Hamas, 1987 yılında İsrail işgaline karşı çıkan Birinci İntifada sırasında Müslüman Kardeşler‘in Filistinli üyeleri tarafından kuruldu. Mısır Müslüman Kardeşler örgütünün bir versiyonudur. Paramiliter bir örgüttür. Bugün, Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas, İslami bir devlet kurmayı hedefliyor.
Hamas, kuruluşundan bugüne kadar İsrail’e doğrudan ya da dolaylı olarak binlerce roket saldırısı düzenledi. İsrail de defalarca Hamas’a karşı hava saldırıları düzenledi. Hamas’ın tamamı veya silahlı kanadı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB), İngiltere ve İsrail’in terör örgütleri listesinde yer alıyor. Hamas’ın en önemli destekçisi İran, örgüte maddi kaynak ve askeri eğitim sağlıyor.

Hamas’ın 7 Ekim’de Gazze’den 1973’te Mısır ve Suriye liderliğindeki Arap devletlerinin başlattığı Arap-İsrail Savaşı’nın (Yom Kippur Savaşı) 50. yıldönümünde gerçekleşti. Bu saldırı, tarihsel olarak en büyük ve İsrail’in karşılaştığı en ciddi sınır ötesi operasyonlardan biriydi. Gazze Şeridi yakınlarından İsrail topraklarına giren Hamas, asker-sivil ayrımı yapmadan yüzlerce kişiyi öldürdü ve yüzlercesini de rehin aldı.
Bu olay, İsrail’in kanlı yanıtıyla savaşa dönüştü; Gazze deyim yerindeyse yerle bir oldu, binlerce sivil insan yaşamını yitirdi ve yitirmeye de devam ediyor.
Formun Altıİsrail, Ortadoğu’da emperyalizmin jandarmalığını yapan ‘devlet terörü’ yöntemlerle Filistin, Lübnan, Suriye gibi ülkelere saldıran bir devlettir. Filistinlilerin topraklarını periyodik olarak işgal eden ve Filistinlilere yaşam alanı bırakmayan bu devletin uyguladığı yöntemler Hamas’tan farklı değildir.
Zalimlerin arasında sıkışan insanlık
Dünya tarihine baktığımızda, savaşlar ve çatışmalar hep vardi.Bu çatışmaların her biri gerçekleşen coğrafyalarda büyük insani trajedilere ve dramlara neden olmuştur. Hamas ve İsrail arasındaki bu savaş son yıllarda insanlığın gördüğü en büyük trajedilerden birine sahne olmustur.
Bu savaşın kurbanları; çocuklar, yaşlılar, hastalar ve engelliler, milyonlarca insan. Masum insanlar ölüyor,evleri bombalanıyor; normalde savaşla bir bağlantısı olmayan topluluklar, zalimler arasında gelişen savaşının acımasız, gaddar dişlileri arasında eziliyor. İsrail ve Filistin halkı hiç çıkarları olmamasına karşın bu savaşın ‘kurbanı’ oluyor.
Olan halklara, insanlığa oluyor
Gazze Şeridi’nde yaşayan insanlar, yıllardır ekonomik sıkıntılar, elektrik kesintileri ve temel ihtiyaçlara erişimde zorluklarla karşı karşıya kalmışlardır. Çatışmanın sürdüğü her an, Gazze halkının yaşamlarını daha da zorlaştırmaktadır. Evleri, okulları ve hastaneleri savaşın yıkıcı etkileri altında çökmüş, binlerce sivil çaresizlik içinde kalmıştır.
İsrail tarafında da roket saldırıları ve güvenlik endişeleri nedeniyle sivil halk büyük bir tehlike altındadır. Hamas’ın Gazze’den fırlattığı roketler İsrail topraklarına düşmekte ve sivil yerleşimlere zarar vermektedir. İsrailli siviller de korku ve belirsizlik içinde yaşamaktadır.
