Bahçeli’den Altılı Masa ve Kılıçdaroğlu’na sert sözler

featured

İYİ Parti lideri Akşener’in depremlerin ardından ‘İktidar önce seçimi ertelemek istedi, kazanma şanslarının olmadığını görünce tekrar öne almaya çalışıyorlar’ demesinin ardından MHP lideri Bahçeli’den seçim tarihi açıklaması geldi.

Bahçeli‘den Altılı Masa ve Kılıçdaroğlu’na sert sözler

Bahçeli bugün MHP Grupu’na seslenirken “Seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir, bilinmelidir ki ne sandıktan kaçarız ne de demokrasiyi yok sayarız” dedi.

Konuşmasının ilk bölümünü yaşadığımız deprem felaketlerine ayıran Bahçeli, 1999 Gölcük depremi ve Varto depremlerinden bahsetti ve yıkılan binaların çoğunun 1999 yılı öncesi olduğunu savundu. Kahramanmaraş depremlerinin dünya bilimcileri tarafındandan en büyük depremler arasında sayıldığını belirtirerek, ağırlıklı olarak kalitesiz bina yapan müteahitlere yüklendi. 

KILIÇDAROĞLU’NA ‘YÜZÜ KÖSELE DERİSİ’ BENZETMESİ

Deprem nedeni ile gazete manşetlerine çıkan eleştirsel haberlere tepki gösteren Bahçeli, Altılı Masa’ya yüklendi. Kılıçdaroğlu’na ‘yüzü kösele derisi olduğundan dolayı da hiç kızarmadı’ diyerek deprem açıklamalarını eleştirdi. 

MHP Grup Toplantısı’nda konuşan Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:

“SİYASİ YAMYAMLIĞA HEVES EDEN KİM VARSA İNSANLIĞI KUŞKULU”

“Önceden tahmini yapılsa da, tam zamanı tespit edilemeyen doğal afetlerin meydana geldiği andan itibaren neden olduğu can ve mal kayıpları; sosyal, ekonomik ve fiziki hasarları, aynı zamanda kaygı, korku ve güvensizliği tetiklemeleri dünyanın her yerinde ortak bir sorundur. Böylesi afet dönemlerinde heyecan, hüzün ve duygusal taşkınlık akıl ve şuurun doğal olarak bir adım önündedir. Hayata tutunma gayreti ve göçük altında kalan insanları kurtarma çabası olağanüstü bir haldir, bunun yanı sıra insanüstü bir metanet ve mücadeleyi gerektirmektedir.

İnsanlığın felaketler karşısındaki refleks ve tepkisi coğrafyaların her noktasında hemen hemen aynıdır ve hiçbir zaman da değişme göstermemiştir. Çünkü insan olanın ruhu vardır, kalbi vardır, canı vardır, acısı vardır, vicdanı vardır.

Felaketin koru yürekleri kavurmasıyla beraber, kaos peşine düşen, yalan haber yayan, dedikodu çıkaran, malumat kirliliğine umut bağlayan, siyasi yamyamlığa heves eden kim varsa insanlığı kuşkulu ve tartışmaya açıktır. Esasen bunlara insan demek, insan olana saygısızlıktır.

“TEK TEK NOT ALDĞIMIZ BİLİNMELİ”

Depremden menfaat devşirmenin arayışında olanlar ahlaksızlığın markalarıdır. Ve bunları tek tek not aldığımız da çok iyi bilinmelidir. Ne güzel bir sözdür: ‘Ne doğrarsan tabağına, o gelir kaşığına’. Siyaseti makul, medeni ve milli ilkelere müzahir yapmaktan aciz olanlar temelsiz eleştirilerini yapmadan evvel aynaya bakmalıdırlar. Bunlar kendilerini sorgulamalı, kendi ruhi felaketleriyle yüzleşmelidir. Sırtında yumurta küfesi olmayanlar için ileri geri konuşmak maliyetsizdir. Hariçten gazel okumanın önünde de bir engel yoktur. Ancak milli felaketlerde, ortak aidiyet ve hassasiyet paydasında uzlaşamayanlar insani değerlere her yönüyle yabancılaşan mihraklardır. Bu mihraklarla aynı şeylere baktığımız halde gördüklerimiz başka başka şeylerdir. Kabul etmek lazımdır ki, Türkiye devasa bir musibetin tesirindedir.

