Bir kentin yıllarca tartıştığı proje şimdi sessizce yükseliyor

featured

Dersim’de yıllarca tartışmaların, eylemlerin, mahkeme süreçlerinin ve siyasi polemiklerin merkezinde yer alan Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi’nde çalışmalar sürüyor. Bir dönem kentin en önemli gündemlerinden biri olan proje bugün büyük ölçüde kamuoyunun gündeminden düşerken, yıllarca tesise karşı mücadele eden Sütlüce köylüleri yeniden proje alanına gitti. İş makinelerinin çalıştığı alanı hüzünle izleyen köylüler, “Burada yalnızca birkaç köy kaybetmedi. Bir kent, ne kaybettiğini henüz fark etmedi. Er ya da geç anlayacaklar” dedi.

Tunceli’nin yakın geçmişinde bazı meseleler yalnızca bir yatırım ya da proje olarak tartışılmadı. Kimi zaman bir vadinin, bir ağacın, bir köyün ve insanların yaşadığı topraklarla kurduğu bağın meselesine dönüştü.

Sütlüce köyü yakınlarında yapılması planlanan Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi de yıllar içerisinde kentin en çok tartışılan projelerinden biri oldu.

Aradan yıllar geçti. Tartışmalar azaldı, siyasi gündem değişti, projeye ilişkin açıklamalar ve eylemler zamanla kamuoyunun hafızasından uzaklaştı.

Ancak Sütlüce’de bugün iş makineleri çalışıyor.

Bir zamanlar yüzlerce kişinin konuştuğu, siyasilerin açıklamalar yaptığı ve köylülerin defalarca eylem düzenlediği alanda şimdi tesisin yapımı için çalışmalar devam ediyor.

HİKAYE 2009’DA BAŞLADI

Tunceli’de Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi yapılmasına ilişkin süreç 2009 yılında belediye tarafından yapılan planlamayla başladı.

2011 yılında Tunceli Belediyesi öncülüğünde 7 ilçe belediyesinin katılımıyla DERKAB (Dersim Katı Atık Birliği) kuruldu. Birliğin kurumsal yapısının oluşturulmasının ardından hazırlanan proje, Mart 2015’te dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunuldu.

Yapılan yer çalışmaları sonucunda tesis için Sütlüce köyü yakınlarındaki bölge belirlendi. Yaklaşık 18 hektarlık alanda kurulması planlanan tesisin Avrupa Birliği’nin 16,5 milyon avroluk fon desteğiyle hayata geçirilmesi gündeme geldi.

Ancak projenin kamuoyuna yansımasıyla birlikte Sütlüce ve çevresindeki köylerde yaşayanların itirazları başladı.

KÖYLÜLER YILLARCA KARŞI ÇIKTI

Köylüler, projenin hayata geçirilmesi halinde bölgede yaklaşık 55 bin ağacın kesileceğini, doğal yaşamın zarar göreceğini, kutsal kabul ettikleri inanç alanlarının etkileneceğini ve yıllardır sürdürdükleri tarım ile hayvancılık faaliyetlerinin büyük zarar göreceğini savundu.

Kimi zaman köylerinde, kimi zaman kent merkezinde seslerini duyurmaya çalıştılar.

Onlar için mesele yalnızca bir katı atık tesisinin nereye yapılacağı değildi. Doğdukları, büyüdükleri, hayvanlarını otlattıkları, toprağını ekip biçtikleri ve geçmişlerini taşıyan coğrafyanın geleceği meselesiydi.

Proje yargıya da taşındı. Köylüler, verilen ÇED olumlu kararının iptali istemiyle Erzincan İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme davayı reddetti. Karara karşı yapılan başvuru da Danıştay tarafından oy birliğiyle reddedildi ve hukuki süreç köylülerin talebi doğrultusunda sonuçlanmadı.

