escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
  1. Haberler
  2. Bölge Haberleri
  3. 7 sivilin öldürülmesinde 32 yıl sonra ‘zamanaşımından’ takipsizlik kararı

7 sivilin öldürülmesinde 32 yıl sonra ‘zamanaşımından’ takipsizlik kararı

featured

Diyarbakır Kulp’ta 7 sivilin öldürülmesinde, 37 asker hakkında başlatılan soruşturmada 33 yıl sonra takipsizlik kararı verildi.

Bingöl’ün Solhan ilçesinde çıkan çatışmada 3 örgüt mensubunun cenazesini karşılayan ilçe sakinlerinin üzerine 24 Aralık 1991’de açılmasıyla 7 kişinin ölümüne dair 37 asker hakkında başlatılan soruşturmada 33 yıl sonra takipsizlik kararı verildi.

Valinin karşı çıkmasına karşın dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı İsmet Yediyıldız’ın ateş açma emriyle Mehmet Nesip Altın, Neytullah Tekin, Hayrettin Demirtuyi, Felemez Bulut, Ömer Öztürk, Ali Miltaş ve Şahin Tekin’in ölümü, Mehmet Şah Tekin ve Şeyhmus Altındağ ise yaralanmasıyla açılan soruşturmada zaman aşımından dolayı takipsizlik kararı verildi. 7 kişinin öldürülmesiyle 25 Ağustos 1992’de dönemin Kulp Cumhuriyet Savcısı Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na fezleke göndermesiyle başlatılan soruşturmada çarpıcı bilgiler yer aldı.

Savcılığın gönderdiği fezlekede, olay tarihinde il jandarma komutanı olan, tuğgeneral rütbesine yükseldikten sonra emekliye ayrılan ve 1999’da Trabzon’da trafik kazasında ölen Albay İsmet Yediyıldız’ın, dönemin valisinin karşı çıkmasına karşın ateş emri verdiği ifade edildi. Yediyıldız’ın “görevin ifası sırasında adam öldürmek ve aynı suça teşebbüs” iddiasıyla yargılanması için izin istedi, ancak fezleke ile ilgili bir işlem yapılmadı. Savcılık, 7 Temmuz 1993’te dosya ile ilgili görevsizlik kararı vererek, olay günü Kulp’ta görevli olan Hazro, Silvan, Ergani ve Lice jandarma personelleri hakkında soruşturma izni verilmesi için de il ve ilçe idare kurullarına yazı yazdı, ancak dosyada 2012 yılına kadar ilerleme sağlanmadı.

37 asker şüpheli olarak ifade verdi

Dosyanın avukatı Nahit Eren’in, yeni bir suç duyurusu dilekçesiyle dosyada zaman aşımına kısa bir süre kala görevsizlik kararı kaldırıldı. Savcılık, “birden fazla kişiyi aynı sebepten öldürme” suçundan yeniden soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında olayla ilgili 37 subay ve astsubayın “şüpheli” sıfatıyla ifadeleri alındı. Soruşturma sürecinde Albay İsmet Yediyıldız’ın da aralarında bulunduğu 4 askerin hayatını kaybetmesi üzerine dosyada şüpheli sayısı 33’e daha sonraki süreçte ölümlerle birlikte dosyadaki şüpheli sayısı 30’a düştü.

Delil bulunamadı kararı

Soruşturma sürerken ailelerin avukatı Nahit Eren, 23 yıl geçmesine rağmen olayın etkili ve hızlı bir şekilde soruşturulmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edilmesi nedeniyle 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı olaydan 26 yıl sonra 2 Kasım 2017 günü soruşturmayı tamamlayarak dosyada takipsizlik kararı verdi. Kararda, olay yerindeki jandarma personeline ait olduğuna ve dolayısıyla jandarma personelinin bu kişilerin ölümüne sebebiyet verdiğine dair hiçbir delil bulunmadığı savunulan kararda, ölenlerin vücutlarından çıkarılan ya da olay yerinde ele geçirilen mermi çekirdeği ve boş kovanların hangi jandarma personelinin silahından ateş edildiğine dair bilirkişi incelemesi de bulunmadığı kaydedildi. Kararda, olayı tarafsızca anlatabilecek bir tanık ifadesi olmadığı ileri sürüldü. Kararda “jandarma personelinin maktullerin ölümüne sebebiyet verdiği kabul edilse dahi meşru meşru müdafaa şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığı” ifade edildi.  Askerlerin, protestocuları dağıtmak ve yaşam haklarını korumak için ateş etmek zorunda kaldıkları kaydedilen kararda, “saldırı ve savunmanın orantılı” olduğu savunuldu.

Etkili soruşturma yürütülmemesinden ihlal kararı

Takipsizlik kararının kaldırılması için yapılan itiraz reddedilince Eren, etkin soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle ikinci kez 2018’de ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, Avukat Eren’in 2014 yılında yapılan başvuruyu olaydan koşulları oluşmadığı halde silah kullanarak 7 kişinin ölümüne ve 2 kişinin yaralanması neden olmaları ve adli makamların da bu olayı etkili ve süratli biçimde soruşturmamaları nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği dair başvurunun “Kabul edilebilir” olduğuna karar verdi.  Anayasa Mahkemesi olayla ilgili “yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine” hükmetti.

Yeniden soruşturma ve takipsizlik

Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararıyla 2020’de yeniden soruşturmayı açtı. Ancak dosya aradan geçen 3 yıl boyunca dosyada herhangi bir ilerleme sağlanmadı. Savcılık, 3 yıl dosya bekletildikten sonra dosyada zaman aşımından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. Kararda, suçun işlendiği tarihte zaman aşımını düzenleyen 765 sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) yürürlükte olduğu, zaman aşımı süresinin olağanüstü durumlarda zaman aşımını 45 yıl olarak düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın ise daha suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiği belirtildi.  Kararda, 765 sayılı TCK’ nın zamanaşımı yönünden uygulanmasının şüphelilerin lehine olduğu, 5237 sayılı TCK’ nın 7/2 maddesi dikkate alındığında, şüphelinin lehine olan kanunun uygulanması gerektiğinden vurgulandı. Şüphelilerin üzerine atılı suç bakımından olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 30 yıl olarak kabul edileceği, şüphelilerin üzerine atılı “birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürme” suçu açısından dava zaman aşımı süresinin 24 Aralık 2021’de dolduğu bu nedenle kovuşturma imkanı bulunmadığı ifade edilerek dosyada kovuşturmaya yer olamadığı kararı verildi. 

33 yılda tek bir kişinin ifadesi alınmadı

Dosyadaki takipsizlik kararına karşı dosyanın avukatı Nahit Eren, üçüncü kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya hazırlanıyor. Eren, “33 yılda tek bir kişinin ifadesi bile alınmadı. İnsanların böyle herkesin gözleri önünde öldürüldüğü bir dosya Türk yargısı tarafından maalesef yine kapatıldı” dedi.

Maalesef dosyayı kapattılar

Dosyanın tekrar Anayasa Mahkemesi önünde olduğunu dile getiren Eren, “Türkiye’de burada bu tür suçlar ‘insanlığa karşı suç’ olarak maalesef kabul emiyorlar. Tabii ki bizim iddia ettiğimiz, üzerinde durduğumuz insanlık suçlarında zaman aşımının olmadığıdır. Temennimiz yeniden dosyanın açılması, ama bu konuda mevcut yargı pratiği maalesef bir kez daha dosyanın soruşturmaya konu edilmesinden ziyade Anayasa Mahkemesi’nin vereceği etkin soruşturmanın yürütülmemesinden dolayı ihlal kararı olabilir. Ama dediğim gibi tamamen zamana yayılan, 30 yıl boyunca hiçbir şey yapılmayan, açıkça Diyarbakır’da tutulan bir dava dosyası. 30 yıl tek bir işlem yapmayıp dosyayı bu şekilde maalesef kapattılar” ifadelerini kullandı.

7 sivilin öldürülmesinde 32 yıl sonra ‘zamanaşımından’ takipsizlik kararı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir