Erdoğan Yalgın

Birsen Orhan “Ortak Payda, Elma” dedi, Duydunuz mu?

Birsen Orhan “Ortak Payda, Elma” dedi, Duydunuz mu?

Arşivimi karıştırırken çok ilginç bir makaleyle karşılaştım. Makale, DEM Dersim belediye eş başkan adayı sevgili Birsen Orhan’a ait. 

Birsen Orhan, Eylül-Ekim 2015’de Semah dergisinde (23. Sayı, 38. Sayfa), “Ortak Payda Elma” başlığı altında Elmanın, Séw’in kısa bir tarihçesini yazmış. Yazıda daha çok “Ortak Payda Elma“ başlığı ilgimi çekti. Bu başlık, yaklaşık 9 yıl sonra bu günlerde karşımıza çıkan adeta bir “ince mesaj“ içermekte. Öyle ya makalenin ve başlığın sahibi Sevgili Birsen; sanki bugünleri düşünerek, Dersim’de Canların ortak bir paydada buluşmalarını kaleme almış gibi. Aslında bu, doğa ananın bir döngüsel sezgisidir. Sevgili Birsen’de, gülen yüzüyle Doğa Ananın bir parçasıdır. Öyle ki; bu ortak paydaya davetini, bir “elma“ üzerinden ele alması oldukça çok anlamlıdır. 

Evet değerli Cevdet Konak ile birlikte Birsen Orhan; Dersim’deki duyarlı Canları, 31 Mart Pazar günü, içinde kızıl elmaların dolu olduğu sandık başına davet ediyorlar. Bu davetlerini de, inancımızda kutsal olan elma/sév ile gerçekleştiriyorlar. O Elma, o sév ki; saf akıldır, biline!

Antik Kürt inançlarında; Réya/Raa Heqi (Hak yol) itikadında, Ehli Haqlarda, Kakailerde, Êzidilerde Elma’nın/Sév‘in kutsallığını anlatan birçok halk etimolojisi ve mitik anlatımlar bulunmaktadır. Alevilerde Elma murattır. Evlenen genç kızların evlilikleriyle özdeşleşmiştir. Evlenen gençlerin davetiyeleri Bal’dan özel yapılmış “bal mumlarıyla” ve Elmalarla tanıdıklara, eşe-dosta gidilir. Elma gönderilerek, düğüne çağırılan evlerin/hanelerin; bolluk bereket içerisinde olmaları, Onlara mesajlanır. Bu süreçte Elma, çok değerli bir davet aracıdır. Bununla karşı tarafa kıymet verildiği bildirilir. Nitekim elmanın geldiği, yere gidilir. Kokusunun geldiği bahçelerde buluşulur.

İşte tam da bu noktada; ortak paydaların DEM’li sahipleri Birsen Orhan ve Cevdet Konak; 31 Mart Pazar günü, Dersimli Canlara bu bal mumlu elmalardan uzatmakta. Muradın hasıl olması için, Dersimli duyarlı Canları, kutsal elmalarla sandık başına davet etmekte ve oy-elma sandıklarına sahip çıkmaları istenmekte. Hiç kuşku yok ki; bu elmadan yiyenler, muradına nail olacaklardır. Elma murattır. 

Antik dönemlerde Elma, Tanrıçaların kutsal meyvesi olarak görülmüştür. Bu vesileyle de mitik aktarımlarıyla kutsal metinlerde Hava ve Adem ile birlikte anılmıştır. Cennet/Firdevs bahçesinde kendilerine yasaklanan ve fakat yedikçe de akıllandıkları bir meyvedir Elma. Dolaysıyla Elma, aynı zamanda “kendini bilme, kendini üretken kılmanın“ da sembolizmi olarak karşımıza çıkmaktadır. Elma saf aklı temsil etmektedir. Aklın tek yolu, ortak paydada buluşmaktadır.

Şüphesiz ki Dersimli Canlar; “kendilerini bilen Canlar“ topluluğundandırlar. Birsen Orhan ve Cevdet Konak’ın uzattıkları bu elmaya, bu içten davete icabet edecekler ve sandığa atacakları her DEM’li birer oy, kutsanan “elma“ olarak çıkacak ve Dersim’de dostluğu, bereketi müjdeleyecektir. Birsen Orhan ile Cevdet Konak’la “elmanın yarısı olmaya” ne dersiniz?

Şimdi sizleri sevgili Birsen Orhan’ın, 9 yıl önce yazığı makalesiyle baş başa bırakıyorum. Ve son olarak hatırlatıyorum; 31 Martta elinizdeki “elmadan mührünüzü,“ DEM’de buluşturun. Buluşturun ki; muradınız hasıl, Xızır yardımcınız olsun.

Hak ile kalın!

Birsen Orhan: Ortak Payda, Elma

Tanrının gözyaşları inseydi eğer yeryüzüne ne bu kadar yasak, ne bu kadar bereketli, ne de bu kadar anlamlı olurdu. İnsanın doğumundan ilk günahına kadar evrenin yaradılışından bir masalın sonuna kadar, bir gelinin başından düşüp, bir çocuğun eline değene ve tanrı Zeus’un savaş aletine kadar elma: Kelime kökeni ”almila” sözcüğünden everilmiş ”alma” ve ardından ”elma” Kürt dilinde; dişil bir kavram olarak ”sév” şeklini almış, günümüzde hemen her bölgede yetişen yeşil, sarı, kırmızı renkleriyle kimi bölgelerde geçim kaynağı olan elma; aynı zamanda bir inanç sisteminin temelini de oluşturur. 

