Cemal Özel

Suk, Şehir ve Bejar

featured

Şehir bir medeniyet göstergesi olarak insanlık skalasında çok ama çok önemli bir yer tutmaktadır. Şehrin ortaya çıkmasındaki sebeplerden belkide ilki ticarettir. 

Biz Kırmanç/Zazalar şehre Suk deriz ama kimi yerde ise Kurmançlar gibi Bacar diyenlerimizde vardır. Yani Alışveriş yapılan yer.

                                                    ★★★

Şehir, “sürekli toplumsal gelişme içinde bulunan ve toplumun, yerleşme,  barınma, gidiş geliş, çalışma, dinlenme, eğlenme gibi gereksinimlerin karşılandığı, pek az kimsenin tarımsal uğraşlarda bulunduğu, köylere göre nüfus yönünden daha yoğun olan ve küçük komşuluk birimlerinden oluşan yerleşim birimi” şeklinde yer almaktadır (Ruşen Keleş Kentbilim Terimleri Sözlüğü).

Şehirlerin tarihte ilk olarak ortaya çıktığı dönemi saptamak güçtür. Buna karşın, şehir olarak adlandırılabilecek yapıların ilk olarak M.Ö. 6000 yıllarında belirmeye, M.Ö. 4000 dolaylarında da tam olarak kendisini  göstermeye  başladığı  söylenebilir. M.Ö. 4000-3000 yılları arasında maden bilgisindeki gelişme ile birlikte, coğrafik, ekonomik ve kültürel koşullardaki uygunluk, kentlerin oluşmasını beraberinde getirmiştir ( Paul K. Hatt, Albert J. Reiss, Jr. (2002) “Kentsel Yerleşimlerin Tarihi”  B.Duru  ve  A. Alkan (der. ve çev.)  20.  Yüzyıl  Kenti içinde  ).

Yerleşik düzene geçilmesi ile şehir(leşme) süreci başlamış olup tarihin en köklü ve uzun ömürlü kültür ve medeniyetleri, daima şehirlerde ortaya çıkmıştır. Tarihin tüm evrelerinde şehirler, ticaret, sanayi ve eğitimi örgütleyen medeniyetlerin öncülüğünde kurulmuştur. Zaman ve mekan içerisinde, dünyanın her tarafında şehir, parçası olduğu toplumun karakteristik özelliklerini taşır ve sürekli değişim gösterebilenleri insanlık birikimini gelecek kuşaklara taşımıştır.. Dolayısıyla şehri, tek başına var olan bir topluluk olarak ele almak zordur.

Dünyanın farklı medeni coğrafyalarında ortaya çıkan şehirsel yaşam, tarihsel ve toplumsal koşullar açısından farklılıklar arz etmiştir. Bundan dolayı da farklı şehir isim-tanımlamaları ortaya çıkmıştır. Mesela Yunanca polis, Fransızca cite, Arapça’da Medine, Almanya ve İskandinavya’ya kale ya da oturma alanı anlamında burg ya da borough, Latince’de ise yurttaşlık anlamında urbs ve civitas (Benevolo, Leonardo, Avrupa Tarihinde Kentler, (Çeviren Nur Nirven ) gibi…

                                                     ★★★

Bu uzun peşrevden sonra Kırmançki şehir demek olan Suk kelimesinin etimolojisine bakalım!.

Aramice yada klasik Süryanice olarak tanımlanan dil bölgemizde belki iki milenyuma yakın bir zaman süresi boyunca lingua franca dili olmuştur.

Medlerden taa Sasani devleti müslüman Araplarca yıkılana kadar İrani devletler bu kadim dili resmi dillerden biri olarak kullanmıştır.

Süryanice de köylülerin ürünlerini götürüp sattığı pazar ve dükkanların olduğu yere ‘’shuqo’’ denir.