Tektonik mirası, jeolojik müktesebatı, meteorolojik özellikleriyle Türkiye’miz doğal afetlerin risk ve tehlikelerine her zaman açıktır. Depremden sellere, heyelanlardan çığlara kadar pek çok doğal yıkım bugüne kadar belirli aralıklarla görülmüş ve yaşanmıştır. Kaldı ki Türkiye dünyanın en başta gelen deprem kuşaklarından birisinin üzerindedir. Nitekim deprem bilimciler tarafından, Kahramanmaraş depremi dünya üzerinde karada meydan gelen en büyük depremlerden birisi olarak tanımlanmıştır. Geride kalan son 23 yıla ışıklar saldığımızda, şiddeti 4,5’un üzerinde 39 depremin meydana geldiği, çok sayıda yıkımın görüldüğü, binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği hazin ve sarsıcı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsani ve fiziki kusurlar doğal afetin yıkımını da yoğunlaştırmaktadır.

BAHÇELİ’NİN HEDEFİNDE GAZETE MANŞETLERİ VARDI:  YARIM AYDINLAR KİRALIK KALEMLER, SİYASİ BOZGUNCULAR…

Bir kısım medya organı, niyeti makûs sivil toplum örgütleri, yarım aydınlar, kiralık kalemler, kötürüm yorumcular, felaketten nemalanma kuyruğuna giren siyasi bozguncular maalesef böylesi bir dönemde bile insani ve vicdani duyarlılık göstermemişlerdir. Alayı birden sınıfta kalmış, milletle ters düşmüşlerdir. Türkiye’nin yıkımına bel bağlayan çürük çarık zihniyetlerin maalesef gözünü siyasi ikbal hırsı bürümüştür. Milli ve manevi değerleri iflas edenler zelzeleyi zilletle eşleştirmişlerdir.

Bir gazetenin şu nifak içerikli manşetine bakar mısınız? ‘Milletin parasıyla millete bağış’. Diğer bir gazetenin manşeti de şudur: ‘Suçlu olay yerine döndü’. Bir başka gazetenin manşeti ise şu şekildedir: ’40 bin ölü var, tek bir istifa yok’. Acımızı, anımızı, adımızı ve ağıdımızı bilmeyenlerle ortak bir geleceği nasıl paylaşacağız? İktidarın kaybetmesi uğruna vatanın ve milletin kaybetmesine oynayanlarla nasıl bir arada yaşayacağız? Dünya alem deprem bölgesine insani yardımları sevk ediyorken iç muhalefetin utanç verici haline ne diyelim? Bunu neye yoralım ve nasıl açıklayalım? Yaygın çıkar ilişkileri yanlışın peşinden gitmeyi meziyet zanneden siyaset kadrolarını palazlandırmakla kalmaz, pazara, hatta ayağa düşmelerine yol açar.

Ülkemizde muhalefetin değersizleşmesiyle denge kaybına uğramasının sebebi de budur. İnsani ve İslami değerler prizmasından baktığımızda bugünkü felaketin siyasi koz olarak kullanılmasının ve kutuplaşma malzemesi olarak görülmesinin devasa bir ayıp ve ahlak eksikliği olacağı hiç tartışma götürmeyen bir gerçektir.

“SORUMLULARDAN ADELET ÖNÜNDE HESAP SORULACAKTIR”

Dayanışma ve yardımlaşma haricinde bir şey düşünmek bize göre damgalı namertliktir. Yeri ve zamanı geldiğinde tedbir ve tenkit manzumesi sorumluluk mertebesinde bulunan kim varsa paylaşılır ve muhataplarına aktarılır. Bunun yol ve yordamı hukuk üstünlüğünün hakim olduğu demokratik sistemlerde bellidir. Kahramanmaraş depreminin enine boyuna tüm boyutlarıyla konuşulacağı günler elbet gelecek, sorumlulardan adalet önünde hesap sorulacaktır. Kaldı ki yıkılan binalarla ilişkisi olan ahlaksız müteahhitlerin kapsamına alan soruşturma süreci de işlemektedir.

“SEÇİM SPEKÜLASYONU DEDİ, ALTILI MASA’YA YÜKLENDİ

Ayrıca bir insanımız dahi enkaz altındayken, henüz felaketin sıcaklığı çok yakıcıyken, haksız ve hayasız siyasi eleştiri yapmak, seçim tarihiyle ilgili spekülasyon üretmek vebaldir, bu vebal zillet ittifakını teşkil eden her partinin hissesine eşit olarak düşmüştür.

Bir yanda arama-kurtarma faaliyetleri devam ediyorken diğer yanda devleti ve hükümeti sistematik şekilde suçlamak en hafif tabirle terbiyesizliktir. Bir yanda feryat sesleri duyuluyorken, diğer yanda siyasi hesap yapıyor olmak insafsızlık ve ilkelliktir. Meşhur bir düşünür, insan gövdesinin salgıladığı aç gözlü safranın siyasi ihtiras olduğunu, bu safranın insanı bencilliğin, cüretkarlığın ve fırsatçılığın tuzağına çekeceğini ileri sürmüştür.

Altılı Masa muhalefeti; dizginlenemeyen ihtiraslarla kontrolsüz açgözlülük hastalığına tutulmuştur. Altılı Masa muhalefetinin geçim kapısı fırsatçılık, fesatçılık, fevrilik, fetbazlık, fenalıktır. Siyasetlerinde tutarlılık yoktur, değerlendirmelerinde irade ve isabet yoktur.

18 Şubat 2023 tarihinde zillet ittifakının sıradan ve düşük profilli yeni bir toplantısını müteakiben kamuoyuyla paylaşılan ortak açıklamanın her satırına kindarlığın izleri, devlet ve millet karşıtlığının emareleri nüfuz etmiştir.

Diyorlar ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmış. Diyorlar ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmış. Diyorlar ki, afet süreci iyi yönetilememiş, arama-kurtarma çalışmalarında geç ve yetersiz kalınmış. Diyorlar ki, temel ihtiyaçların temininin ve yardım faaliyetlerinin doğru koordine edilemediğinden bahisle, felaketin boyutları vahim seviyeye ulaşmış. Asıl maksat ve meramlarını da ortak açıklamanın sonuna iliştirerek; ülkemizin en acil ihtiyacının yeni ve etkin bir iktidar olduğunu kaydetmişler. Be hey gafiller, siz de hiç mi Allah korkusu kalmadı? Be hey muhterisler, hiç mi depremzede insanlarımızdan utanmıyorsunuz?

“10 İLİMİZ YIKILMIŞKEN CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜLET SİSTEMİ KARALANIYOR”

10 ilimiz yıkılmışken, hâlâ Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni karalamanız, hâlâ müfteriliği pusula yapmanız hangi kitaba, hangi zihniyete, hangi değere sığmaktadır?

Yere batsın sizin siyasetiniz, kahrolsun sizin zillet anlayışınız. Bunları nasıl söylersiniz? Böyle bir ucuz ve meczup bir siyasete nasıl saparsınız? Vatan, millet, devlet ve insan sevgisine hiç mi sahip değilsiniz? Rahat olun, biraz sabredin, Türk milleti sizin boyun ölçünüzü, kaç gram ettiğinizi yakında sandığa gömerek ilan edecektir.

“NE SANDIKTAN KAÇARIZ NE DE DEMOKRASİYİ YOK SAYARIZ”

Bilinmelidir ki, ne sandıktan kaçarız, ne de demokrasiyi yok sayarız. Acılarımızın tam ortasında, seçimlerle ilgili polemik yapan, ertelendi ertelenmedi çetelesi tutan zillet ittifakı paranoyaktır, saplantılıdır, hayalperesttir, vehimlerin pençesindedir. Yalan söylediler, algı operasyonuna heveslendiler, husumet yaydılar. Askerler nerede dediler, kahramanlar her yerdeydi, yalın gerçeği görmediler.  Devlet nerede dediler, burunlarının önünü göremediler, husumetlerini gösterdiler. Kılıçdaroğlu dayanışma kültürü için yabancı ülkelere teşekkür etti, fakat döndü dolaştı hükümete saldırdı, milli dayanışmadan sarfınazar etti. HDP’nin bir eş başkanı, iktidarın enkaz altında kaldığını izansızca söyledi, Kılıçdaroğlu da evet diyerek tasdik etti, bu itibarla küçüldü, ufaldı ve alçaldı.

