DOLAR

32,8335$% -0.12

EURO

35,5962% -0.29

STERLİN

42,4430£% -0.07

GRAM ALTIN

2.530,71%-0,55

ONS

2.398,88%-0,43

BİST100

10.991,57%-0,88

BİTCOİN

2158339฿%-0.00467

Tunceli AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Bağımlının dünyası ve dili…

Özgürlük sadece istibdada karşı değil; onun kadar, bağımlılığı kabullenmiş birey, halk ve toplumlara karşı da bir arayıştır.

Bağımlılık ilişkisi sanılanın aksine karşı şiddeti yatıştırmaz; kaba ve yıkıcı tarazda daha da arttırır. “Bağlanan”, “bağlandığı” yapılardan sürekli bir şefkat, hoşgörü ve kabul görme beklentisi içinde olur. Ancak bu beklenti karşılık bulmaz. Karşılık bulmaz çünkü, kabul görme, “kabul eden” için bir tür özgürlük anlamına gelir. Bu da bağımlılık ilişkisini bozar. Tüm erk/egemenlik tarihi, bu ilişkiyi koruma tarihi olarak zuhur eder.

Özgürlük, egemenlikle bağdaşmaz. Egemen olanın kurduğu toplumsal siyasal örgüyü mutlak biçimde bozar. Bağımlı olana alternatif alanlar açar. Egemen bu bilinçle yaşar. J.S. Mill’in de dediği gibi, “suçlunun hükmetme gücünü elinde tuttuğu sürece kabalığın (şiddetin) önüne geçilmez.” Ve şiddet, “bağımlı olanla” paralel yaşar. Bağımlılık, hükmetme isteğini arttırarak kayıtsızlık tepkisizlik bandını izleyerek toplumsal kabule dönüştürür. Bu nedenle bağımlılık ilişkileri sadece “bağlanan” değil, “bağlayan” açısından da yaşamsal olur.

Lilly’in yılgın dili…

Lilly: “fikir ve ülkü kesinlikle ölmüştür”

“Aaron’un Asası”, Lewrence’in, “gücü” “aşk”a yeğlediği ilk kitabıdır. Kitap çözümlemelerle doludur. Lilly, bu kitabın kahramanlarından biridir; şöyle seslenir: “Bence fikir ve ülkü kesinlikle ölmüştür. Aşkın ülküsü, vermenin almaktan daha iyi olduğu ülküsü, özgürlük ülküsü, insanların kardeşlik ülküsü, insan yaşamanın kutsallığı ülküsü… Hepsi modern hastalığa yakalanmış, çürümüş, kokuşmuştur…

Lilly, bu ölgün saptamayı bir hakikati dillendirmek, açığa vurmak için yapmaz. “Bu nedenle yazgıları köleliktir.” diye ekler. “Kölelik” önerir.

Dikkat çekici hakikat şudur: Özgürlük zemini bulamayanlar ya da bağımlılık ilişkisini yaşam biçimi haline getirenler; erk-egemenlik denklemini aşamadıklarında, eleştirisini yaptıkları “köleci düzene” geri dönerler. Özgürlük fikrine bayağı anlamlar yükleyerek öldürürler!

Özgürlük fikrine karşı önce pragmatizmi sonra bireyciliği çıkararak bu döngüde kaybolurlar…

Bu durumda; J.J. Rousseau, “iktidar başkasına geçebilir, ama istem geçemez” (j.j.Rousseau, burada “istem”i halkın/toplumun kolektif talepleri anlamında kullanıyor) dese de istem değişir. Erk’i sağlamlaştıran şey halini alır.

Birey ve toplum boyun eğişi kabullenir. “Halk açıkça boyun eğeceğine söz verirse, bu davranışıyla kendi kendini dağıtıp halk olmaktan çıkar. Ortaya bir efendi çıka çıkmaz, egemen varlık (halk egemenliği) diye bir şey kalmaz, politik bütün artık yok olup gider.”

Gericilikte eşgüdüm

Gericilik “bağılı olan” (birey, halk, toplum) ile “bağlı olunan” (Erk, iktidar) arasında ortaklaşarak güçlü bir eşgüdüm oluşturur. Geri gelenekler, töreler, vakti geçmiş kurallar, yasalar tozlu raflardan günlük hayata geri döner. “Bir kez töreler yerleşip kör inançlar kökleşti mi, artık onları düzeltmeye kalkışmak hem tehlikeli hem de boşuna” bir çaba olarak görülür olur.

Haram, hırsızlık, çalıp çırpma, el koyma geri döner

Bu da toplumda yazılmamış bir hukuk oluşturur. Gericiliğin, tutuculuğun, statükoyu korumanın hukuku. Bu hukuk resmi olandan çok daha hızlı gelişir ve yayılır. Çok daha taban bulur. Bu hukukta özgürlük, “kayıp hak” olarak kalır. Dahası, özgürlük talebinin karşısına “eşgüdümü” çıkarır.

Toplum kendini yeniliğe kapatır. “Eskinin hep iyi olduğu yolundaki peşin yargı, bu yasaları her gün biraz daha saygın yapar.” Oysa yasalar eskimekle güçlerini yitirir. Ancak bu diyalektik işlemez. Haram, hırsızlık, çalıp çırpma, el koyma geri döner. Töre, cinayet, kan davaları, mezhepçilik, aşiretçilik, ailecilik bu hukuka bağlı biçimde artar. Toplumsal etiği de tıpkı yaşam gibi, yeni değerler dünyası, özgürlük sosyolojisi değil; gericilik şekillendirir.

Bu nedenle özgürlük sadece istibdada karşı değil; onun kadar, bağımlılığı kabullenmiş birey, halk ve toplumlara karşı da bir arayıştır.

3 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Meteoroloji’den 8 il için sarı kodlu uyarı

HIZLI YORUM YAP

3 0 0 0 0 0

SON YAZI

TÜM YAZARLAR
Trafik Kazaları mı Trafik Cinayetleri mi?..

Trafikte ölüm, yaralanma ve mal kayıpları önlenebilir bir sağlık sorunudur. Bu sorunun diğer sorunlar gibi içinden çıkılmaz bir şekle dönüşmesinin nedeni bilimden ve akıldan uzaklaşmış, dışa bağımlı, taşeronlaşmış, kural tanımayan, liyakatten uzak üstenci siyasi anlayıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.