escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyaset
  4. Siyasetin kavramsal içeriği ve güncel boyut…

Siyasetin kavramsal içeriği ve güncel boyut…

featured
Evrensel nitelik kazanmayan siyaset kirlenir

2. bölüm

Modernite, “siyaset nedir?” sorusuna şu yanıtı verir: “Siyaset (politika), bir toplumun veya organizasyonun amaçlarına ulaşması için gerekli adımları, stratejileri belirlemek ve bunları hayata geçirmektir.” 

Bu tanımlama siyasete, kültür, bilim gibi nitelikler yüklese de modernist tanımı aklamaz! Çünkü problemlidir. Kendi içinde “amaca ulaşmak için her yol mübahtır” gibi pragmatist anlayışlara da yataklık eder.   “Amaç” haklı da olsa; yol meşru olmaz. Bu problemli hal, “amaç”tan sapmalara; amacın araçlaşmasına yol açar.

Şu sonuca varmış oluyoruz: Politika, sadece bir toplumun ya da organizasyonun amaca ulaşmak için geliştirdiği strateji ve taktikler değildir. Aynı zamanda kullandığı dil, yol ve araçların evrensel içeriğe uygun olması zorunluluğudur.  Bu zorunluluk ıskalandığında siyaset biçim ve içerik olarak kirlenir. Kirli siyaset, subjektif arka planlarla birey ve toplumun değişim arzusunu bastırır.

Türkiye’de siyaset…

Darbe mekaniğinin yarattığı siyasetçi kişiliği evrimi zorlaştırmıştır.

Türkiye’de siyaset öznel yapısı gereği “kirlidir.” Kavramsal anlamda da kirletilmiştir. Geri argümanlar içerir ve gericilikle sahne alır. Siyasal çizginin ve bu çizginin barındırdığı içeriklerin on yıllar hatta yüzyıllar boyu değişmeden kalmasının nedeni de budur. Yaratılan “fiili durum” ve “yasal içeriklerle” evrim dışı tutulmuştur. Darbe mekaniğinin yarattığı siyaset ve siyasetçi kişiliği evrimi zorlaştırmıştır.

Hakim siyaset sınıfının, siyasete yüklediği anlam “karşıtlık” üzerinden kendine alan açmak ya da alan tutmaktır. Genel söylem ve pratikleri bu hedefe oturur.

Özellikle ayrışama (yabancılaşma) ve bunun yarattığı “karşıtlık hissi”, toplumun bir arada yaşama istencini kırmıştır. Bu bağlamda hakim siyaset kurgusal ve pratik bağlamda birleştirici değil, ayrıştırıcıdır.  Özellikle Türkiye gibi ağır ekonomik, sosyal, etnik, kültürel ve ahlaki problemlerin yaşandığı toplumlarda bu odak çok daha belirgindir.

Şöyle özetleyebiliriz: Toplumsal sorunların yarattığı baskı doğası gereği siyasal güçleri baskılar ve arayışa iter. Arayış çözümsel temelde gelişirse iki önemli sonuca yol açar. Bir, toplumsal öncelikler odağa oturur. İki, siyaset doğru içerik kazanarak demokratikleşir. 

Türkiye’de siyaset”Güvenlik” eksenlidir.

Türkiye’de siyaset içerik ve biçim olarak “güvenlikçi”dir. Bu da siyaset sınıfı ve kurumsal yapıları “gerici ve tutucu” yapar. Kavramsal ve pratik olarak yenilenmeye, yeniden yorumlanmaya kapalı hale getirir. Ulusçu çizgide tutar. “Güvenlik kaygısı”, öznel (çıkarsal) olanla bütünleşince, ortaya çözüme kapalı kimlikler çıkar.

Böyle de olmuştur. Siyasetçi toplumsallıktan kaçmış; ulusçuluğun yarattığı kaosa sığınmıştır. Kaostan feyz alan kirli siyaset ise, toplumsal arzu ve isteklerin mezarlığına dönüşmüştür. Siyasetin ve siyasi kurumların “güvenirlik” sıralamasında sonlarda olması da bunu açıklar.