KILIÇDAROĞLU’NA YÜKLENDİ: YÜZÜ KÖSELE DERİSİ OLDUĞUNDAN HİÇ KIZARMADI

Yine Kılıçdaroğlu, deprem koordine edilemedi dedi, gerçekleri çarpıttı, yüzü kösele derisi olduğundan dolayı da hiç kızarmadı. Aynı bayat ve bağnaz tezviratın ezberiyle televizyon ekranlarında konuşan sözde gazeteci ve yorumcular, acaba depremin ne zaman ve hangi şiddette olacağını biliyorlar mıydı?

“6 ŞUBAT 2023’TE SAAT 4.17’DE BUNLAR NE YAPIYORDU?”

6 Şubat 2023 tarihinde saat 4.17’de bunlar ne yapıyordu? Devleti ve hükümeti suçlama yarışına giren, karamsarlık aşılayıp kriz ve kaos ikmali yapan bu kimliksizler koordinasyondan ne anladıklarını, aslı astarı olmayan iddialarla nereye varmak istediklerini mertçe açıklayacak yürekliliğe sahipler midir? Bu karanlık tiplerin siyaset temsilcisi Kılıçdaroğlu, enkaz altındaki mazlum insanlarımızla alay eden edepsizlerin tutuklanmaları üzerine, ‘gelin beni de tutuklayın’ diyecek kadar seviyesiz ve sevimsiz bir hale savrulmuştur.

‘Her şeyi biz mi öğreteceğiz size, devlet yönetin devlet’ açıklamasıyla ar damarının çatlaklığını, katılaşmış kalbinin iflasını belgelemiştir. Merkezi yönetimle yerel yönetim arasında bölücülük yapmış, hiç gocunmamış, hiç de vicdanı sızlamamıştır. Kılıçdaroğlu geçen hafta demiş ki: ‘Hiçbirimiz artık eskisi gibi değiliz. Ben de aynı insan değilim. Ruhumuz eskisi gibi değil artık’.

Sayın Kılıçdaroğlu, seni bilemeyiz, çok da merak etmeyiz. Zira bildiklerimiz bize fazla fazla yetecektir. İlle de bir şey diyeceksen, kendi adına konuşmanı tavsiye ederiz. Senin eskin nedir ki yenin ne olacaktır. Fakat sen görmesen de, söyleyemesen de, Türk milleti tarihinde her döneminde olduğu gibi aynı ahlaka, aynı asalete, aynı ruha sahiptir, afet günlerinde de bunu feragatiyle ispat etmiştir. Kahırdan Allah’ın izniyle lütuf doğacaktır. Bugünler geçecek; zilletin de, zelzelenin de hasar ve hüsranıyla sonuna kadar mücadele edilecektir.8 Mart 2022 tarihli Meclis grup toplantımızda demiştim ki: ‘Bu mukaddes toprakların jeo-politik avantajları kadar dezavantajları da bellidir ve bilinmektedir. İnsanıyla irfanıyla, eksiğiyle fazlasıyla, riskiyle güvenliğiyle, geçmişiyle geleceğiyle, dağıyla taşıyla, kurduyla kuzusuyla bu coğrafya bizim, bastığımız topraklara vatan mührünü vuran kutlu irade Türk milletinindir. Bu coğrafyada yaşıyor olmanın nimeti olduğu kadar külfeti de vardır ve bu külfet milli birliğin dayandığı yüksek bir şuur sayesinde omuzlanarak ufkumuza çekilen kalın perdeler yırtılıp atılmaktadır. Coğrafyamızı değiştirme ihtimalimiz yoktur. Bunu aklımızdan geçirmeye hakkımız bile yoktur. Bu vatan kıyamete kadar bizimdir, bizim kalacaktır. Asırlar boyunca çekilmiş çilelerin, geçilmiş zor dönemeçlerin, aşılmış pek çok engelin, gösterilen üstün fedakârlıkların, göğüs kabartan muazzam mücadelelerin ezcümle mükâfatı Türk vatanıdır.”

Bahçeli’den Altılı Masa ve Kılıçdaroğlu’na sert sözler

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Munzur Press ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!