escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Prof. Dr. Şükrü Aslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. ‘Baş Düşman, Baş Çelişki’

‘Baş Düşman, Baş Çelişki’

featured

PROF. DR. ŞÜKRÜ ASLAN

ABD ve İsrail’in son olarak İran’a yönelik başlattığı saldırıdan bu yana, daha çok sol-sosyalist ama hemen tüm kesimlerde yürüyen tartışma, 78 kuşağının ‘baş düşman, baş çelişki’ söylemini anımsatıyor. Kuşağın mensupları tebessümle hatırlayacaklardır; neredeyse her sol-sosyalist grup bir ‘baş düşman’ bir de ‘baş çelişki’ belirlemeyi bir tür ‘görev’ sayıyordu. Bu belirleme aynı zamanda grupların/kesimlerin birbirlerine yakınlaşma ya da mesafeli olma hallerini de etkiliyordu.

Türkiye sosyalist hareketinin ‘devrim stratejisi’ni belirleme arayışlarında özellikle devrim tecrübesi olan ülkelerin/partilerin belirleyici etkisi vardı. 1960-70’li yıllarda bu düşünsel etki o kadar baskındı ki sosyalist geleneklerin başlıca referansları; SBKP, Çin Komünist Partisi ve bir ölçüde Latin Amerika ülkelerindeki devrimci hareketlerdi. Türkiye sosyalist hareketi büyük ölçüde bu referansların etkisiyle biçimlenmişti. Elbette bu referansların tümüne bir ölçüde yakın gruplar da vardı ama temel ayrışma bu üç referansa dayanıyordu.

İdeolojik Ayrışmalar ve Strateji Arayışları

İdeolojik-siyasal tartışmaların anahtar kavramları da bu temel ayrışmaya göre ortaya çıkmıştı. ‘Baş düşman’ ve ‘Baş çelişki’ söylemi, büyük ölçüde Çin Komünist Partisi tezlerini esas alarak kendini kuran grupların/partilerin lugatındaydı. Bu gruplar için ‘baş düşman’ ABD emperyalizmiydi. ‘Baş çelişki’ ise bu emperyalist gücün yerli işbirlikçileriyle olan çelişkiydi. Dolayısıyla tüm strateji ve taktikler bu iki temel belirlemeye göre şekilleniyordu.

Sovyetler Birliği (SBKP) referanslı gruplar ise daha çok ‘faşizm’ ve ‘antifaşist mücadele’ üzerinden bir hat kurmuşlardı. Onlar için temel mesele, yükselen faşist hareketin durdurulması ve demokratik mevzilerin korunmasıydı. Latin Amerika referanslı gruplar ise daha çok ‘gerilla mücadelesi’ ve ‘öncü savaşı’ kavramlarını merkeze alıyorlardı.

Tarihsel Bir Örnek: İran Deneyimi ve TUDEH

Bu tartışmaların güncel yankılarını anlamak için İran örneği son derece öğreticidir. İran’ın en köklü sol-muhalif örgütlerinden biri olan İran Komünist Partisi (TUDEH), İslamcı muhalefet hareketiyle ilişkilerinde bir ölçüde bu yaklaşımlardan etkilenen bir siyaset geliştirmişti. ‘Emperyalizme ve faşizme karşı’ İslamcı harekete kısmen alan ve kapı açmışlardı.

1979’da İran’da İslam devrimi başarıya ulaştığında, yarattığı etki olağanüstüydü. Çok güçlü olduğu varsayılan faşist rejim yıkılmış, bu durum İran’ın geleceği açısından son derece umut verici bir iklim yaratmıştı. Fakat politik iklim o kadar hızlı değişmişti ki İran’ın güçlü sol hareketinin örgüt ve partileri İslamcı yeni iktidarın hedefi haline gelmişti. Yönetim kadrolarının toplantı halinde olduğu kritik anlarda mekanları bombalanmış, kadroları ve taraftarları bile kitlesel halde yok edilmişti. Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesinin kıyıcı faaliyetlerinin daha uç halleri aynı günlerde İran’da yaşanmıştı. Belli ki İslamcı örgüt de bir ‘baş düşman’ ve ‘baş çelişki’ hesabı yapmıştı.

Günümüzün Tartışmaları ve “Baş Çelişki”

Aradan yaklaşık 50 yıl geçti ve şimdi yeniden İran’ı konuşuyoruz. Yine emperyalizm ve özellikle ABD ve işbirlikçileri başlıca aktörler olarak bu kıyım siyasetinin merkezi yerinde duruyor. Başka sözcük ve ifadelerle dile getiriliyor olsa da ‘baş düşman’ ve ‘baş çelişki’ yaklaşımı/taktiği yine muhalif hareketin argümanlarında dolaşıyor. Ne var ki artık eski gücüne sahip, pratikte bu taktiği uygulayacak bir özne ya da geniş çaplı bir toplumsal karşılık bulmakta zorlanıyor.

1 Nisan 2026

‘Baş Düşman, Baş Çelişki’
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir