Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği tarafından ildeki çevre sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin Grand Şaroğlu Otel’de panel düzenlendi.

“Maden Şirketlerinin Talanına Karşı Birleşelim, Mücadele Edelim!” başlığıyla düzenlenen ve moderatörlüğünü Cem Vazo’nun yaptığı panele Avukat Barış Yıldırım, TMMOB İl Temsilcisi Uğur Beycan, Munzur Çevre Derneği’nden Ali Ekber Barmagıç, Polen Ekoloji’den Umut Şener konuşmacı olarak katıldı.
Sinevizyon gösterisinin ardından Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu açılış konuşması yaptı.
Maden şirketlerinin yaşam alanlarına saldırdıklarını söyleyen Topçu, hem hukuksal anlamda hem de örgütlenerek maden şirketlerine karşı mücadele yürüteceklerini belirtti.
Dersim’deki çevre mücadelesinin hukuksal boyutuna değinen Avukat Barış Yıldırım, sırf Munzur Havzası’nda 43 bin 350 hektarlık sahaya dördüncü grup maden ruhsatı verildiğini ifade ederek, “Altın, bakır, gümüş molibden madenlerinden oluşan çok büyük bir saha. Dersim, Türkiye’nin en temiz su kaynaklarını barındırıyor. Burası sadece Türkiye’nin değil dünyanın su deposu olarak değerlendirilecek bir yer. Karadeniz ve diğer bölgelerdeki akarsuların tümü kirlilikle yok olma noktasında” dedi.
MADEN FAALİYETLERİ GIDAYI DA DOĞRUDAN ETKİLİYOR
Polen Ekoloji’den Umut Şener, bölgenin emperyalist şirketlerin iştahlarını fazlasıyla kabarttığına vurgu yaparak, “Fakat bu maden faaliyetlerinin varlığı sadece o madenlerin şirketler tarafından çıkarılmasıyla sınırlı kalmıyor. Yapılan madencilik faaliyeti, işleme biçimi bizim doğrudan gıdamızı etkiliyor. Tarım için suya ihtiyaç var ve su kirleniyor. Maden atıkları sulara karışıyor. Yakın dönemde Erzincan İliç’te siyanür sızıntısıyla yaşanan kirliliği gördük. Bunlar Munzur’un ekosistemini doğrudan etkileyen problemler” diye konuştu.
YAŞANACAK KİRLİLİK DERSİM’DEN BASRA’YA KADAR OLAN BÖLGEYİ ETKİLEYECEK
TMMOB İl Temsilcisi Uğur Beycan, madenlerin sadece Dersim’in sorunu olmadığı dile getirerek, “Madenler sorunu Fırat havzasının tamamını kapsıyor. Fırat havzası Türkiye su kaynaklarının yüzde 61,5’ini oluşturuyor. Yine bu havza, dünyanın temiz su kaynakları sıralamasında ilk 3’te yer alıyor. Bu havzadaki bir siyanür sıkıntısı Dersim’den Basra Körfezi’ne kadar olan alanı etkileyecektir” şeklinde konuştu.
TEMİZ SU KAYNAKLARINA ULAŞAMAYAN MİLYARLARCA İNSAN VAR
Panelde son konuşmayı yapan Munzur Çevre Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Barmagıç, yerkürede temiz su kaynaklarına ulaşamayan milyarlarca insan olduğunun altını çizerek,

“Dünyanın dörtte üçü sularla kaplı. Buna o zaman dünyada su sorunu yoktur biçiminde bakılabilir. Ancak bu su kütlesinin yüzde 97,5’i kullanılamayacak tuzlu su kaynağı. Sadece yüzde 2 buçuğu tatlı su kaynağı ve içilebilir niteliktedir. Onun da yüzde bir buçuğu buzullarda yer alıyor. Sadece yüzde birlik bölümü tatlı su kaynağı. Birleşmiş Milletler verilerine göre bir buçuk milyar insan temiz su kaynaklarına ulaşamamaktadır. 2030 yılına kadar bu sayının 2 buçuk milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla Munzur havzasının ne kadar değerli ve korunması gerektiğini buradan da anlayabiliriz” ifadelerini kullandı.
Siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri, çevreciler ile yurttaşların katıldığı panel, katılımcıların panelistlere yönelttiği soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.