Bu çatışmanın sonucunda en fazla etkilenenler, masum çocuklar olmaktadır. Hem Gazze hem de İsrail’de, çocuklar savaşın acımasız gerçekleriyle yüz yüze kalmaktadır. Birçoğu, sadece çocukluklarını yaşama hakkından mahrum kalmakla kalmamış, aynı zamanda travmatik deneyimlere de maruz kalmışlardır.

Sonuçsuz sonuç; trajedinin devamlılığı
İsrail ve Filistin örgütleri arasındaki çatışma neredeyse bir yüzyıla dayanıyor. Her çatışmanın sonunda kaybeden Filistin halkı oluyor ve İsrail bir şekilde kendi topraklarını artırıyor, Filistinlileri dar alanlara hapsediyor.
BM gibi uluslararası kurumlar sorunun çözümünde etkili olmuyor; alınan kararları uygulayamıyor. Filistin cephesinde yapılan her çırpınış İsrail’in sert tepkileriyle yanıt buluyor; Müslüman ülkeler ikircikli, kararsız tavırlarına devam ederken, Batı ülkeleri çıkarları gereği İsrail saldırılarını görmezden geliyor ve sonunun çözümsüzlüğüne hizmet ediyor.
Çözüm: İsrail halkı bu trajediyi durdurabilir
Filistin halkı içinde Hamas’a, İslami Cihad’a, Hizbullah’a veya FKÖ’ye rağmen bir halk iradesinin çıkma şansı neredeyse sıfır. Halk bu örgütlerle bütünleşmiş ve parçalanmıştır.
Ortak çıkar bu örgütleri bir araya getirir mi? Bağlantılı olduğu devletler arasındaki çatışmalar ve çelişkiler göz önüne alındığında (mezhep çatışmaları) bunun mümkün olmadığı anlaşılıyor.
Ama İsrail halkı, bu savaşı durdurabilir. İsrail içinde gerek basın kuruluşlarından gerekse sol ve savaş karşıtı taraftarlarından ciddi oranda İsrail’in Gazze’deki saldırılarını durdurmasına ilişkin açıklamalar ve gösteriler yapılmaktadır. ABD’de sol eğilimli; aralarında “Barış için Yahudilerin Sesi” ve “Eğer Şimdi Değilse” gibi grupların üyelerinin de bulunduğu Yahudiler Beyaz Saray’ın önünde gösteri yaparak İsrail’de Benyamin Netanyahu hükümetini “soykırım planlamakla” suçlamaktadir. Dünyanın birçok ülkesinde (Türkiye’de de) Yahudi topluluklar bu savaşa karşı olduklarını beyan etmektedir. Araştırma kuruluşları bu savaşta Netanyahu’a olan halk desteğinin giderek eridiğini göstermektedir.
Bu tür derin kökleri olan bir çatışmanın çözümü karmaşık ve zorlu bir süreçtir. Savaşı destekleyen emperyalist güçler veya çevre ülkelerin bu savaşı durdurma dertlerin olmadığı anlaşılıyor. BM iradesiz ve karar almaktan ve kararlarını uygulamaktan aciz.
Dolayısıyla İsrail halkının savaş karşıtı duruşu bu trajediye durdurabilecek en önemli etken olarak gözüküyor. Bu trajediyi sona erdirmek için uluslararası toplumun ve barış taraftarlarının çabaları cılız ve umutsuz şekilde devam ediyor. Yine taraf tutmadan ilkeli bir şekilde savaş karşıtlarının eylemlerini süreklileştirmeleri, basının dezenformasyona girmeden savaşın gerçeklerini kitlelere aktarması bu savaşın durması yönünde en önemli adımlar olacaktır.
Gazze ve İsrail arasındaki çatışma, tüm dünya için bir uyarı niteliği taşımaktadır. Savaşların sonuçları, masum insanlar için her zaman yıkıcı olmuştur. Bu nedenle, uluslararası toplumun, barış ve insan haklarına saygı ilkelerini savunma sorumluluğu vardır. Bu insani dramı sona erdirmek için çaba göstermek, tüm insanlık için bir zorunluluktur.
