doğa felaketinin önüne vereceğimiz mücadele ile geçebiliriz. Dünyada başka bir Van Gölü yoktur. Sahip çıkılması gerekir.”