Bu inanç mekanizması toplumsal alanda etnik yapılanmalarda farklılık oluşturmaktadır. Ancak elma ritüeli, pratikte çeşitlilik gösterse de ”bereket ve üreme ” paydasında buluşur. Adem ve Havva ‘nın yasak meyvesi elma, birçok geleneğin ve rivayetin konusu olur. 

Alevi-Bektaşilerce musahiplik; bir elmanın iki yarısı gibi tanımlanır. Yine dünya halklarının mitolojilerinde bir imge olarak kullanılmıştır. Zeus,  Akhilleus un anne ve babası Thetis ve Peleus‘ un evlilik törenleri şerefine bir ziyafet verir. Davet edilmediği için sinirlenen Eris ”en güzel olan için“ diye bağırarak bir altın elma fırlatır. Hera Athena ve Afrodit elma üzerinde hak iddia ederler. Zeus’tan en güzelini seçmesi beklenirken Zeus, bu seçimde zorlanır ve bu görevi Paris‘e verir. 

Paris tanrıçaların hünerlerini sergilemelerinin ardından tercihini Afrodit‘ten yana kullanır. Altın elmayı Afrodit alır. Afrodit’in önerisi Yunan kralının eşi Helen’ i Paris’in alması yönündedir. Paris Yunanlıların düşmanlığını kazanmak pahasına da olsa, Heleni alır ve Yunanlıların açtığı savaş; “Truva savaşı“ olarak tarihe geçer. Tarih ve mitolojiyle başlayan elmanın serüveni, 11.yy.dan 19. yüzyıla kadar halk hikayelerinde de yerini alır. 

Tahir ile Zühre’nin, Ercişli Emrah ve Selvihan hikayelerinde çocuğu olmayan ailelerin rüyalarında bir derviş tarafından elma sunularak ve bu elmayı yemeleri sonucunda çocuklarının olması Dervişin koşul olarak çocukların yetişkinlik çağında birbiriyle evlendirilmesi de hikayelerde elma temasının önemini gösterir. 

Genelde düğün, evlilik ve üreme ekseninde gelişme gösterir. Kürt halk kültürünün eğlence araçlarından biri olan düğünler, gerek bulunduğu yöre gerek etnik yapılanmayla birlikte renklilik gösterir. Düğün öncesi elma, bir davetiye niteliği taşır. Günümüzde yerini yazılı ürünler alsa da hala bazı bölgelerde özellikle Dersim çevresinde elma ve şekerle birlikte düğüne bir çağrı yapılır. Ancak elmanın asıl rol aldığı kısım, düğünde gelinin (buké) kafasına ”elma atma” dır. Düğün günü davul zurna eşliğinde ”dam” adı verilen evlerde belli bir yüksekliğe damat (zava)  çıkar. Gelin ise süslenmiş bir atın sırtında ve tam da bu ”dam”ın ön kısmında yer alır. Damat, yanındaki musahibiyle (bara yé axreti) birlikte  belli bir büyüklükte ve kırmızı renkli özenle seçilmiş bir elmayı, beraberinde kuru yemiş, bozuk para ile gelinin kafasına atarak, böylece “elma atma“ geleneğini gerçekleştirmiş olur. 

Yere düşen elma da bir çocuğun elinde mutluluğa dönüşür. Damadın elmayı gelinin kafasına isabetli atışı, damadın bir gücü olarak algılandığı gibi, başarısız yapılan atış da ise gelinin evde söz sahibi olacağı anlamı yüklenir. Peki atılan başka bir meyve değil de neden elma tercih edilir sorusu aklımıza gelebilir! Elbette bir üreme bir bereket simgesi elmanın tercihi, doğruluğunu destekler. Günümüzde kır düğünlerinin yerini, salon etkinliklerinin alması bu geleneği zayıflatmıştır. 

Kürt halk kültürünün bir diğer yaşayan elma ritüeli de koç katımı adı verilen, beri gelenektir. Koç katımı sonbahar mevsiminde koyunlardan ayrı tutulan koç veya koçlar çeşitli renklerdeki boncuklarla süslenip boyanır. Eğer o yıl doğacak kuzuların erkek olması isteniyorsa koçun üzerine erkek çocuk, eğer dışı kuzu olması isteniliyorsa kız çocuğu bindirilerek koç, koyun sürüsü içerisine bırakılır. Koç katımı gerçekleştikten sonra elma dağıtılır. Anlaşıldığı üzere bu geleneksel  etkinlikte de elma, yine bir üreme sembolü görevi üstlenir. Toplamda bakıldığında elma, kültürümüzde oldukça eskiye dayanan inançsal gelenek çerçevesinde, kutsal bir anlam yüklenerek sıradan bir meyvenin de ötesinde bir rol üstlenmiştir. Ve gökten üç elma düşer; biri okuyucuya, biri yazıya, biri de bu değerleri yaratan halkımıza!

Birsen Orhan “Ortak Payda, Elma” dedi, Duydunuz mu?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Munzur Press ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!