escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Delil Karakoçan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Felsefe
  4. Güdü, tercih ve özgürlük-3

Güdü, tercih ve özgürlük-3

featured
Güdü, tercih ve özgürlük-3

3. Bölüm: Birkaç örnek…

Gerçek güç ve özgürlük, “dış dünyadaki şartların değişkenliğine karşı, içsel sabitliğini koruyabilme yeteneğidir. Bu güç sadece fiziksel ya da duygusal direnç değil; daha derin bir bilinç halidir: Ne olursa olsun, özüyle bağlantısını koparmayan insanın gücüdür.

Hâkim düşünce güç-özgürlük olgusunu “fiziksel ve duygusal direnç”e indirger. “Direndik kazandık” gibi etki-tepki ilişkisiyle açıklar. Oysa “güç”, daha doğru ifadeyle “iç güç”, çok daha derin bir “bilinç hali”dir.  Özgürlük de bu bilinç mahallinde, şartlar ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın özüyle bağlantısını koparmamaktır.

İçsel sabitliği korumak: Sıra dışı ve inanılmaz!

Şartların değişkenliğine karşı” iç kararlaşmayı korumak, her koşulda özgür kalmak, bu bilinç ve kararlılığa sahip olmak inanılmazdır.  Bazı tabiat olayları gibi inanılmaz ve sıradışıdır. Hayatta az karşılaşılan bir durumdur. Bazen bir kuğunun süzülüşü gibi sessiz sakin, bazen de korkunç dalgalarla boğuşarak okyanuslar aşmak gibi çılgıncadır.  Burada sükûnet ile çığlık koyun koyunadır ve aynı dili kullanır. Ancak kaba materyalistlerin ya da özgürlüğü fiziksel-duygusal dirence indirgeyenlerin bunu anlaması güçtür. 

Derin bilinç hali; insanda özel bir aşamayı, ilgi, yaşam ve davranış biçimini ifade eder. Bu içsel yolculuğu gerçekleştirenler bambaşkadır; kibri reddeder, şefkatli olur. Sabırlıdır, bir şeyi yaratmak, başarmak için yüzyıl bekleyebilir. Bazen de sabırsızdır bir ana tüm bir zamanı, geleceği sığdırmak ister. “Gerekçelere” sığınmaz. “Gerekçe” de kabul etmez. Bedenleri tutsak olsa da kafaları özgürdür. Özgür ruhludur. Hiçbir koşul, hiçbir engel onları sınırlayamaz.

Derin bilinç hali; insanda özel bir aşamayı, ilgi, yaşam ve davranış biçimini ifade eder.

Sıra dışı örnekler…

Bir örnek: 80’li yılların başlarıdır. Darbe hakimdir. Toplumsal muhalefet ezilmiştir. Umut iğne ucu kadar bir şeydir.  Bir tutsak bir cezaevinden diğerine götürülür. Bu cezaevinde tek tip giyilmiş, kurallara uyulmuştur. Direniş kırılmıştır. Tutsak koğuşa girer girmez  yüksek sesle: “Bakın ben … ‘im kurallara uymam, tek tip giymem, marş okumam baştan söyleyeyim. Sonra provokasyon yapıyor, işi zorlaştırıyor demeyin, tamam mı!”  Bu tutsak aslında özgürdür ve zihninde yarattığı özgür dünyayı “içeri” taşımıştır.

Bir başka örnek: Aynı yıllarda cezaevlerinde tutsaklar sık sık sorguya götürülür. Cezaevinden alınarak sorguya götürülen ….’un ifade vermeyeceği bilinir. Çünkü önceden denenmiştir. Bu nedenle kendisine kebap, pide vs. getirilir, “hadi ye” denir. Tutsak reddeder ve alaycı bir sesle “ne yapıyorsanız yapın falaka mı yapıyorsunuz, elektrik mi veriyorsunuz, askıya mı alıyorsunuz ne yapıyorsanız yapın, gidelim” der. Tutsak burada son derece özgürdür. Kontrol ondadır. Yarattığı iç güç sorguda bile ona geniş alanlar açmıştır…

Örnekler çoğaltılabilir ancak yeterlidir. Bu tutum özgürlüğün ve özgür yaşamın gerçek yoludur. Bu yolu bilmeyenler kim olursa olsun gerçek tutsaktır. Kendine “özgürlükçü”, “devrimci”, “aydın”, “ilerici” de dese karanlık içinde yaşıyordur…

Özgürlüğün paradoksu…

Özgürlükçüler değil, özgür olmayı başaranlar bu paradoksu yaşamaz.

Problem de budur zaten: Dış dünyadaki şartlar değişince, örneğin koşullar zorlaşınca ya da tutum almak bedeli ağır hale gelince çoğunlukla “içsel sabitliğimizi” kaybederiz. Bu durumda Sokrates’in özgürlük denklemi tersine döner: Kalarak değil, kaçarak özgürlüğü ararız. Sağa sola savrulur, şuursuz davranışlar sergiler; çoğunlukla da aştığımızı düşündüğümüz güdüler dünyasına geri döneriz! “Derin bilinç hali”nin yokluğu, içsel sabitliğimizi darmadağın ederek her birimizi sıradanlaştırır; sol yumruklarımızın romantik serüveni biter. Özgürlüğün paradoksudur bu.

Özgürlükçüler değil, özgür olmayı başaranlar bu paradoksu yaşamaz. İkilem onların hayatında yoktur. Ruh ve bilinçleri bedenlerine karşı özgürdür. “Can”, devrimci ruhun emir eridir. Onlar inanılmaz işkence seanslarında bile secde bilmez!

Elementsiz yaşamak!

Doğa yasaları vardır. Örneğin yaşam için hava, su, toprak gibi elementler gerekir. Elementlerin varlığı yaşama istencini arttırır. Bu elementlerden birinin ya da birkaçının olmadığı koşullarda yaşam biter ya da sorunsallaşır.

Ancak bazı insanlar vardır, mutasyon geçirmiş gibidir; adeta elementsiz yaşarlar. Yaşam belirtisi/umudu olmayan koşullarda bile yaşamları olağanüstüdür. Bu olağanüstülüğün tek bir dayanağı vardır: İç güç ve “içsel sabitliğini” koruyabilme kabiliyeti… Bu kabiliyet karanlık dehlizleri, zindanları, sorgu evlerini, gerçek özgürlük ve yaşam alanlarına dönüştürmüştür. Verdiğim örnekler ve daha başka bir çok örnek bu tezi doğrular.

Bu soyut bir çıkarsama değildir. Son derece somuttur. Bireyin politik toplumsal zemini kaybettiği, her türlü destekten yoksun olduğu, gerekçelerin bir bir kaybolduğu, dışarıda yaprak dahi kımıldamadığı koşullarda, bir hücrede bir başına; yanında, sağında, solunda, arkanda kimseler yokken bile direnişi başka türlü nasıl açıklanabilir?

Aslında bu bir direniş değil; irade, inanç, kararlılık, kahramanlık filan hiç değil; bir akıl, bir yaşam biçimi; dışsal dağılma ve değişen şartlara karşın içsel sabitliğini koruma ve o “sabitlik” içinde yeni bir dünya yaratma yeteneğidir.

İç güç ve özgürlük, bu insanların kısa ancak anlamlı tarihlerinde gizlidir. Konuşun, inceleyin, araştırın; göreceksiniz!

Güdü, tercih ve özgürlük-3
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir