“Yerel basın” ya da “yerinde basın” yerel demokrasinin önemli bir unsurudur. Demokrasi de yerelden genele bir yol izler ve yerelde ete kemiğe büründükçe toplumsallaşır. Değişim dinamiği olur. Yerelden yönetim kadar, yerelde basın-yayın da toplumdaki demokratik refleks ve alışkanlıkları güçlendirir. Sivil inisiyatifleri güçlendirerek siyasal ve idari yapıları disipline eder. Bir tür “duyu” işlevi görür. Gören göz, duyan kulak, konuşan dil, dokunan parmak gibidir. Geliştikçe, yetkinleştikçe “Anne bak Kral çıplak” diyen çocuk olur.
Bundandır ki önce basın susturulur, elimine edilir. Yandaş yapılır. Yapamadıklarıyla uğraşılır. Başına türlü işler açılır. Yasaklanır, sansürlenir, trollenir, kapatılır, satın alınır. Alanı daraltılır, manipüle edilir. Hak ve özgürlükleri sınırlanır.
Aslında hak ve özgülükleri de yoktur. Özgürlükler genellikle basın emekçilerini kapsamaz. Rejimler, yapılar, basını “caydırıcı ve denetleyici güç” görme yerine, “çomak sokucu, oyun bozucu” olarak görülür. Susan, konuşmayan, sesleri emen tepki vermeyen “duvar”a dönüştür. Dönüştürmek ister.
Bu nedenle basın özelde yerel basının itibarı yoktur ve çoklukla sağırdır, “duvar”dan ibarettir.

İzlenim: Munzur konuşuyor…
“Basın Özgürlüğü demokratik Toplumun Teminatıdır” şiarıyla Dersim’de gerçekleşen ve ağırlıkla yerel basın sorunlarını ele alan “Munzurpress 2. Uluslarası Gezeteciler ve Basın Özgürlüğü Konferansı”, böyle bir zeminde gerçekleşti. Munzur konuştu. “Kral çıplak” dedi!
Konferansı(1) sonuna kadar izledim. Notlar aldım. Farklı basın yayın kuruluşlarından birçok gazetecinin katıldığı konferans hakkında geniş ve ayrıntılı bilgiyi büyük olasılıkla MunzurPress’te bulacaksınız. Konferans konu başlıkları, konuşmacılar ve sunumları da aynı biçimde yer alacaktır diye düşünüyorum. Dolaysıyla notları değil, sadece bazı gözlemlerimi aktarmakla yetineceğim. Öncelikle gördüğüm birkaç eksikliğe değineyim:
Eksiklikler
Bir: Konferans teknik olarak iyi hazırlanmıştı. Ciddi boşluklar yoktu. Ancak bir çok konuşmacı ya konulara tam hakim değildi ya da ciddi hazırlanmamıştı. Kimi katılımcıların sunumları yüzeyseldi.
İki: Konferansın “Basın Özgürlüğü Özgür Toplumun Teminatıdır” sloganı oldukça yerindeydi. Ancak “Toplum”, “toplumsallık”, “özgür toplum” gibi kavramlara hemen hemen hiç değinilmedi. Özgür toplum-basın-yerel basın ilişkisinin irdelenmemesi konferansın bir diğer eksikliği oldu. “2. Konferans” olması dolaysıyla bu eksiklik giderilmeliydi.
Üç: Gündenlerinden biri de “yerel basının demokrasi ve yerel yönetime katkısı” olduğu halde konu hemen hemen hiç tartışılmadı. Aynı biçimde Yerel yönetimlerin konferansa düşünsel katkı yapmaması da eksiklikti.
“Konuşan Munzur”
Konferans bu gibi eksikliklerine rağmen verimli olduğu söylenebilir. “Suskun Munzur” konuştu! Biat etmeden, yapılara yedeklenmeden nasıl ayakta durabileceğini, nasıl doğru ve etik habercilik yapabileceğini tartıştı. Şunu gözlemledim: Medya-haber kirliliğine, dezenformasyona rağmen bir özgür basın arayışı, özgür basın direnci var. Ve bu direnci tehdit eden pasifikasyona ve hakim basına entegre etme çabasına karşı diri! Tutunacak dal aramıyor, o dalı kendi yaratmaya çalışıyor. Suskun duvar” olmayı ya da “duvar” kalmayı kabullenmeyen, arayış içinde olan, sürekli sorgulayan bir karakter öne çıkıyor. Alan bulmaya kendine alan yaratmaya çalışıyor. Bu karakter, “aidiyet” konusunda tartışmalı açılımlar da yapsa “kişilikli ve kimlikli gazetecilik” hususunu oldukça önemsiyor görünüyor. Sorunları ekonomizme eden ve çoklukla, yokluk ve yoksulluğa bağlayan yaklaşımı reddediyor. Kaynaklarını kendi yaratma ya da doğru habercilik-doğru ilişkilenmeyle halktan beslenme etiğinin altını çiziyor. Aslında gerçek gazetecilik/habercilik refleksidir bu… Bu eksende gelişen tartışma, görüş ve önerilerden yetersiz de olsa bazı çözümler üretmek mümkün olabilir.
Basın emekçileri, medya patronu, sahibi ya da idari yapıları ve bu yapıların haberci üzerindeki yasakçı, kısıtlayıcı tutumundan hayli rahatsız. Ağırlıkla ulusal basın platformlarında görülen bu durum, köreltici bulunuyor ve sahadan çarpıcı örneklerle ortaya konuyor. Bu örneklemeler, bağımlılık (gazeteci-patron) ilişkilerinin, bundan kaçınma gibi özgürlükçü tutumları bastırdığı görüşünü bir kez daha doğrulamış oluyor.
Sanırım, Özgür ve özgün olma arayışında olmayan, belli merkezlerle çalışan birçok yerel basının, yerel muhabirin, gazetecinin de önemli problemlerden biri bu… Problemin çözümü ise kısa ve orta vadede şimdilik mümkün görünmüyor…
Deprem süreçlerini ağlak bir dille aşırı dramatize eden ve gereğinden fazla uzatan sunumlar oldu. Bu sunumlara rağmen katılımcıların sorunlar ve nedenleri konusunda donanımlı görülmeleri; farklı zaman dilimlerinde yapılacak (ulusal-yerel) farklı çalışmalarla MunzurPress daha iyi konuma gelecek gibi. Bu gibi çalışmalarını sürekliliği kapsam-içerik-nitelik bağlamında güçlendirilmesi bu sonucu verebilir.
Yerel-ulusal basın bağlamında yapılan sunumlarla ortaya çıkan hakikat şu: Basın tekeli İstanbul ve İstanbul dışında basın konulu düşünsel ve kültürel açılım ve çalışmalara olanak tanınmıyor. Yerel gazeteciler alan bulamıyor. Böylece toplum tekelci medya grupları üzerinden enforme edliyor. Yatatılan bilgi kirliliğiyle toplumun haber alama özgürlüğü/olanağı kalmıyor. Tam da burada “amacımız Bölge gazeteciliğine nefes aldırmak. Bağımsız hür gazetecilik yapmak” vurgusu önem kazanıyor.
MunzurPress, bu vurgusuyla önemli ve bir sorumluluğu da üstlenmiş oluyor: Bölge gazeteciliğine nefes aldırmak. Yol açmak, zemin yaratmak…
Konferanstaki “yerel basının toplumsal hafızayı oluşturduğu” ya da “oluşturması gerektiği” vurgusunu önemsemek gerekir. Bu hafızayı başka biri ya da birleri oluşturamaz. Hayatı, olayları, nedeni, nasılı belgelerle hafızaya almak tarihin doğru okunması ve anlaşılması kadar geleceğe doğru aktarılması açısından da son derece önemlidir. Ve bu hafıza, bir konuşmacının dikkat çektiği “yerelin ulusala tabi olduğu uzun bir dönemi” değiştirebilir. Daha da önemlisi “milliyetçiliği” kırarak demokrasiye duyarlı hale getirebilir.
Ayrıca bazı konuşmacıların “90’lı yıllara ve bu yılardaki gazeteci güçlüklerine değinmesi“ hafızanın önemine dikkat çekmek” açısından anlamlıdır.
Munzur konuşuyor…
Duvar olmayı reddeden, konuşan Munzur’a önerilerim de var. Onlara da yazımın 2. bölümde yer vereceğim.
___________
(1) Yanlış anlamalara yer vermemek için belirtmekte fayda var: Gerçekleşen konferans “bölge ölçekli” değil. Farklı isim ve katılımcılarla gerçekleşen “Yerel” bir girdiğim. Bir “MunzurPress” çalışması.