Öyleyse siyasetin, bu kavramsal ve kurumsal niteliğine rağmen, hala çok arzulanır oluşunun nedeni nedir?  Bu çelişki nasıl açıklanabilir? Yanıtı şudur: Siyaseti arzulanır kılan demokratik-çözümsel oluşu  değil, bireysel ve kurumsal fayda marjının yüksek oluşudur. Bireyselleştirilmiş imtiyazlar ve olanaklar zinciridir.

Ne yapmalı?

Yapılması gerekenler son derece zor ve  karmaşıktır.  Siyaset gerçekten de “neresinden tutarsan elinde kalacak” gibidir. Yine de pratik, teorik (kavramsal) olarak izlenecek yollar vardır. Siyasetin, mevcut yapılarla yenilenmesi olası değildir. Zira düşünsel yapıları, kurumsal kimlikleri, algı ve öncelikleri farklıdır. Taşıdıkları korku ve kaygılar kendilerini “güvenlikçi” çizgide tutmuştur.

Öncelikle bilim insanlarının, aydınların, toplumcu analistlerin değişen çağ ve ihtiyaçlara uygun yeni içerikler üretmesi gerekir. Bu da “vesayet siyasetine” son vermek, dar-ulusçu zihniyeti aşmakla olur. Doğru bir toplum mühendisliğiyle gerçekleşir.

Siyasetin kavramsal ve pratik açıdan yenilenmesinin başka bir yolu yoktur. Demokratikleşerek yapıcı- değişimci kimliğine kavuşması biraz da buna bağlıdır.

İkincisi, Türkiye’de siyaset kurumu, her açıdan çağın ve toplumsal gereksinimlerin gerisindedir. “Öncü” vasfına sahip değildir. Siyasetçinin bilimsel, demokratik içeriğe uygun yeniden yapılanması zorunluluğudur. Toplumun demokratik çözüm ve değişim arzularını pratikleştiren iradelere ihtiyaç vardır. Halkların kimlikleri ve öz nitelikleriyle  bir arada yaşama arzusunu taşıyan akıllara yani…  Vesayetçi, ulusçu zihniyet ve dayatmaları aşacak yegane şey, sivil siyaset/sivil toplumculuktur.

Geçmişle vedalaşma…

Günümüzün siyasal kavram ve argümanları “geçmiş” üzerine kurgulanmıştır.

Geçmiş  elbette bir toplumun gerçekliğidir. Ancak geçmişte yaşamak zorunluluk değil, tercihtir. Siyasal erk, geçmişte yaşamayı ve güncellemeyi tercih etmiştir. Bu tercih, bugüne ve geleceğe kılavuzluk etmez; köreltir. Günümüzün tüm siyasal kavram ve argümanları “geçmiş” üzerine kurgulanmıştır.

Mevcut siyasal yapılar, geçmiş toplumsal yaşayış, olay ve travmaların versiyonları olarak kaldıkça yol alınmaz. Zira “Parçalanma kaygısı” travmalardan beslendikçe, tekrar tekrar güncellenen tek şey “korkular” olur. “Kalıplar”, “statüler”, “geleneksel çizgiler” olur.

Dünya eski dünya değildir. Türkiye eski Türkiye değildir. Türkler ve Kürtler de eski Türkler ve Kürtler değildir.  15’ler, 21’ler, 38’ler, 45’ler, 80’ler, 90’lar çoktan aşılmıştır.

Türkiye’de “parçalanma” paranoyasının ve ona dayalı siyasal anlayışın maddi zemini kalmamıştır. Kürtler ortak vatanda özgür ve eşit temelde yaşama arzusu taşır. Bu arzu güçlüdür. Önemli bir zihinsel devrimdir. Bu hakikate karşın “tehdit unsuru” sayılmaları hakim siyasetin yapısıyla ilgilidir. Siyaseti 30’lu, 45’li yıllarda tutarak travmalara boğmak hatalı bir tutumdur.  Bu tutum, mutlak ve vazgeçilmez bir tercih olarak kaldıkça yol alınmaz…

Siyasetin kavramsal içeriği ve güncel boyut…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Günaydın