escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Mehmet Akar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarih
  4. Semsûr Hikâyeleri – 6

Semsûr Hikâyeleri – 6

featured
Semsûr Hikâyeleri – 6

Hikâyelerimiz devam ediyor. Okurlara teşekkür ederim.
Beşinci hikâyemizde Abraham peygamberin Urfa’da geçen efsanesinden söz etmiştik. Urfa civarında bu olaylar yaşanırken, dünyanın başka bölgelerinde insanlık çok daha korkunç sahnelere tanıklık ediyordu.

Abraham, bir tanrı-kralın emriyle Urfa’dan tecrit edilince bir tanrı-kraldan kurtulup kendini bir başka tanrı-kralın kucağında buldu. Karşılaştığı bu tanrı-kral, Abraham’ın karısı Sara’ya gönül düşürdü. Kadının kim olduğunu sorduğunda Abraham, “babamın kızı” dedi. Merhamete gelen tanrı-kral, Sara’nın Abraham’ın eşi olduğunu öğrenince geri adım attı.

Bu tanrı-kral, gücünü ve adını tarihe kazımak için devasa yapılar inşa etti. Küçük insanlar bu taş yığınlarının altında ezildi. Bugünün özgür insanı bile bu yapıları görünce dili tutulur. Binlerce köle bu anıtların altında can verdi. Kölelik dünyanın her köşesinde bir meta haline gelmişti. Köleler köleliği içselleştirmişti.
İnanıyorlardı ki tanrı bazılarını sahip olmak, bazılarını da köle olmak için yaratmıştı.

Bir kölelik karşıtı aktiviste soruldu:
“En zorlandığın an neydi?”
Cevabı kesindi:
“Bir köleye, köle olduğunu anlatmak.”

Mısır’daki Yahudi köleler de, Babil’deki Yahudiler gibi köleliği kabullenmişti. Mısır’dakiler Musa’nın dört yüz yıl sonra gelişini beklerken, Babil’deki köleler Medlerin yüz yıllar sonra uzanan elini bekledi.

Aynı çağlarda coğrafyanın başka bir köşesinde, kralların tanrılarına boyun eğmeyen düşünürler, ballandırılmış zehirlerle öldürülüyordu. Bu kurbanlardan biri, iki bin beş yüz yıl önce Yunanistan’da yaşayan Sokrates idi.
Krallar gücünü Yunan tanrılarından alıyor, ülkeyi en zenginler adına yönetiyordu. Fakirler, köleler ve kadınlar bu sözde demokrasinin dışındaydı. Bu bir zenginler demokrasisiydi.

Köleler, Zeus’un devasa heykellerini, Athena’nın muhteşem suretini inşa ediyordu. Athena; zekânın, sanatın, ilhamın ve barışın tanrıçasıydı.

Başka bir diyarda, “Dünya yuvarlaktır ve Güneş’in etrafında döner” diyen Galileo, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri tarafından ömrünün sonuna kadar ev hapsine mahkûm edildi. Ev hapsi o günden miras kaldı.

Uzak bir ülkede ise insanlar, kendilerini korumak için binlerce kilometrelik devasa surlar inşa etti. Ama saldırganlar o surları aşıp bostanlardan domates, biber çalmaya devam etti.

Babil Kralı Nabukadnezar, Med Kralı Siyakseras’ın kızı Amitis ile evlendi. Amitis, Med diyarını özlemesin diye, binlerce Yahudi kölenin ölümü pahasına efsane Asma Bahçeleri inşa ettirdi. Kölelik devam ediyordu.

Spartaküs’ün isyanı bugün bile insanlığa ışık tutuyor.

Dünyanın her yerinde kölelik sürerken, kırk iki bin yıl önce Palanî ve Harun mağaralarında yaşayan klanların torunları da bu tarihsel girdabın dışına düşmedi.

Kommagene Kralı Antiochos, Beli Dağı’nın 2.100 metre zirvesinde kendisi için bir anıt-mezar yaptırdı. Elli metre yüksekliğinde yapay bir taş tepe, altına gizlenmiş bir mezar…
Doğu ve batı yamaçlarına tanrı ve kralların heykellerini yerleştirdi.

Bugün dünya mirası listesinde olan bu heykelleri yapanlara “Hevalên min – arkadaşlarım” dedi. Onlarla Horik köyünden gelen peynirleri, karpuzları ve sac ekmeğini aynı sofrada paylaştı.

Kölelik çağında bir kral, ilk kez işçilerine arkadaşım demişti.

Hikâyemiz devam edecek…

Semsûr Hikâyeleri – 6
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir