“Doğada hiçbir şey yaratılmaz, hiçbir şey kaybolmaz. Doğayı her türlü bileşimin ve bozunmanın oluştuğu büyük bir kimya laboratuvarı gibi görüyorum.” – Antoine Lavoisier
Ankara Kimya Teknik Lisesinde yatılı okurken, Anorganik ve Analitik Kimya öğretmenlerimiz “Nadir Rastlanan Toprak Elementleri” konusunun ülkemiz için stratejik öneme sahip olduğunu sık sık vurgulardı. O zaman bunu yeterince kavrayamamıştık…
Ne güzel öğretmenlerdi! Sanki Köy Enstitüleri eğitmenleri gibiydiler.
Son günlerde basında “Nadir Elementler” konusunun sıkça yer aldığını görüyoruz.
MTA ve Eski Günler
Kimya Teknik Lisesinde öğrenciyken stajlarımızdan birini Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA)’nde yapmıştık.
Daha sonra sınıf arkadaşım Hasan Muammer Dişçioğlu, Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği diplomasını; ben de aynı üniversitenin Tıp Fakültesinden doktorluk diplomasını aldım. Ancak yıllar içinde ikimiz de MTA’nın çalışmalarını uzaktan izledik.
MTA’nın nadir elementler konusundaki çalışmaları 50 yılı aşkın süredir aralıksız devam ediyor.
Acı Bir Hatıra: Atlas Jet Kazası
Nadir elementler konusu gündeme gelince, aklımıza 30 Kasım 2007’de Isparta yakınlarında düşen Atlas Jet uçağı geldi.

Uçaktaki yolcular arasında, Türkiye’nin yetiştirdiği 6 değerli bilim insanı vardı. Nükleer fizikçiler, Isparta’da yapılacak kongreye gidiyordu.
Kazayla yaşamını yitiren bilim insanları:
- Boğaziçi Üniversitesi: Prof. Dr. Engin Arık, Araştırma Görevlisi Özgen Berkol Doğan, Yüksek Lisans Öğrencisi Engin Abat
- Doğuş Üniversitesi: Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet, Araştırma Görevlisi Mustafa Fidan
Prof. Engin Arık, parçacık fiziği alanında dünya çapında tanınan bir isimdi ve Türkiye’de bol bulunan toryumu, petrole alternatif enerji kaynağı olarak görüyordu. Ölümünden önce yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Türkiye tüm enerji ihtiyacını yılda 50 ton toryum ile karşılayabilir. 1 ton toryumun enerjisi, 1 milyon ton petrolün enerjisine eşdeğerdir. Kuracağımız merkeze bir proton hızlandırıcısı planlıyoruz. Bu, gelecekte toryum nükleer santrali yapmamız için ön çalışmalara olanak sağlayacaktır.”
Ne kazanın nedeni tam olarak açıklanabildi, ne de Toryum projesinde ilerleme kaydedildi. Görünmez bir el, “ulusal projemizi” tamamen bitirmiş gibiydi.
Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Rezervleri
Günümüzde, Nadir Toprak Elementleri (NTE) Türkiye’de, özellikle Eskişehir’in Beylikova ilçesinde bulunuyor.
- Rezerv büyüklüğü Çin’den sonra ikinci sırada.
- Petrolden çok daha değerli ve stratejik öneme sahip.

NTE, enerji sektörü, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, cep telefonları ve yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılmaktadır.
Türkiye’de bulunan başlıca NTE’ler:
Lantan (La), Seryum (Ce), Praseodim (Pr), Neodimyum (Nd), Samaryum (Sm), Evropiyum (Eu), Gadolinyum (Gd), Terbiyum (Tb), Disprozyum (Dy), Holmiyum (Ho), Erbiyum (Er), Tulyum (Tm), İterbiyum (Yb), Lutesyum (Lu), İtriyum (Y) ve Skandiyum (Sc).
İşleme Kapasitesi ve Yatırımlar
Eskişehir Beylikova’daki pilot işleme tesisi, yıllık 10 bin ton nadir toprak oksit üretme kapasitesine sahip. Ancak, tesisin tam kapasiteyle çalışmadığı biliniyor.
Mevcut işlem, rezervi oksitleyerek zenginleştirmekle sınırlı. Asıl yapılması gereken, rezervin rafinasyon ile bileşenlerine ayrılması ve her bir elementin saflaştırılmasıdır. Bu aşama ise yüksek teknolojik yatırımlar gerektiriyor.
Basına yansıyan bilgilere göre, tam da bu noktada ABD devreye girdi ve yüksek teknoloji ile işleme için ortaklık teklif edildi. Bu stratejik karar, ülkemize en faydalı şekilde değerlendirilmelidir; rezervlerimiz gümüş tepside sunulmamalıdır.
Toryum ve Gelecek Enerji Potansiyeli
Sadece Toryum üzerine odaklansak, yeterli sayıda reaktör ile ülkemizin elektrik ihtiyacını nükleer sızıntı tehlikesi olmadan karşılayabiliriz. Toryum reaktörlerinde radyoaktif dağılma söz konusu değildir.
NTE’nin tek tek kullanım alanlarına girmeye gerek yok. Önemli olan, ülkemizin değerli rezervlerinin korunması ve stratejik şekilde kullanılmasıdır.
Sorun siyasi, çözümü de siyasidir. Tüm yurtseverlerin örgütlü tepki göstererek bu durumu önleyeceğine inanıyoruz.
Son Söz
Bir atasözümüzle bitirelim:
“Yemeyenin malını yerler…”
Sevgilerle,
Hasan Muammer Dişçioğlu (Kimya Mühendisi)
Dr. Mustafa Torun