YILLAR İÇİNDE SİYASİ TABLO DA DEĞİŞTİ

Projeye ilişkin tartışmalar devam ederken belediyelerin yaklaşımında da zaman içerisinde değişiklikler yaşandı.

Eylemler, görüşmeler ve kamuoyunda yürütülen tartışmaların ardından bazı belediyeler projeden uzaklaşırken Ovacık, Pülümür ve Hozat belediyeleri tesisin yapılması yönündeki tutumlarını sürdürdü.

Tunceli Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından proje yeniden kentin gündemine geldi.

Merkez ve ilçe belediyelerinin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda projenin hayata geçirilmesi yönünde karar alındı.

Ve yıllarca “yapılacak mı, yapılmayacak mı?” sorusuyla gündeme gelen proje için sahada çalışmalar başladı.

YILLAR SONRA AYNI YERDE

Bugün Sütlüce’deki manzara yıllar öncesinden oldukça farklı.

Bir zamanlar köylülerin projenin yapılmaması için toplandığı alanda iş makineleri çalışıyor. Proje sahasında yürütülen çalışmalar drone ile havadan görüntülenirken, yıllarca projeye karşı mücadele eden köylüler de yeniden bölgeye gitti.

Bu kez ellerinde pankartlardan çok geçmiş yılların anıları vardı.

Çalışmaların sürdüğü alanı izleyen köylüler, yıllarca dile getirdikleri endişelerin bugün karşılarında somut bir görüntüye dönüştüğünü ifade etti.

Köylüler adına konuşan İl Özel İdaresi Meclis Üyesi Nurcan Koç ile Süleyman Özmen, yaşadıkları üzüntüyü dile getirerek projenin yalnızca çevredeki köyleri ilgilendiren bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Koç ve Özmen, “Burada köylüler kaybetmedi. Aslında bir kent, farkına varmadan kaybetti. Belki bugün bunun farkında değiller ama er ya da geç ne kaybedildiğini anlayacaklar” ifadelerini kullandı.

“BİR ZAMANLAR HERKESİN GÜNDEMİNDEYDİ”

Köylüler, projenin geçmiş yıllarda Tunceli’nin en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu ancak aradan geçen zamanda kamuoyunun ilgisinin azaldığını belirtti.

Siyasetçilerin, yöneticilerin ve kentte yaşayanların bir dönem yoğun şekilde tartıştığı projenin bugün neredeyse unutulduğunu ifade eden köylüler, kendilerinin ise mücadele ettikleri alanı unutmadıklarını söyledi.

Yıllar önce “Buraya tesis yapılmasın” diyerek gittikleri bölgede bugün çalışmaların ilerleyişini izleyen köylüler için geriye, değişen coğrafyaya bakmak kaldı.

“BU PROJE İÇİN NE KADAR KAYNAK AKTARILDI?”

Açıklamada projenin çevresel boyutunun yanı sıra mali yönüne ilişkin de sorular gündeme getirildi.

Aradan geçen yıllar içerisinde projenin toplam maliyetinin hangi seviyeye ulaştığı, Avrupa Birliği fonunun güncel durumu, proje kapsamında belediye ve ilgili kurumlara bugüne kadar ne kadar kaynak aktarıldığı ve tesisin tamamlanması için öngörülen toplam harcamanın ne olduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi istendi.

Sütlüce’de ise çalışmalar devam ediyor.

Yıllarca mahkeme salonlarında, belediye toplantılarında, köy meydanlarında ve basın açıklamalarında konuşulan proje artık kâğıt üzerinde değil.

İş makinelerinin çalıştığı 18 hektarlık alanda her geçen gün biraz daha şekilleniyor.

Bir zamanlar “yapılmasın” diye nöbet tutulan alana bugün uzaktan bakan köylüler ise aynı soruyu sormaya devam ediyor:

“Bir kent, neyi kaybettiğini ne zaman fark edecek?”

KOÇ: “BİZ TESİSE DEĞİL, YERİNİN BURASI OLMASINA KARŞIYIZ”

CHP’li İl Özel İdaresi Meclis Üyesi Nurcan Koç, Ali Baba ve Esentepe mahallelerinin tesisten birinci derecede etkileneceğini belirterek, Kırmızıdağ Çevre Platformu olarak uzun yıllardır mücadele yürüttüklerini söyledi. Mücadelelerinin gelecek kuşaklara yaşanabilir bir kent bırakmak amacı taşıdığını ifade eden Koç, “Ali Baba Mahallesi, Esentepe Mahallesi birinci derecede etkilenecek mahallelerimizdir. Bizler sesimizi duyurmak için Kırmızıdağ Çevre Platformu olarak uzun yıllar büyük bir mücadele verdik. Sadece bu bölgenin halkı, köylüleri olarak bizler kaybetmedik. Bizler atalarımızdan, dedelerimizden bize miras kalan bu topraklara vicdanen sahip çıktık. Biz yaşanabilir bir memleketi çocuklarımıza, torunlarımıza bırakabilmek için sorumluluğumuzu yerine getirdik. Bizim vicdanımız rahattır. Sizin acaba bu konuda vicdanınız rahat olabilecek mi, Kırmızıdağ Çevre Platformu’nu yalnız bıraktığınız için?” dedi.

Bölge halkı olarak tesisin yapılacağı yere ilişkin uzun yıllardır endişe taşıdıklarını ve mücadelelerinin hem hukuki alanda hem de sokakta devam ettiğini belirten Koç, sivil toplum örgütlerinin de süreç içerisinde kendilerine destek verdiğini ifade etti. Katı atık tesisinin Tunceli açısından bir ihtiyaç olduğunu ve tesisin yapılmasına karşı olmadıklarının altını çizen Koç, itirazlarının tesis için seçilen bölgeye yönelik olduğunu belirterek, “Bölgenin köylüleri ve halkı olarak uzun yıllardır bu katı atık tesisiyle ve yeriyle ilgili endişelerimiz olduğu için çok uzun yıllar mücadele verdik. Bu mücadelemiz hem hukuki anlamda hem sokakta devam etti. Sivil toplum örgütlerinin hepsi olmasa da birçoğu bizim yanımızda oldu. Biz bunu her zaman dile getirdik. Biz katı atık tesisinin yapılmasına asla karşı değiliz. Gerçekten Tunceli için büyük bir ihtiyaç. Biz her zaman bunu savunduk. Ama yerin burası olmaması gerektiğini söylediğimiz için karşı çıktık” diye konuştu.

“YAKLAŞIK 5 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE ALAN TIRAŞLANMIŞ”

Proje alanında 54 bin 900 ağaç bulunduğunu ifade eden Koç, çalışmalar henüz tamamlanmadan geniş bir alanın ağaçlardan temizlendiğini savundu. İnşaatın mevcut haliyle yaklaşık 5 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanı kapsadığını söyleyen Koç, proje öncesinde kendileriyle yapılan görüşmelerde bu büyüklükte bir alanın kullanılmayacağının ifade edildiğini ancak bugün ortaya çıkan görüntünün bunun aksini gösterdiğini öne sürdü. Koç, “Bu alan gördüğünüz gibi 54 bin 900 ağacın olduğu bir alan. Maalesef bugün gelip baktığımız zaman içler acısı bir alan. Şu anda yapılan inşaat daha henüz bitmeden yaklaşık 5 futbol sahası büyüklüğündeki alan tıraşlanmış. Gerçekten hiçbir vicdanın bunu kabul etmemesi lazım. Bizlerle konuşulduğu zaman bu kadar alanda çalışma yapılmayacağı defalarca dile getirildi. Projenin dışına çıkıldığı çıplak gözle görülüyor ve her geçen gün bu alanın daha da büyütüleceği görülüyor” ifadelerini kullandı.

Tesisin konumuna neden itiraz ettiklerini de anlatan Koç, alanın kent merkezine kuş uçuşu yaklaşık 1,5 kilometre mesafede olduğunu belirterek Ovacık ve Pülümür vadilerinin de projeden etkilenebileceğini savundu. Koç, “Bizler neden karşı çıktık? Birincisi, bu proje şehir merkezine yaklaşık 1,5 kilometre yakındır. Bir koldan Ovacık Vadisi’ne katı atık sularının akacağı endişesini taşıyoruz. Diğer tarafta Pülümür Vadisi’ne, sit alanı sayılan vadilerimize bu zehirli atık sularının akacağını düşünüyoruz. Bugün bizler bu doğa felaketinin önünde durmazsak yarın hiçbir güç bunun önünde duramayacaktır” dedi.

KOÇ: “BİR YIL, İKİ YIL SONRA ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ”

Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan katı atık tesislerinden örnekler veren Koç, şehir merkezine bu kadar yakın bir tesisin ilerleyen yıllarda çevre ve yaşam koşulları açısından ciddi sorunlar oluşturacağını ileri sürdü. Tesis faaliyete geçtikten sonra ortaya çıkabilecek gaz, koku ve atık sular nedeniyle kentte yaşayanların olumsuz etkileneceğini savunan Koç, “Tunceli’ye kuş uçuşu yaklaşık 1,5 kilometre. Türkiye’nin hiçbir yerinde şehir merkezine 1,5 kilometre yakınlıkta bir katı atık tesisi yoktur. Bugün Trabzon’da, Araklı’da, en yakınımızda Bingöl’de, Adana’da, Diyarbakır’da yapılan katı atık tesislerini araştırdığımızda bütün köylüler bununla ilgili endişelerini dile getirmiştir. Bir kısmı bu konuda başarılı olmuştur. Maalesef bir kısmı da siyasi olarak güçlüye sırtını dayadığı için bu projelere engel olamamıştır” diye konuştu.

Dersim halkına çağrıda bulunan Koç, tesisin bulunduğu yerin uygun olmadığını yineleyerek projenin durdurulması için destek istedi. Koç, “Ben buradan tekrar tüm Dersim halkına sesleniyorum. Katı atık tesisinin yerinin şehir merkezine kuş uçuşu yaklaşık 1,5 kilometre olan bir alan olması kesinlikle uygun değildir. En fazla bir yıl, iki yıl sonra buradan çıkacak zehirli gazların, kötü kokuların ve katı atıktan akacak sıvıların memlekete inanılmaz rahatsızlıklar vereceğini düşünüyoruz. Kimse kapısını, camını, penceresini açamayacak. Ciddi kanser vakalarının artacağını düşünüyoruz. Bu tesisle ilgili bir an önce yürütmeyi durdurma davası açılması konusunda herkesin, tüm halkın bize destek vermesini istiyorum” dedi.

ÖZMEN: “BU ALAN DEDELERİMİZDEN BİZE MİRAS”

Köylülerden Süleyman Özmen de proje alanının geçmişte tamamen ormanlık olduğunu belirterek, bölgedeki ağaçların bugüne kadar köylülerin ve önceki kuşakların korumasıyla geldiğini söyledi. Çalışmaların sürdüğü alanı gösteren Özmen, “Bu alan dedelerimizden bize miras. Herkes kendi ormanını koruyordu. Şu gördüğünüz ormanın bu hale gelmesi bizim amcalarımızın, dedelerimizin, köylülerimizin, komşularımızın korumasıyla oldu. Şu gördüğünüz aşağıdaki yer, bu gördüğünüz yerlerin hepsi orman alanıydı. Görüyorsunuz, ormanı tıraşlamışlar ve tesisi yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Projeye yönelik itirazlarının 2016 yılına kadar uzandığını belirten Özmen, dönemin Belediye Başkanı Nurhayat Altun ve daha sonra Belediye Başkanı Mehmet Ali Bul döneminde de görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Tesis için belirlenen alanın hem köylüler hem de Tunceli kent merkezi açısından uygun olmadığını yıllardır dile getirdiklerini anlatan Özmen, “2016’dan bu yana Nurhayat Altun ve Belediye Başkanı Mehmet Ali Bul dönemlerinde yaptığımız görüşmelerde bu yerin uygun olmadığını, bunun bizim için bir felaket olduğunu, Tunceli merkezi için de bir felaket olduğunu anlattık. Fakat hiç kimse bizi ciddiye almadı. Son 5 yılda da her ayın birinci perşembesi belediyeye önergeler verdik. Konunun gündeme alınmasını ve belediye encümenlerinin karar alarak bu projeden vazgeçmesini sağlamaya çalıştık. Ama maalesef başarılı olamadık” dedi.

ÖZMEN’DEN PROJENİN KARAR SÜRECİNE İLİŞKİN AĞIR İDDİALAR

Özmen, konuşmasının devamında projenin karar ve uygulama süreçlerine ilişkin çeşitli iddialarda bulundu. Kentte projenin bir “rant projesi” olduğuna ilişkin söylemler bulunduğunu öne süren Özmen, bazı kişilerin proje üzerinden maddi menfaat sağladığı yönünde iddiaların bulunduğunu savundu. Özmen, bu iddiaların ilerleyen süreçte ortaya çıkacağını öne sürerek, “Tunceli’nin merkezinde insanlar şunu konuşuyor: Bunun bir rant projesi olduğunu, bunun üzerinden rant sağlandığını, belli insanların buradan rüşvet aldığını ve bu ilişkiler nedeniyle belediyelerde kararların çıkmadığını söylüyorlar. İl encümenleri, İl Özel İdaresi’ni getirip DERKAB’a üye ettiler veya DERKAB’ın içine koydular. Orada kimin nasıl bir rolü oldu, ne döndü; rüşvet mi döndü, para mı döndü, ilişki mi döndü? Bu proje tamamıyla bir rant projesidir. Günü gelir bu ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.

İddialarını sürdüren Özmen, kendisini solcu, demokrat, sosyalist, sosyal demokrat ve çevreci olarak tanımlayan bazı kişilerin de projeden rant sağladığını öne sürerek, “Kendisine ‘solcuyum’ diyen, ‘demokratım’ diyen, ‘sosyalistim’ diyen, ‘sosyal demokratım’ diyen, ‘çevreciyim’ diyen belli insanların bu projenin içinde rant sağladıkları ortaya çıkarsa, bunun sonucunu hep beraber göreceğimize eminim” diye konuştu.

“BURASI AYNI ZAMANDA BİZİM İNANÇ ALANIMIZ”

Tesisin yapılacağı bölgenin köylüler açısından yalnızca ormanlık bir alan olmadığını, aynı zamanda inançsal bir öneme sahip olduğunu ifade eden Özmen, bölgede çok sayıda ziyaret bulunduğunu söyledi. Projenin köy yaşamı üzerindeki etkisinin zaman içerisinde daha fazla hissedileceğini savunan Özmen, tesisin köylerin bulunduğu bölgede kurulmasının burada yaşayan insanların yaşamlarını sürdürmelerini güçleştireceğini ifade etti.

Özmen, “Ayrıca burası bizim inanç yerimiz. Bu alanlarda aşağı yukarı 5-6 tane ziyaretimiz var. Yani köylerin içinde böyle bir tesis yapılması demek, tamamıyla o köylülerin göç etmesi anlamına geliyor” dedi.

Bu haber, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Basın Konseyi Dayanışma ve Geliştirme Vakfı tarafından yürütülen Etik Gazetecilik Projesi kapsamındaki FSTP Hibe Programı desteğiyle hazırlanmıştır. Haberin içeriğinden yalnızca Munzur Press sorumludur ve içerik Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

Bir kentin yıllarca tartıştığı proje şimdi sessizce yükseliyor
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.