Araplarda, Süryaniler gibi pazar yerine سوق [suːq] der. Büyük ihtimal bu kelime Arapçaya, Aramiceden geçmiştir…

Perslerde suq; pazar, suqi; ticaret-iş adamı olarak bazar ve bāzārgān (Türkçe bezirgan C.Ö) بازارگان  tanımlarının yanında kullanılmaktadır. (Dr. Ali Nourai, Etymological Dictionary of Persian, English and other Indo-European Languages)

Yine büyük bir ihtimal Kırmançki’ye de, Aramice üzerinden geçmiş gibi gözüküyor. Çünkü Aramice bölgemizin lingua franca ve resmi devletlerin dili olmasının yanında Mani dininin de resmi dili idi, ki, Rae haq/Alevi dininin alt yapısında manicilik olduğunu da burada yeri gelmişken kısa bir bilgi notu olarak belirtmek isterim.

Süryaniler şehre ise Mdito der ve buradan İbraniceye Medinat olarak geçmiş ayrıca bugünkü İsrail devletinin adı da bundan dolayı Medinat Yisra’el’dir. Yine bunun üzerinden Arapçaya Madīna oradan da Türkçeye ‘’uygarlık’’ anlamında madanī مدني “kentli, özellikle Medine’li” anlamında Türkçeye Medeni olarak geçmiştir. (Nişanyan sözlük)

                                                     ★★★

Şimdi de şehir kelimesinin etimolojisine bakalım! İrani Ahamenidler döneminden beri ‘’krallık ve devlet’’ anlamında eski Persçede (ben bu tanıma katılmasamda) denilen Ahamenid dilinde ‘’χşathra’’, Partça, Pehlevice, Persçe ve Soranice ‘’şahr’’ شهر “il, memleket, kent” anlamında olup Türkçeden bildiğimiz şehir buradan alıntıdır.

Biraz daha geriye gidip kelimenin kökenini didikleyelim.

Avestan; xşay, xşi;  sürmek, hak kazanmak, muktedir olma, güç getirme

Avestan; xşaca:, kral, hükümdar

Avestan; xşa-thra, xşathra: “bir kral’a sahip olmak”, krallık

“-thra, -tra”, “sahip olan, sahibi olan” anlamına gelen Avesta ekleridir.

Pehlevice Şatr; krallık, krallık şehri, şehir

Pehlevi, Persçe şah; kral

Persçe Şahrdar: Belediye Başkanı. (Dr. Ali Nourai, Etymological Dictionary of Persian, English and other Indo-European Languages) Bu kelime Kırmançki ve Kurmanciye ‘’Şaredari’’; Belediye olarak geçmiştir.

Ayrıca Ermenice aşχarh աշխարհ (“ülke” > “dünya”) Eski Farsçadan alıntıdır. (S. Nişanyan sözlük)

Kırmançki şehir suk olduğuna göre Belediye sukedariye olması lazım, Yani; suke+idariye, -iye iyelik, makam ve yer ekidir. (Hawar Tornecengi) Diye haklı itirazlarda bulunmaktadır.

Bu kısımda konu ile alakalı olduğu için bir paragraf açmak isterim.

Vartolu Kırmançlar kendi toplumuna ‘’şare ma’’ der.

Burada ki ‘’şar‘’ yukarıda şehir kelimesinin orjinal hali olan şahr’dır.

Eski İrani dillerden gelen kelimelerdeki ‘’h‘’ sesi kuzey İrani dillerde (Kürdi dillerde) düşer ve şahr (şehir) > şar olur.

Kırmançki Şare ma; memleketlimiz-hemşehrimiz, halkımız,  anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla Şar/Sar; ülke, bölge, şehir….vs… nin halkı veya toplumu anlamında kullanılmaktadır.

Herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemesi için bahsettiğim ‘’kafa’’ anlamındaki ‘’sar-ser’’ olmadığını da bu noktada belirtmek isterim.Dersim Kırmançki ve Kırdaskisinde (Kurmanci) kimi ‘’Ş’’ sesi ‘’S’’ sesine dönmektedir. Bunuda bu kısma ek bir not olarak ekleyelim.

Şar kelimesini Kürdler ve Anadolu da  yoğun bir şekilde kullanıldığını S. Nişanyan sözlüğünde not olarak yazmaktadır.

İlginç bir şekilde ‘’XI. yy. itibaren halk arasında bir çok Türk şar kelimesini kullanmıştır’’. (TDV İslam Ansiklopedisi Şehir Maddesi) Bilinen Türkçeye yabancı bir dilden giren ‘’H’’ sesi düşmemektedir. Bu bilgi notunu soru işareti ile beraber bu bölüme eklemek isterim.

Hülasa şehir kelimesi Avestan kökenli ‘’herhangi bir şey üzerinde hak talebi’’ anlamına gelen ‘’xşay, xşi’’ kelimesinden türemiş hükümranlık, şah ve hükümranlık yerleşim yeri anlamları kazanmış ve ardından bildiğimiz şehir tanımı oluşmuştur.

Devam edelim!

Türkçede şehir anlamında olan‘’kent’’ kelimeside kullanılmaktadır.   Yazmaz isem eksik kalacak diye düşündüğüm için buraya alayım.

Kent; Soğdca aynı anlama gelen kand veya kanth sözcüğünden alıntıdır. (Kaynak: Gharib sf. 191.) Bu sözcük Hotan Sakacası aynı anlama gelen kanthā sözcüğü ile eş kökenlidir. (Kaynak: H. W. Bailey, Dict. of Khotan Saka sf. 51.)

Türkiye Türkçesi 20. yy.’a dek “köy, kırsal yerleşim” anlamında kullanılmıştır. Anadolu’da eski yer adlarında daima “köy, mezra” anlamında görülür. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla canlandırıldı ve Asya Türkçesinde görülen “şehir” anlamı tercih edildi. (Nişanyan sözlük)

Türk şehirleri diye yutturulan Taşkent (Taçkent), Semerkant v.s. bilinen klasik Sogd şehirleri idi. Buradaki Taç; Arapçada ‘’Ç’’ sesi olmadığından otomatikman ‘’Ş’’ sesine dönmektedir. Mesela Çeçen > Şeşen gibi… Yani Taç > Taş.

                                                                ★★★

Bejar kelimesinin kökeni olan ve alışveriş yapılan  yapılan yer anlamına gelen pazar kelimesine bakalım.                                 

Ahamenid dilinde ‘’vahā-çarāna’’; alışveriş-yeri, Sogdca vāçarn, Partça ve Pehleviceye ‘’vāzār’’ olarak evrilmiş olup Persçeye ise klasik ‘’V > B’’ ses değişimine uğrayarak ‘’bāzār’’ بازار  olarak, oradan da Türkçeye bildiğimiz ‘’pazar’’ diye geçmiştir.

Kırmançki satın almak; hernayiş, satmak; rotiş bu kelimeler Kurmanci ve Sorani; kırin ve frotin, Gorani/Hewremani; asay u vretay şeklindedir. Kırmançki alışveriş ‘’axsata’’, Kurmancide ise ‘’dan u stendin’’ demektir. Kuşkusuz bu tanımlar bölgelere göre dialekt ve telaffuz farklılığı arz etmekte beraber ekstra etimolojilerine bakılması gerekmektedir. Makalemizin konu ve muhtevası buna uygun olmadığından sadece belirtip geçiyorum.

Bölgemizde insanlar mallarını götürüp sattığı veya ihtiyacı olan eşyaları temin ettikleri yere Aramice Suk demiştir. Kırmanç/Zazalar ise bu tanıma şehir anlamı yüklemişlerdir. Dolayısıyla şehre Kırmançki Suk denmektedir. Buda bize ta antik dönemden beri Aramiler ile olan ilişkiye işaret etmektedir. Kurmançlar ise şehre ‘’Bejar’’ der ve bu kelime Persçede alışveriş yapılan yer anlamında olan bazar kelimesinin ‘’Z >J’’ ses değişimine uğramış hali olup şehir anlamı yüklenmiştir. Bu ses değişimi Kurmancide çok belirgin fenomenal bir durumdur. Mesela ‘’roz > roj’’… gibi.

Bizlerdeki Suk-Bejar tanımları sosyolojik olarak bir zamanlar toplumumuzun epey bir kısmının köylü, bir kısmının ise göçebe-yarı göçebe olduğunu da anlatmaktadır.

NOT; Ḫanna Beṯ-Şawoce’ya Arami-Süryanice yardımından dolayı teşekkür ederim.

Ahamenid; (Avestan) xşay, xşi > xşāyth; aynı fiil kökenli olup ‘’muktedir olma, güç getirme’’  anlamda olup oradan Pehleviye şah diye geçmiştir.

Suk, Şehir ve Bejar

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Munzur Press ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!